Terör bu kez Fransa’daydi

Fransa’nin baskenti Paris’te geçtigimiz günlerde Charlie Hebdo ( Köklü Mizah) dergisinin bürosuna düzenlenen silahli saldiri sonucunda aralarinda Dünyaca ünlü JEAN CABU, STEFAEN CHARBONIE ve GEORGE WOLINSKY gibi karikatür çizer ve mizah yazarinin da bulundugu 10 yazar/çizer ve akademisyen katledildi. Bu saldirida iki de güvenlik görevlisi öldürüldü. Saldirinin radikal ve fanatik Islamcilar tarafindan yapildigi gelen bilgiler arasindadir.
Bu eylemin desteklenmesi amaci ile ve daha Charlie Hebdo katilleri oldugu kesinlesen Cezayirli kardesler yakalanmamisken, bir markette rehin alinip dört masum kisi de dahil olmak üzere 16 kisinin ölümü ve baskin yapan kardeslerde daha sonra öldürülmekle toplamda 18 kisi yasamini yitirdi. Terör bu kez Fransa’daydi ve Fransa bu elim baskindan çok etkilenmisti. Bütün dünyadan siddetli kinama sesleri yükselirken birde Paris’te bu olayi ve genelde terörü telin eden ve milyonlarca kisinin katildigi uluslar arasi bir miting yapildi. Mitinge iki yüzden fazla devlet ve hükümet üst düzey yetkilisi de katildi. Adina ‘cumhuriyet mitingi ‘ verilen mitinge Türkiye’den Basbakan Davutoglu da katilarak destek verdi.
Neden Fransa? Geçtigimiz yillarda Avrupa’da bir ‘karikatür’ krizi çikmisti. Hatirlanacagi gibi Paris baskininda öldürülen çizerlerden biri Hz. Muhamedin bir karikatürünü yapmis ve yayinlamisti. Bu olay özellikle Avrupa’daki Müslüman kesimlerin çok siddetli tepkilerine yol açmisti. Bu olaydan sonra Fransa ‘dinin de bir çesit düsünce oldugunu ve düsünce özgürlügünün esas oldugunu’ ileri sürerek karikatüriste arka çikmisti. Fransa hala da bu kanaatini ikrar etmektedir. Din bir düsünce tarzidir ve düsünce özgürlügü demokrasinin temel diregidir yargisi Avrupa’dan da kabul görmüs ve Fransa’nin bu tezi destek bulmustur.
Bu yargi bu kez Müslümanlarin tepkisini çekti. Yer yer Avrupa ve Amerika’da siddet eylemlerine girisildi. Ama en önemlisi geçtigimiz yil Fransa’da sokak eylemleriydi. Hatirlanacagi gibi Fransa o günlerde ciddi sokak eylemlerine sahne olmus ve yer yer bu olaylarda siddete basvurulmustu. Bu günkü duruma benzer bir gerginlik Salman Rüstü nün ‘Seytan Ayetleri’ adli kitabi yayinlanirken de yasanmis ve Salman Rüstü hakkinda ‘ölüm emri’ verilmisti. Anlasilan o ki radikal Müslümanlar din konusunda Fransa gibi düsünmüyor ve dinlerine laf edilsin istemiyorlar.
Sadece bu da degil. Son zamanlarda Avrupa’nin kimi yerlerinde bas gösteren irkçi egilimlerin bir gerekçesi olarak ‘Islamofobi’ ( Islam korkusu) nin de göstermesi bazi radikal fanatik kisi ve gruplari da harekete geçirmistir. Paris baskinindan birkaç gün önce Almanya’da kitlesel bir irkçi gösteri yapilmis ve yabancilara karsi-ki Avrupa’daki yabancilarin büyük bir kismi Müslümandir- kin ve nefret içeren belgiler kullanilmisti.
Avrupa’da bu türden tahrik edici hareketlere müsamaha edilmemelidir. Avrupa’da yasayan ve siddete bulasmamis Müslüman topluluklari potansiyel ‘teröririst’ ilan ederek ibadethanelere ve bulunduklari mekanlara yönelmek, siddet uygulamak son derece tehlikelidir. Terörün bir tek düsmani vardir: Daha çok demokrasi, ifade özgürlügünün genis kullanimi.
Cezayir asilli ve Fransa vatandasi olan Pariste’ki eylemcilerin dinsel ve etnik kökenine bakip bu olayi uluslar arasi bir etnik düsmanliga yönelmemek gerekir. Avrupa’da yasayan degisik uluslara mensup Müslümanlarin büyük bir bölümünün terörizmden uzak durduklari gerçegi unutulmamalidir. Terörün dini, dili, rengi ve cinsi yoktur. Terör ve siddet bir insanlik suçudur.
Cezayir geçmiste Fransanin sömürgesiydi. Hala Afrika vahalarinda Fransanin sömürgesi konumunda birkaç Müslüman ülke yada bölge mevcut ve oralarda Fransizlar yerli halklara karsi zaman zaman acimaz uygulamalar içine girmektedir. Bu nedenle radikal Islamcilarin Fransayi hedef almalarinin bir nedeni de Fransanin sömürge politikasi olabilir.
Ne var ki Fransa Cezayir bagimsizligina kavustuktan sonrada ülkesindeki Cezayir asilli Müslümanlara ‘vatandaslik, esitlik ve özgürlük’ konusunda tutarli bir çizgi izledi. Bu nedenle bu yönü ile liberal demokrat Müslümanlar için cazip bir yer olarak kabul edildi. Bu nedenle bu gün Fransa’da çok sayida Müslüman yasamaktadir.
Günümüzde Avrupa’da Islami degerlere karsi bir hosgörüsüzlügün gelistigi, bu nedenle kimi fanatik Islamcilarin da bu hosgörüsüzlügü firsat bilip adeta misilleme yaparcasina terör saldirilarina yöneldigi görülmektedir.
Bu çok tehlikeli bir gidisattir. Bu eylemler dünyayi Islam ve Hiristiyan diye dini bir kutuplasmanin esigine getirir. Yeni çatismalari ve yeni bir kargasayi beraberinde getirir.
Bu tür terörist saldirilar dogrudan demokrasiyi ve özgürlükleri hedef almaktadir. Bu türden eylemlerin savunulacak hiçbir yani yoktur. Çünkü artik günümüzde hiçbir ideal, hiçbir kutsal dava ve amaç; ugrunda ölmeyi ve öldürmeyi gerektirmez.
Yakin zamana dek ülkemizde de benzer facialar yasaniyordu. Basta Kürtler olmak üzere Türkiye halklari da geçmiste otuz yil boyunca siddet ve gerilimin çemberinde yasadi. Otuz binden fazla insan teröre ve siddete kurban gitti. Binlerce köy yakildi, yikildi bosaltildi. Binlerce faili ‘ meçhul’ cinayet islendi.
Terör ve siddet nereden gelirse gelsin asla kabul görmemeli ve tasvip edilmemelidir. Çagimiz iletisim hosgörü ve diyalog çagidir. Siddet ve terörle sonuca gidilecegine inanalar derin bir gaflet içindedirler. Terör ve siddetin en önemli hedefi baris ve demokrasidir. Terör en basta insan yasamina son vermeyi amaçlayan ve insanin en temel hakki olan yasama hakkini yok etmektedir.
Dünya demokrasi güçleri terör ve siddete karsi tek yürek olmali terör ve siddete konusunda daha siki önlemler için isbirligi yapmalidir.
Farkliliklari zenginlik kabul etmeyip , hosgörüsüz davranan; onlara yasama hakki tanimayan zihniyet gericidir, çagdisidir.
Haklar ve Özgürlükler Partisi olarak, Paris’teki bu elim saldiriyi nefretle kinar Fransa halkina bas sagligi dileriz.
*HAKPAR / Hak ve Özgürlükler Partisi
Genel Baskan Yardimcisi
Latif Epözdemir