Makale

“Terörist”

90’lardan çikardigimiz en önemli derslerden biri; Kürt meselesini yalnizca “terör meselesi”ne indirgemenin, yani sosyolojik, politik, psikolojik boyutlarini gözardi etmenin yanlisligiydi.

Abdullah Öcalan’la Lübnan’in Bekaa vadisinde, Kemal Burkay’la Almanya’da 1993 yilinda yaptigim söylesiler, Cumhuriyet’te dizi olarak yayinlandi. Sonra onlari kitap haline getirdim.

Hakkimda Terörle Mücadele Yasasi’nin 8/1. maddesi uyarinca, “terör örgütünün propagandasini yapmak”tan dava açildi. Mahkeme beni üç yila mahkum etti. Dosyam Yargitay’a gitti. Ünlü ‘9.Daire’ye.

CHP milletvekili bir arkadasim, 9.Daire Baskani’ni tanidigini, derdimizi anlatabilecegimizi söyledi. Benim yaptigim gazetecilikten ibaretti. Üstelik, söylesiler sirasinda elestirel bir tavir almistim.

Randevu alip, Yargitay 9.Ceza Dairesi Baskani’na gittik. O zaman, Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. maddesinin 1. fikrasinda, “her ne maksatla olursa olsun” seklinde bir ifade vardi. Bir ‘suç kasti’ olmasa bile, yaptiginiz suç sayilabiliyordu. 9. Daire Baskani, “Bu hüküm degismezse, seni mahkum ederiz” dedi.

Dava uzadi, kanundan “her ne maksatla olursa olsun” ifadesi çikarildi. Buna ragmen, Yargitay yaptigim iki söylesi nedeniyle mahkum edilmemi onayladi. Bir gazeteci olarak, ‘terör suçlusu’ydum, kanun önünde “terörist”tim. Sonra, Bülent Ecevit’in basbakanligi döneminde çikarilan bir “erteleme kanunu”(1999) sayesinde hapse girmekten kurtuldum.

YASAR KEMAL DE YARGILANDI

1990’larin mantigi buydu. ‘Medyanin tutumunun terörle mücadeleye engel oldugu’ yönünde bir kanaatin (özellikle de askerler, yargi, bürokrasi ve siyasetçiler arasinda) egemenligi vardi. Aralarinda Yasar Kemal’in de oldugu çok sayida aydin, yazar, gazeteci bu nedenle yargilandi. Hapse girenler oldu. Ben kapidan dönenlerdenim.

KÜRT MESELESINI TERÖRE INDIRGEMEK

90’lardan çikardigimiz en önemli derslerden biri; Kürt meselesini yalnizca ‘terör meselesi’ne indirgemenin, yani sosyolojik, politik, psikolojik boyutlarini gözardi etmenin yanlisligiydi.

Kürtlerin hak hukuk talebini, kimlik krizini görmezlikten gelen güvenlikçi yaklasim, her seyi giderek daha içinden çikilmaz hale getirdi. Çatisma yayginlasti. Büyük bir toplumsal felaket yasandi. Kutuplasma derinlesti. Sorun giderek uluslararasi bir boyut kazandi.

AK PARTI’NIN ÇIKISI

Yapilan hatalardan dersler çikaran AK Parti iktidari ve Tayyip Erdogan, cesur ve çözüme yönelik adimlar atmaya karar verdi. En büyük hamle çözüm süreciydi, önemli kazanimlar elde edildi.

Ancak bölgedeki kosullarin degismesinin de etkisiyle, maalesef yeniden çatisma günlerine döndük. Simdi hizla tirmanan bir gerilim dönemindeyiz. Geçmiste yasadiklarimizin da ötesinde bir süreçten geçiyoruz.

PKK MARJINALLESIYOR MU?

Son Ankara saldirisiyla birlikte, PKK yeni bir strateji içine girdi. Sorunun, Türkiye’nin içinde ve Türkiye’yle birlikte çözülmesi yerine, ‘uluslararasi alan’i hedefleyen bir strateji ile karsi karsiyayiz.

Tamamen sivilleri hedef alan bu saldirinin, genis Kürt kitlelerince benimsenmesi beklenemez. Silahli sol gruplarla ittifak açiklamasi da kitleleri görmezden gelen yaklasimin bir baska adimi. Hendek siyasetindeki israr da, kitlelerin magduriyetini önemsemeyen bir çizgi olarak degerlendirilebilir.

DEVLET VE GÜVENLIK

Devlet, toplumun güvenligi ve huzuru için, tedbirler almakla yükümlü. Yükselen siddete karsi, önlemleri gelistirmek ve yeni saldirilara meydan vermemek için üzerine düseni tabii ki yapmak zorunda. Ancak, teröre ve siddet eylemlerine karsi, ‘hukuk zemininde’ mücadele yürütülmesi çok önemli. Güvenlik, sadece polis, yargi gibi kurumlarla saglanamayacak kadar karmasik bir konudur.

Üç akademisyen tutuklandi. Cumhurbaskani “terör ve terörist tanimi yeniden yapilsin” çagrisinda bulundu. HDP’liler tutuklansin baskisi siddetlendi. Gazetecilerin, yazarlarin “teröre destek verdikleri” saviyla, “terörist” sayilmasi gerektigi yorumlari yüksek sesle dillendirilmeye baslandi. Endise verici bir durumla yüzyüzeyiz.

Böyle bir psikolojik ortamda; hakli zeminde yürütülmesi mümkün olan bir mücadele, bir anda farkli bir zemine kayabilir.

Güvenlik bürokrasisi, mevzuat engellerini asmak istiyor. Devlet içinde daha sert yöntemleri bir çikis yolu olarak gören egilim güçleniyor.

Yani geleneksel refleks yeniden harekete geçiyor.

Türkiye’nin bir terör gerçegi var. Bununla birlikte, Türkiye’nin bir Kürt meselesi de var. Demokrasi ve özgürlükleri engelleyen yapiyla, sistemle, aliskanliklarla mücadele meselesi var.

Terörist taniminin yerli yersiz kullaniminin yanlis sonuçlar dogurdugunu yasayarak gördük.

Özgürlük ortami, saglam demokrasi, terörle mücadelenin en önemli garantisidir.

———————————————————–

Radikal-18 Mart

Oral Çalislar

Balkêş e ?
Close
Back to top button