Makale

Türk derin devleti, makas degistiriyor

Son yillarda, Türk dindarlariyla Kemalistler arasinda düsük yogunluklu bir çatisma yasaniyor. Bunun nedenini anlamamiz için, biraz geriye gitmemiz gerekiyor.

Avrupa feodalizminde üretim araçlarinin mülkiyeti sahislara aitti. Bu mülkiyet yapisi geregi Avrupa’da ciddi bir sermaye birikimi saglandi. Sermaye, sermaye sinifini, sermaye sinifi ise kapitalist ideolojiyi yaratti. Bu ideoloji de ulus devletlerin kurulmasina vesile oldu.

Asya feodalizminde ise topragin mülkiyeti Allaha aitti. Sahlar padisahlar, Allah adina bu mülkiyeti istedigi sahsa verir, istedigi zaman da geri alirdi. Iste bu nedenle Asya feodalist düzende sermaye birikmedi. Dolayisiyle, sermaye sinifi, kapitalist ideoloji ve çagdas ulus devletleri de ortaya çikmadi.

Çagdas burjuva sinifinin ortaya çikmadigi, ama ulus devlet olma sartlarinin olgunlastigi yerlerde, Burjuva Demokratik Devrimine, küçük burjuvalar öncülük etti.

Bu tür toplumlardaki sosyalist ve milli demokratik devrimler, sancili, hastalikli, ilkesiz ve kiblesiz bir seyir izledi. Türkiye Cumhuriyeti, bunun çarpici bir örnegidir.

Kemalistler, devrimi gerçeklestirip köklestirmek ve bir ulus devlet kurmak için zora basvurdular. Yasak, baski ve katliamlar yaptilar. Kürtler, emekçiler ve dindarlar basta olmak üzere, kurulu düzene karsi çikan toplumsal muhallefet gruplarini bir ates çemberinin içine aldilar. Toplumu irkçi fasist yöntemlerle yönettiler.

Üniter Kemalist ideolojiyi kitlelerin beynine siringa etmek için, sistematik bir propaganda çarki çevirdiler ve toplumu sürülestirdiler. Askeriyeyi, mülkiyeyi, adliyeyi, okul, kisla ve mabetleri bu sistemin propaganda alani haline getirdiler.

Insanlari ana dilinden, sinif, irk, din ve mezhep kimliklerinden, babalarinin salvarindan, analarinin yazmasindan utanir hale getirdiler. Türk ve Kemalistleri soylu, diger insanlari ise soysuz bir statü içine sikistirdilar.

CHP’nin il baskanlari, sehirlerin valisi ve belediye baskanligi görevini de yürütüyorlardi. Yani Türkiye, bir parti devletiydi ve fasist yöntemlerle idare ediliyordu.

1946 yilinda çok partili rejime geçildi. Demokrat Parti, 1950 yilinda yapilan seçimi kazanip iktidar oldu. CHP muhalefet konumuna geçti. Ama Türkiyeyi hala Kemalist bürokrasi yönetiyordu. Bunun için de bir illegal devlet kurulmustu.

DP seçimi kazansa da, birbirine baglanmis olan politika zinciri Çankaya’ya ulastiginda, halk oyuyla iktidar olan DP’nin gücü, adeta sifir noktasina geriliyordu.

Bu durum uzun yillar devam etti. Ne var ki halkla Türk Derin Devleti arasindaki iktidar mücadelesi de var hiziyla devam ediyordu. Yapilan her seçimde halk iradesi, Türk Derin Devletinin içine daha çok siziyor, daha çok güçleniyor ve inisiyatifi ele aliyordu. Su anda içinde yasadigimiz münakasa ve çatismanin ana nedeni de budur. Yani ülkedeki çingarin ana nedeni, AKP iktidarinin Kemalist cuntacilari devlet içinden kovarak, onun yerine Islami cuntalari yerlestirme çabalaridir. Çünkü Türk Derin Devletini ele geçirmeyenlerin, Türk devletini ve toplumu tek basina yönetmesi mümkün degildir.

Bunu için Türk egemen çevreleriyle onlarin arkasindaki emperyalist güçler, makas degistirmeye karar vermis bulunuyorlar. Yani Türk devletinin ipini Kemalistlerden alip dindarlarin eline veriyorlar.

Yani kumarhaneye gidenleri kovuyor, yerine camiye gidenleri atiyorlar. Dans edenlerin isine son veriyor, yerine mevlut okuyanlari atiyorlar. Raki içenleri kovuyor, yerine Zemzem suyu içenleri yerlestiriyorlar.

Kimse kalkip ‘AKP yönetiminin sosyal hukuk devleti kurmak için, Türk Derin Devletini tasfiye ettigini’ söylemesin. Bu irkçi fasist yapilanma, tüm hasmetiyle basimizin üzerinde debelenmeye devam ediyor.

Kisacasi ülkede meydana gelin olaylarin ana nedeni, Dünya Kapitalist Sisteminin çikarlarini korumak için hazirlanmis olan ‘Büyük Ortadogu Projesinin’ yürürlüge sokulmus olmasidir.

Bu senaryonun bas aktörü dünya kapitalist sistemidir. Ortadogu devletleriyle onlarin liderleri ise bu projenin piyonlaridir. Siz bunlarin agzindan çikan vatan millet, hak hukuk adalet, insan haklari, demokrasi laflarina bakmayin. Hepsi dünya egemen çevrelerinin kendilerine verilen igrenç ve asagilik rolü oynuyorlar.

Yazimin basligina dönerek sözlerime son vermek istiyorum. Kemalistlerin ve Islami kadrolarin söylediklerine kulak asmayin. Onlar birbirlerine göre ne ilericidir ne de gerici. Ne çagdastir ne de ilkel. Ne demokrattir ne de fasist. Yani al birine vur ötekine.

Bunlar, her zaman oldugu gibi, süslü püslü laflarla gerçek yüzlerini gizlemeye, toplumumuzu kandirmaya çalisiyorlar. Bunlar, emperyalist ,kapitalist, sömürgeci agalarin verdigi emirleri yerine getiriyorlar. Türk Derin devleti de, kendisine verilen emir geregi, makas degistiriyor. Ülkenin iktidari, Kemalistlerden alinip, dindarlara devrediliyor. Türk Derin devleti de tüm hasmetiyle yasamaya devam ediyor. Olan biten bu…

Yilmaz Çamlibel

Back to top button