Makale

Türk halkinda savasa karsi bir hissiyat vardir’!

Tayyip Erdogan’in 2006’da ABD ziyaretinde, dönemin ABD Baskani ogul Bush’la yaptigi görüsmenin ilginç bir ayrintisi basina yansimisti. ABD Baskani’nin Türkiye Basbakani’na sordugu soruyu, baska bir odada Emine ve Sümeyye Erdogan’la görüsmekte olan Laura Bush da sormus: ‘Türkiye’de ABD karsitligi neden bu kadar yüksek?’ Belli ki ABD tarafi görüsme hazirliginda bu konuya önem vermis. Milliyet’te 4 Ekim 2006’da yayimlanan haberde, Tayyip Erdogan’in, esinin ve kizinin bu soruya ayni yaniti verdikleri aktarilirken, Laura Bush’un görüsmeyi tutanaga aldirdigi belirtiliyordu.

Habere göre, 2006 yilinda Erdogan ailesi Türkiye’de ABD aleyhtarliginin nedeni olarak savasi göstermis. Tayyip Erdogan, ülkede ve bölgede yasanan gelismelerin, ‘zaten savasa karsi hassasiyeti olan halkimizda menfi etki yarattigini’ belirtmis. ‘Türk halkinda genelde savasa karsi bir hissiyat vardir’ diye ilave etmis. Sümeyye Erdogan benzer bir ifadeyle, ‘Halkimiz ABD’ye ya da halkiniza degil, savasa karsi bir hissiyat içindedir’ demis. Emine Erdogan da, dünyanin çesitli yerlerinden olumsuz görüntülerin basinda yer almasinin etkisini belirtip, ‘Türkiye demokratik bir ülke, basini engelleme girisimimiz tabii ki olamaz’ diye ilave etmis.

Bugün Türkiye’de savasa karsi hassasiyeti oldugunu ifade etmek, Erdogan ailesinin 2006’da söylediginin aynisini söylemek suç. On yilda ‘Türk halki’ mi degisti, Erdogan rejimi mi yerlesti? Dogru yanit, sanirim ikisi de. Unutmamak gerekir, 2003’te toplumun büyük çogunlugu Irak’a müdahaleye karsi iken, Tayyip Erdogan bu savasi canla basla savunuyordu. O zamanlar ‘Türk halkinin hassasiyeti’ ile Erdogan’in hassasiyeti örtüsmüyordu. Simdi savasi elestiren mesajlar yolladiklari gerekçesiyle gözaltina alinan, tutuklanan kisi sayisi her gün artiyor. Meslek kuruluslari yönetimleri gözaltina aliniyor. Zaten büyük ölçüde susturulmus, engellenmis olan basinin yaninda, sosyal medyanin, sokagin, bütün kurumlarin susturulmasi operasyonu hizla yürütülüyor. Çocuklarin anne-babalarini ihbar etmelerini tesvik eden girisimler yer yer ortaya çikiyor.

Savasa karsi olmanin Türk halkina ait olmamak olarak damgalandigi, baris sözcügünün ihanet simgesi oldugu, irredantist özlemlerin kiskirtildigi, ölmek ve öldürmenin yüceltildigi, ulusalci/milliyetçi-dinci ittifak istibdadi zamanindayiz. Bunu firsat bilerek, yönetim totaliter ideallerini hayata geçirecek adimlari atmayi ihmal etmiyorlar. Savas sadece gelecek seçimleri kazanmak için yapilan bir yatirim degil, toplumda hiçbir özerk kurum ve alan birakmama projesinin ilerlemesi için kullanilan bir firsat ayni zamanda.

Bir türlü yandaslarinin yönetimi ele geçirmesini saglayamadigi TTB, TBB gibi kamu örgütü niteligi haiz meslek kuruluslarini lagvetmenin firsatini yakaladiklarini düsünüyorlar. Ayni sekilde, giderek genisletmeye çalistiklari milliyetçi-Islamci ittifak karsisinda yüzde 25’e sikismis CHP disinda bir muhalefet birakmamak için, HDP’nin milletvekillerini, yöneticilerini her türlü bahaneyi kullanarak kitlesel biçimde tutuklatiyorlar. Görünen o ki sira HDP ile dayanisma içinde olan sol örgütlerde. Savas bahanesi OHAL istisnalarini genisletip, pekistiriyor. Savasçi hassasiyeti körüklüyor.

Bugün Türk halkinin çogunlugunun savasa karsi bir hissiyat sergiledigini söylemek zor. Rejimin agir baskilari nedeniyle durumun böyle göründügü iddia edilebilir. Ama yillardir halki ‘kinini diri tutmaya’ çagiran o gergin sesin, yasanan medeniyet kaybinda çok büyük payi oldugu inkâr edilemez. Gelecekte çevremizdeki ülke yöneticilerine, ‘Neden Türkiye karsitligi bu derece yüksek’ sorusu soracak olanlar alacaklari yaniti simdiden tahmin edebilirler.

Cumhuriyet-10 Subat 2018

Ahmet Insel

Back to top button