Makale

Tetikçiler

Mafya filmlerinde bir sahneye sik sik rastlanir, puslu bir safak vakti bir batakligin kenarinda adamin biri elindeki kürekle bir çukur kazar, arkasinda da tabancasiyla bir tetikçi durur.

Adam kendi mezarini kazmaktadir, biraz sonra vurulacagini bile bile kendi mezarini kazar.

Kazmayi bitirince de tetikçi onu vurur ve adam kendi kazdigi mezara yuvarlanir.

Tetikçi, mezar kazma isini bile kendi kurbanina yaptirir.

Bugünlerde Dogan medya grubunun gazetelerine ve televizyonlarina baktigimda, arkasindaki tetikçiyle, hiç direnmeden kendi mezarini kazan adami görüyorum.

Iktidarin ‘havuz medyasi’ denilen bir medya grubu var malumunuz.

Kaç gazeteleri, kaç televizyonlari oldugunu ben de bilmiyorum.

Bu ‘havuz medyasi’ pek ise yaramiyor.

Ne bakan var, ne inanan.

Havuz medyasinin disindaki medyada çikan tek bir dürüst haber ortaligi karmakarisik etmeye yetiyor.

Iktidar da daha inandirici olabilmek için Dogan grubunun gazetelerini, özellikle de televizyonlarini kullaniyor.

Medyada yeni bir insan grubu türedi.

Bunlar, ‘muhalif’ görünümlü AKP ajanlari.

Türkiye karmakarisik, Güneydogu’da iç savas görüntüleri var, tanklar mahallelere girmis, keskin nisancilar bebekleri vuruyor, dis politika bataga saplanmis, ülke dört bir yanindan kusatilmis, hukuk buharlasip yok olmus, ekonomi bas asagi gidiyor, yatirimcilar kaçiyor… Bunlarin hiçbiri onlarin umurunda degil, onlar sürekli ‘paralel’ ya da ‘cemaat’, adina her ne derseniz, onu suçlayip duruyorlar.

Her seyin sorumlusu bu ‘paralel.’

Paralel’in hukuki bir karsiligi yok ama paralel olmak ‘büyük bir suç’, bu suçun ölçüsü nedir, hangi maddeye girer, somut olarak ne yapmis, bunlar önemli degil.

Önemli olan, ‘paralel’ kavraminin iktidar açisindan iki muhtesem islevi olmasi.

Birincisi, ‘paralel’ her seyden sorumlu, iktidarin hiçbir konuda hiçbir seyden sorumlulugu yok… Iktidar tertemiz.

Ikinci islevi de, iktidarin kizdigi herkesi, bu ne oldugu belirsiz ‘paralel’ çuvalinin içine doldurup hapishanelere gönderebilmesi.

En son Sedat Laçiner’i paralellikten gözaltina aldilar.

Dogan Grubu’nun ‘amiral gemisi’ Hürriyet’in Genel Yayin Müdürü Sedat Ergin hakkinda, kendisinin hiçbir hukuki sorumlulugu bulunmayan ve aslinda suç bile olmayan bir haberden dolayi sorusturma açtilar.

Daha da tuhaf bir sey yaptilar, Ergin’in sorusturma dosyasini Zaman Gazetesi’nin eski genel yayin müdürü Ekrem Dumanli’nin dosyasiyla bagladilar.

Dumanli zaten ‘paralel’ kabul edildiginden, onun ‘paralelliginden’ Ergin’e de bir kement atip onu da paralel çuvalina koymaya hazirlaniyorlar.

AKP yandaslari zaten kendi iktidarlarini zor durumda biraktigi için Cemaat’ten nefret ediyor.

Kemalist cephe de Cemaat’e öfkeli.

AKP’nin ajanlari, özellikle Kemalist kesimin bu öfkesini sömürüp, hem muhalefetin birlesmesini engelliyor hem de ilerde Kemalistlerin de rahatça suçlanmasini saglayacak olan ‘paralel’ kavraminin toplumun içine islemesini sagliyorlar.

Can Dündar gibi, Sedat Ergin gibi gazetecilerin bile ‘paralelle’ iliskisi oldugunu iddia edebilen bir propaganda bu.

Cemaat’in içinde suç isleyen birilerinin bulundugunu söylemekle, Cemaat’in toptan suçlu oldugunu iddia etmek arasinda büyük bir fark var.

Birincisi, somut kanitlar getirdiginde hukuki bir iddia olabilir ama ikincisi hukuki bir temele ihtiyaç duymayan bir cadi avi yaratir.

Ki su anda medyada yasanan da bu cadi avi zaten.

Iktidar, herkesi seni ‘paralele’ sokarim diye tehdit ediyor.

En fazla tehditle karsilasan Dogan Grubu, en fazla bu propagandaya yardim eden de Dogan Grubu.

Zaten onun için mezarini kazan adama benziyor.

Televizyonlariyla, televizyonlarindaki tartisma programlariyla bu propagandaya yardim ettikçe kendi mezarini da daha derin kaziyor.

Söylentilere göre yakinda Sedat Ergin’i genel yayin yönetmenligi görevinden alip onu bu ‘paralel’ suçlamalariyla basbasa birakacaklar.

Onun yerine aday olanlar çoktan ‘devlet çikari’ için hangi haberleri koymayacaklarini açiklamaya basladilar.

Devletin çikarindan sana ne, o çikari korumak için görevli olanlar var zaten, senin isin ‘devletin çikari’ kavramini toplumun aleyhine kullanmaya kalkanlari ortaya çikarmak.

Devletin görevlisi ile gazeteci arasindaki fark bu.

Bütün baski rejimleri bu farki ortadan kaldirmak, gazeteciyi de ‘devlet görevlisi’ haline getirmek ister, bugün bu adamlar bu amaca hizmet ediyorlar iste.

Iktidar medyasinda ismen tehdit edilen Aydin Dogan, garip bir panikle iktidarin kizdigi herkesi isten çikariyor, televizyonlarinda müthis bir ‘paralel karsiti’ kampanya sürdürüyor.

Bu kampanya, Aydin Dogan’i kurtarmaya yetmez.

Tetikçiler, mezarini derin kazdi diye hiçbir kurbanlarini affetmediler bugüne dek… Bundan sonra da affetmeyecekler, isten çikardigi o adamlardan, yaptirdigi o programlardan sonra Dogan’in kendisini de ‘paralel’ çuvalinin içine atacaklar.

Bu tuzaktan teslim olarak, kendi mezarini kazarak kurtulus mümkün degil.

Görülebilen tek çare, hukuku sahiplenerek tetikçilerle mücadele etmek.

Cemaatten birilerinin suç isledigini mi düsünüyorsunuz, somut kanitlariyla ortaya koyarsiniz.

Ama gücünü çoktan kaybetmis, kipirdayamayan, kendini savunamayan bir yapi üzerinden, sanki su anda büyük bir güçle mücadele ediyormus kostaklanmasiyla ‘öcü’ yaratmaya yardim etmezsiniz.

Bu, vahsi ve hukuksuz bir iktidara yöneltilen elestirileri hedefinden saptirmaktan baska ise yaramaz… Zaten amaç da bu… Iktidari degil, iktidari elestirenleri suçlamak, iktidarin hukuksuzluklarinin önünü açmak.

Iktidar, hukukla, mesruiyetle iliskilerini kopardi, onun dümen suyundan giderek hukuktan uzaklasmak sizin sonunuz olur.
Gazetecilige ve hukuka dönme vaktidir.

Hukukun çevresinde birlesip kitlenme vaktidir.

Öldürülen bebeklere sahip çikma vaktidir.

Haksiz yere hapse atilan, yalnizlastirilan, yargilanan ‘bütün’ insanlara destek olma vaktidir.

Ancak birleserek, hukuka sarilarak güçlenebilir, kurtulma ümidi yaratabilirsiniz.

Ne idügü belirsiz tetikçilerden korkarak, ahlaksiz programlar düzenleyerek kurtulamazsiniz.

Silah patladiginda içine düseceginiz çukur, su anda kendi televizyonlarinizda kazdiginiz çukur olacak, bunu unutmayin.

Ahmet Altan

Back to top button