Makale

Tiranlik üzerine

Vittorio Alfieri bir 18. yüzyil Italyan düsünürü ve tiyatro yazaridir. 1749’da dogmus, 54 yasinda ölmüs, Italya’da Risorgimento hareketinin olgunlasmasinda önemli bir rol oynamistir. Bettinelli’nin 1775’te kültürel yeniden dogus, Rönesans anlaminda ilk kez kullandigi Risorgimento kavramini, 18. yüzyil sonunda popürlestiren ve ona Italya’nin birligi ve özgürlesmesi anlamini yükleyen Alfieri’dir.

Alfieri’nin bugün en çok taninan eseri özyasamöyküsüdür (Hayatim) ama zamaninda ona ün kazandiran eserleri, 1777’de yayimladigi Tiranlik Üzerine baslikli kitabi ve bu tema etrafinda yazdigi birçok trajedidir. Despotlugun her türlüsüne karsi çikan Alfieri, 1788’den sonra ‘özgürlükler ülkesi’ olarak tanimladigi Fransa’ya yerlesti fakat1792’de Fransiz devriminin aldigi yönü tasvip etmeyerek Italya’ya döndü. 1803’te vefat etti.

Bugün Tiranlik Üzerine’nin ikinci bölümünden birkaç paragrafin tercümesini yaparak, sözü Alfieri’ye birakmanin yeterli olacagini düsünüyorum:

‘Kanunlari uygulamakla görevli olan kisinin, cezalandirilmayacagi güveniyle, kanunlari yaptigi, ortadan kaldirdigi, ihlal ettigi, yorumladigi, engelledigi, askiya aldigi ve hatta sadece yoklarmis gibi yaptigi her türlü yönetimi, ayrim gözetmeden, tiranlik olarak tanimlamak gerekir. Bu kanun ihlalcisi, kan bagi yoluyla ya da seçimle, el koyarak veya mesru biçimde gelmis olsun, iyi veya kötü, bir ya da birçok kisi olsun; kim ki, kendine bu yetkiyi veren etkili güce sahiptir, o tirandir. Bunu kabul eden her toplum tiranlik, bundan eziyet çeken her halk köledir.

Benzer sekilde, kanunlari var etmekle görevli olanin ayni zamanda bunlari uygulayan kisi olabildigi yönetimi de tiranlik olarak adlandirmak gerekir. Burada belirtmek gerekir ki, kanunlar yani herkese esit olan görkemli toplumsal sözlesme, halkin mesru seçilmislerinin oyunu alarak sadece ve sadece çogunlugun iradesinin ürünü olmalidir.

Eger çogunlugun iradesini kanuna dönüstürmekle görevli bu seçilmisler, kendi kaprislerine göre bunlari uygularlarsa, tiran olurlar; çünkü bu kanunlari yorumlamak, yürürlükten kaldirmak, degistirmek veya kötü biçimde uygulamak veya hiç uygulamamak onlarin istegine baglidir.

Ayrica belirtmek gerekir ki, adil bir yönetimle tiranlik arasindaki fark, ahmakliklari nedeniyle ya da kasitli biçimde bazilarinin iddia ettigi gibi, ilan edilmis kanunlarin var olup olmamasiyla iliskili degildir. Fark, bunu uygulamakla yükümlü olanlarin, hiçbir hal ve kosulda bunlari uygulamayi reddedememeleri ya da degistirememelerinde yatar.

Dolayisiyla bir yönetim, kanunu uygulayanla onu yapan veya kanunu yapanla onu uygulayan ayni kisi oldugu zaman tiranlik oldugu gibi, kanunu uygulamakla yükümlü olanin, kanunlari yapana hiçbir zaman hesap vermedigi zaman da mükemmel bir tiranlik söz konusudur.’

Üzerinden neredeyse iki buçuk yüzyil geçmis olan bu degerlendirme bugün birçok ülkede yürürlükte olan yönetimin tiranlik olarak nitelendirilebilecegini bize hatirlatiyor. Tiranligin Osmanlicada karsiligi istibdattir. Basina buyruk, keyfi yönetimi ifade eder. Müstebit de tirani. Bugün Ahmet Sik’in mahkeme salonunda ‘Kahrolsun istibdat yasasin hürriyet’ diye haykirtan da, 1777’de Alfieri’nin tasvir ettigi tiranlik yönetiminin, ‘devr-i istibdadin’ hortlamasidir.

Not: 1- Alfieri’nin kitabini Abdullah Cevdet çevirdi ve 1899’da Cenevre’de Osmanli Ittihat ve Terakki Matbaasi’nda yayimladi. Çevirinin ikinci baskisi 1908’de Kahire’de yapildi. 2015’te Akademi Titiz Yayinlari bu çeviriyi yeniden basmis.

2- Timothy Synder’in, Tiranlik Üzerine, Yirminci Yüzyildan Yirmi Ders baslikli kitabi, tiranlik yönetiminin modern tezahürlerini gösterip, bunlara karsi direnme olanaklarini aydinlatmaya çalisiyor (Türkçe çevirisi, Olvido Kitap, Nisan 2017).

————————————————-

Cumhuriyet-16 Ocak 2018

Ahmet Insel

Back to top button