‘Telekulak degil asrin iftira skandali’
Hepimiz Yeni Safak ve Star gazetelerinin “Telekulak skandali” mansetini hatirliyoruz. Adnan Çimen ve Adem Özcan isimli savcilarin da adlarini vererek, yasa disi bir biçimde, 7 bin kisinin dinledigini ileri sürmüslerdi. Adnan Çimen, bu iftiralara karsi dava açiyor. Avukati da gerekçesini açikladi. 7 bin kisinin dinlendigi iddiasinin, asrin telekulak skandali degil, asrin iftira skandali oldugunu belirtiyorlar. Dinlenen kisi sayisi 230; 110 kisi hakkinda dinleme kararini CMK’nin 250. maddesiyle yetkili mahkeme hâkimleri, 120 süpheliye iliskin dinleme kararini ise Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesiyle yetkilendirilen 5-6 farkli özgürlük hâkimi vermis. Suç duyurusu, sadece bu yalani servis eden gazetecilere degil, ayni zamanda “7 bin kisi degil, 2 bin 280 kisi dinlendi” diyen Istanbul Cumhuriyet Bassavcisi Hadi Salihoglu’nu da kapsiyor.
Bu konuyu sütunumda yazmistim. Dört Bir Taraf programinda da, telekulak skandalinin rakamini 7 bin olarak telâffuz eden Nagehan Alçi ve Abdülkadir Selvi’yi “Isin içinde baska seyler olabilir. Hâkimler ve Savcilar Yüksek Kurulu el koydu; bunun sonucunu bekleyin” diye uyarmistim. Ama onlar, maalesef çok önemli bir dezenformasyon faaliyetine istemeden alet oldular.
Konu, üzeri kapatilacak gibi degil.
Zira isin içinde Iran’la isbirligi yapan ve Türk bürokrasisinde hayli üst seviyede bulunan insanlar da olabilir. Savci Adnan Çimen, isim vermiyor fakat Tevhid-Selâm-Kudüs Ordusu’nun geçmiste Ugur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kislali gibi aydinlari öldürdügünü hatirlatiyor ve ülkede yeniden kaos yaratacak faaliyetlerin, bu sorusturma sayesinde engellendigini belirtiyor.
Tevhid-Selâm sorusturmasi, 2010’da, K.Y’nin, kocasinin casusluk faaliyetleri hakkindaki suç duyurusuyla basliyor. K.Y, Bursa’da Sencer Polis Merkezi’ne giderek ifade veriyor. Sonra konu, Istanbul Emniyeti’ne yansiyor. Bursa ve Istanbul Emniyet Müdürlükleri, 8 aya yakin istihbari dinleme gerçeklestiriyorlar. Tahkikat, daha sonra Istanbul Cumhuriyet Bassavciligi’na iletiliyor. Cumhuriyet Bassavci Vekili’nin inceleme ve olurundan geçtikten sonra dosya Savci Adnan Çimen’e veriliyor.
Dosyanin kapatilmak istenmesinin sebepleri, Adnan Çimen’in avukati tarafindan su sekilde açiklaniyor: “Müvekkilim, KCK-PKK operasyonlarini yürütürken, terör örgütü içerisinde bir kisim kamu görevlilerinden olusan ve devlet içerisinde hayati mevkileri isgal eden derin yapiya rastlamistir. Terör örgütünün içerisine haber elemani olarak sizmis ancak daha sonra örgütün bir parçasi haline gelmis kamu görevlilerinden olusan derin yapilanmanin, örgütün çözülmesi yönünde bilgi sizdirmak bir yana, terör örgütüyle amaç ve eylemsel birliktelik kurdugu belirlenmistir. Bu derin yapilanma, fark edildigini anlayinca, olayi kamufle etme gayretine girmistir. Mesele, ‘siyasi iktidara yönelik bir komplo’ olarak sunulmus, ne yazik ki bunda basarili da olunmustur. (Burada 7 Subat kastediliyor. N.I.) Tevhid-Selâm-Kudüs Ordusu Terör Örgütü’ne iliskin sorusturmada da mahkeme karariyla yapilan dinlemeler ve fiziki takipler sonucunda, derin yapinin bir kanadinin Tevhit Selâm Örgütü’nün içerisinde fiilen yer alarak onlara üst düzey istihbarat ve lojistik destek verdigi tespit edilmistir. Bu tespitlerden haberdar olan derin yapilanma, yasal takibata ugramamak için ‘Yavuz hirsiz ev sahibini bastirir’ atasözünü dogrular sekilde sorusturmayla hiç ilgisi bulunmayan binlerce insani, sanki bu dosya kapsaminda dinlenmis gibi gösterip, kara propaganda ortaminda kendisini gizlemek istemistir.”
Adnan Çimen hem KCK-PKK sorusturmasi hem de Tevhid-Selâm-Kudüs dosyasi sayesinde, AK Parti Gaziantep Milletvekili Samil Tayyar’in “Kürt Ergenekonu” diye isimlendirdigi bu yapiya ulastiklarini ileri sürüyor. (Bu tanim, derin devletin terör örgütlerini kullanarak, Türkiye’yi istikrarsizlastirma çabalarini tarif ediyor. N.I.)
Konu hiç de yabana atilacak gibi degil. Keske Cumhurbaskani Abdullah Gül, Türkiye’nin güvenligini ilgilendiren bu meselede Devlet Denetleme Kurulu’nu devreye soksa. Keske, muhalefet milletvekilleri, soru önergeleriyle iddialari Meclis’e tasisa. Kim hakli?.. Telekulak skandali mansetini atan gazeteler mi yoksa savci Adnan Çimen mi?
Çimen’den sorular
Sikâyet dilekçesinde Savci Adnan Çimen, su sorulari ortaya atiyor:
1) Ülkenin faili meçhul cinayetlerle karismasi ve kaos ortaminin olusmasi için faaliyet gösteren yapilar ve arkalarindaki irade kimdir?
2) Cumhuriyet savcilarinca yaklasik 3 yil boyunca yürütülen sorusturma neden desifre edilmistir?
3) Cumhuriyet Bassavcisi Hadi Salihoglu’ndan, basindaki iftira kabilinden haberleri dogrular mahiyette açiklama yapmasi için talepte bulunulmus mudur?
4) Sorusturmanin basina yansitilmasi, terör örgütüyle ilgili takibati neticesiz birakmamis midir? Bu yayinlar örgüt elemanlarinin kaçmalarina firsat vermis midir?
5) Bundan sonra meydana gelmesi muhtemel faili meçhul cinayetlerin sorumlulari, bu sorusturmayi desifre edip, üzerini kapatmaya tevessül edenler olmayacak midir?
Tevhid Selâm Örgütü sorusturmasinda, hâkim karariyla sadece 230 kisi dinlenmis olmasina ragmen, 7 bin kisinin paralel örgüt tarafindan dinlendigini ileri süren 2 gazeteye dosyanin savcisi Adnan Çimen dava açti.
Nazli Ilicak