Makale

TERÖR BIR INSANLIK SUÇUDUR

Son birkaç yildir sivillere yönelik terörist eylemlerde bir duraganlik vardi. Ne var ki Istanbul Taksimde patlayan bir bomba sessizligi bozdu. Simdiden 6 kisi yasamini yitirdi,83 yarali var, bir kaçinin durumu ciddiyetini koruyor. Anlasilan o ki birileri yine tetige basti. Tam da seçim düzlemine girmisken Türkiye karanlik güçler yine infial ve panik yaratacak bir katliam sergiledi. Bu insanlik disi terörist eylemi siddetle kiniyorum. Yasamini yitirenlerin ailelerine bas sagligi diliyorum,yaralilara sifa diliyorum. Bu insanlik disi olayin gelisim seyri ve konuya iliskin resmi makamlarca yapilan açiklamalar konusunda yorum yapmayacagim. Lakin bu her kesim tarafindan konusuluyor, tartisiliyor. Bu yazida terör ve siddet neyi amaçlar, bu is en çok kimin isine yarar konusuna deginecegim. Belki buradan hareketle bir kaniya ulasabiliriz.

En basta belirtmeliyim ki Terör, toplumu tedip etmek konusunda, dünyanin çesitli ülkelerinde yüzyillardir tutulan bir yoldur.

Yine belirtmeliyim ki, Terör ve Siddet mesru bir zeminde, hakli bir durumda olmadigi sürece bir siyasal mücadele biçimi olarak tasvip edilemez.

Siddet ve terörü amaç edinmis örgütlü güçler,siyaseten halka anlatacaklari bir meram bulmakta güçlük çeken,demokratik olanaklar içinde kendini ifade etmekte zorlanan,demokratik ve barisçil ortamlarda halka anlatabilecek bir seyi olmayan örgütlerdir. Bu örgütler, halk kitlelerini ikna edebilecek politik söylem ve malzemelerden yoksundurlar. Onlar, demokratik ve sivil yollarla,- siddete basvurmadan- halk muhalefetini örgütleyemeyen güçlerdir.

Siddeti amaç edinmis örgütler,, politik irtifa kaybi yasayan ve halk nezdinde itibarsiz ve güvensiz duruma düsmüs, halkta yüzlerinin bir karsiligi olmayan örgütlerdir. Bu nedenle itibar ve güven kaybi onlari reyting kaygisina sürüklemistir.

Halktan yüz bulamayan bu örgütler reyting elde etmek, bu yolla yeni taraftarlar bulmak için ses getiren eylemlere girismeyi çikar yol olarak seçerler. Fedai eylemlerinde, canli bomba eylemlerinde, kaç kisinin yasamina son verildigi, ölenlerin kimler oldugu, hangi kesime mensup oldugu onlarin umurunda degildir. Ölenlerin sayisi ve kimligi onlar bakimindan önemli degildir.

Onlar uzun bir süre o eylemi gerçeklestiren kisilerin ‘kahramanligi’ ile övünüp ‘sehitlik’ ‘yigitlik’ edebiyati yaparlar. Eylemi yaptiranlar ya da azmettirenlerin tüm söylemleri varsa yoksa eylemci üzerindeki edebiyat ve nutuklaridir.

Halktan ölen kisiler konusunda vicdanlari suskundur.

Siyasal muhalefeti, ayrismalari, kutuplasmayi tirmandirip ‘kisasa kisas’ ya da ‘mukabeleyi bir misil’ haline getirmek, karsitlik siyasetini silahli yollarla, siddet ve terör yolu ile sürdürmek akil kari degildir. Muhalefet ve karsitlik yapanlarin, siddeti temel mücadele yöntemi sayanlarin, insan yasamini hiçe saymasi, cana ve mala yönelmesi, çevreye, dogaya ve kültürel degerlere karsi duyarsiz olmasi nedeni ile halk ile aralarindaki duygusal kopus giderek büyür, sonuçta halktaki kredileri kesilir.

Terör ve siddetten baska siyaset üretemeyenler, son tahlilde terörden beslenmek durumuna düserler.Soylu degerleri yok olur,ahlaki, vicdani ve insani degerlerini yitirirler. Bu kisi ve örgütler siddeti amaç edinmis, siddeti kendi dükkânlarinin rafina koymus, müsterisini beklemeye koyulurlar. Siddete sarilanlar bu nedenle siyasete, siyaset kurumlarina ve siyaset adamlarina yönelirler. Infazlar, kaçirmalar, tehdit, rüsvet ve korkutmalarin nedeni kendi egemenliklerini dayatma gayesini tasir, kendi hâkimiyetlerini hissettirme, kendi varligini gösterme amaci güder.

Terör ve siddeti vekâleten sürdüren ve bu nedenle bölgede’ taseron’ örgüt sifati kazanmis olan örgütler, bir yandan kendi örgütlerini bu yolla diriltmeyi ve canlandirmayi, diger yandan da büyük bir ‘kira geliri’elde etmeyi hedeflerler.

Terör üreten örgütler,terörü amaç edinmis örgütler, kar ettiren isletmelerdir. Bu nedenle ‘kar ettiren’ bir isletmenin kapanmasi,siyasal üstünlük kurma sevdasindaki ülkelerin yararina degildir.

Bu gün Ortadogu da küresel güç olma sevdasindaki kimi ülkelerin ‘tedhis ve terör’ örgütlerinden bir türlü vaz geçmemeleri bundandir. Onlar her zaman ‘fason terör örgütlerine’ ve ‘vekâlet savasi sürdürecek örgütlere’ siyaseten ihtiyaç duyarlar.

Bu ülkeler de tipki örgütler gibi ‘terörden beslenip terör üreten’ ülkelerdir.

OysakiDemokrasiye, insan haklarina ve barisa gönülden bagli ülkeler ve siyaset kurumlari, terör nereden gelirse gelsin, kimden gelirse gelsin karsi koyarlar. Terör üreten isletmelere ( örgütlere) terör sektörüne ne gizli ne de açik asla arka çikmazlar,tedhis örgütlerine destek sunmazlar.

Demokratik yasami olmazsa olmaz gören yönetimlerin terör sektöründe pazari olmaz.

Demokrasiyi benimsemis kurum ve kisilerin terörist isletmelerle bir alis-verisleri olmaz. Onlarin pazari demokrasi, özgürlük ve esitlik pazaridir. Bu güçler, Insan haklarinin genisletilmesi, yasam standartlarinin yükseltilmesi gibi sorunlara zaman ve beyinlerini harcarlar. Siddet ve baski demokrasi güçlerinin kitabinda yer almaz. Bu nedenle siddet ve terör onlardan yüz ve arka bulamaz, onlarin diyarindan terör ithal edemez.

Çünkü özgürlük ve demokrasi genisledikçe, siddet ve terör daralir, siddetinkol ve kanatlari kirilir.

Terörle beslenip terör üretenler için önemli olan insan yasam, hak, hukuk ya da vicdan degildir.

Onlar için varsa yoksa kan, intikam,tediplestirme, korku salma, korku psikolojisi ile kendi siddetlerini mesrulastirma, halki kendi koyduklari kurallara riayet ettirme, kendi gündemlerini halka dayatma, halki egemenlik ve etki alanlarinda tutma ve böylece kendi varliklarini sürdürmektir esas olan.Onlarin güncel davasi kendi siddetlerini mesru kilma çabalarindan olusur.

Siddet siyasal iflasin bilançosudur.

Her terör eylemini incelerken onun yarar verdigi ya da zarar verdigi kesimler bakimindan degerlendirirsek onu kimlerin yapabilecegine dair fikirler edinmis oluruz. Türkiye ve Ortadoguda ‘terör isletmelerinin ‘bol oldugu yerlerde, hemen tüm terörist faaliyetlerde benzer yol ve yöntemler kullanilir. Canli bombalar, çalinti araçlarla yapilan bombali saldirilar, el yapimi bombalarla düzenekler kurmak, mayinlar ve uzaktan kumandali patlayicilar, silahli taramalar, mayinlar, tonlarca agirlikta yere gömülmüs EYP patlayicilar. vs.

Hemen her terörist örgüt bunlardan bir ya da birkaç yöntemi seçer ve kullanir. Bu nedenle olayin biçimi ya da yönteminden hareketle olayin faillerine ulasmak zordur. Faillerya önceden biliniyordur, ya da olay bir örgüte fatura edilecek, birilerineyikilacaktir ve böylece arkasindakigüçlere kara çalinacaktir. Terörden medet umanlarin yaptigi budur.

Eger bir terörist eylemin ilk dakikasinda eylemin faillerinin kimligi dile getiriliyorsa bu ‘haberdar’ bir eylemdir. Kim eylemin arkasindaki gücü isaret ediyorsa o, o eylemden haberdar degilse nasil böyle bir bilgi sunabilir.

Çünkü terör ile beslenenler terör de üretirler. Onlarin terör imalathaneleri sürekli çalisir durumdadir.

Bir devlet ya da güç ya da örgüt, terörle arasina mesafe koymussa, her türlü terörist eylemi kinar, teröre malzeme olabilecek tavir, davranis ve söylemlerden kaçinir.

Siddet ve teröre karsi ürkek, çekingen ve utangaç kalinamaz.

Siddet ve teröre karsi vicdan sessiz kalamaz.

Siddet ve terör isletmeleri masum görülemez, taltifedilemez, onlarindükkânindan gida alinamaz.

Siddeti amaç edinmis örgütlere selam verilemez, onlarlahasbihal edilemez, dügünlerine, cenazelerine gidilemez, tasalarina ve kederlerine, sevinçlerine ortak olunamaz.

Terör imalathanelerinin kar ortagi olunamaz.

Onlarin ürettigi malzeme üzerinden hesap kitap yapilamaz.

Latif Epözdemir

Back to top button