Toplumsal suç ve kadin erkek iliskileri
Sosyal bilimlere göre suçu toplum hazirlar, bireyler, guruplar veya yiginlarda suçu veya suçlar zincirini isler.
Suçun kendisi ise; bireyin malina, canina, isine, onuruna, kültürüne, inancina, cinsiyetine, meslegine ve düsünce dünyasina bilerek zarar vermek, yok saymak, hakaret etmek, gasp etmek, iftira atmak, haklarinda yalan haberler yapmak gibi
Bunu önlemenin yolu da, çogulcu toplum yapisini bir arada tutan, sosyal barisi ve adil gelir dagilimini sagliyan, adil hukuk sisteminde geçer. Böylece suç isleme oranini toplumda asgari sevyede kontrol altina tutulur.
Parelel olarak egitim sistemi, sivil toplum kuruluslari, inanç kurumlari ve yargi sistemi de sosyal sorunlarin çözümü suça dönüsmemesi için kendi alanlarinda gerekli bilgilendirmeler ve dgzenlemeler yaparlar.
Cezasi kesinlesenleri de tekrar topluma kazandirmak için kurumsal projelerle, çalismalar yapilir.
Islenen suç veya suçlar cezasiz kalirsa, örtbas edilirse, hukuk sistemi suçluyu kollar ve hatta korumaya alirsa, sadece o kisi veya kisiler suçlu sayilmaz, onu koruyan, destekliyen, seyirci kalan da suç ortagi olur.
Bu da toplumsal çürümeye kadar götürür ki, cezasini gelecek kusaklar bile çekmek zorunda kalirlar.
Bedeli çok agir olur. Hiç kimse güvende olmaz, kutuplasmalar baslar, her kes kendi adamini kollar, firsatlari kollayip kendisi gibi olmayanlari linç etirmelere kadar götürebilirler.
Toplumsal suçlarin kaynaginda kadin erkek iliskileri yatar, yani dogal cinselligin, dahasi kadin erkek arasindaki ortakligin cilvesi, gönüllülüge ve sevgiye dayali olayan toplumlarda dalavereler eksik olmaz, sevgiden ve bilgiden yoksun kavgali aile ortamlarinda büyüyen çocuklarin ruh hali nice olur, yetisen mutsuz yiginlardan ancak kahraman ve sehit adaylari çikar, tam da toplumsal kavgalarda beslenenlerinin isine yaramaktadir.
Zorunlu, çikar geregi veya zoraki evliliklerdeki dogan çocuklarin degeri ne olabilir ki, nasil olurda bir anne kirli kavgalara ikinci evladini da feda etmeye hazir olur, evladinin neden sehit oldugunu sorgulamaz, kendisine verilen bir eve veya ayliga baglanmaya razi olur, bu sadace maddi fakirlikle geçistirilecek bir olay degildir.
Isteksiz bedensel birlikteliklerin ruhsal dengeyi sarstigi gibi, mutsuzluk yasamin kendisi olur. Erkeklerin kahveleri eve tercih etmeleri, kadinin giyim,kusami ve saçiyla ugrasmak bosuna olmasa gerek.
Bu ruh yapisi bireyi hem rotasizlastirir hem de saldirganlastirir. Olaganlasan bu gibi bireyler toplulugu ‘öl de ölelim, vur de vuralim’ der, kime ? niçini sormadan.
Böyle kalabaliklara uygun üst yapilar da hazirsa, ölçüsüzlüklerin önü zor alinir, bu kadar ‘terorist’ yok ettik deyip, onbinlerin de alkisladigi diyarlarda vicdan ve merhametin adi, sizce ne olur!
Allah adina Allahin yarattigi insanin dogal yasam hakkini, din ticaretine kurban edenlerin, günahini gelecek kusaklar neden çeksin ki, hangi hakla?.
Bu zülmün de bir faturasi vardir ve zamani geldiginde cezasini fazlasiyla ödiyeceklerdir. Kürtlerin hakli olmalari yetmiyor, kendi hatalarinin kurbani olmaya devam ettikleri ve birbiriyle ugrastiklari sürece de, hep kullanilacaklardir ve harcanacaklardir, sizlamanin, yakinmanin manasi yoktur.
Kürt halkini baski altinda tutup, haklarini vermemek için çirpinanlar da hem kendilerini hem de toplumlarinin gelecegini tefeci savas baronlarina hipotek ederler. Meydan sizin, güçlüsünüz devam edin edebildiginiz kadar!
Sonrasi!, ayni metodlarla degisik sonuç almak istiyenlere aptal deniliyor. Masallahi vardir bunlar, hem Kürtleri yok saymayi kendilerine kible olarak seçenler de, hem de fazlasiyla Kürdler de mevcut.
Türkiye cumhuriyeti ile Imrali cumhuriyeti arasinda sikisanlarin isilerinin kolay olmadigi açik, her iki toplumunda vicdan sahibi olanlar, umutla oyunbozanligi oynamalari gerekiyor, kadinlarin çocuklarini sevmeleri ve korumalari lazim yoksa genç bedenlerde beslenenlerin vicdanlari sizlamaz.
‘Tanrinin komedisi’ buna derler, dindarlar diyarinda savunmasizlarin ölü sayisini alkislamak, bunu toplumun vicdani sayilan medya araciligi ile kahramanlik olarak topluma yansitmak, insani tiskindiriyor, utandiriyor.
Ama en son ölenin umut oldugu söylenir, umut hep vardi ve olacaktir da.
Aptallara duyurulur…
Metin Can