Türkler, Kürtler, Lazlar (2)

Osmanli enkazi üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Lazlara yönelik asimilasyon ve yok etme politikalarini dahada sistematik bir hale getirdi. Bu politikalar sonucunda günümüzde, Lazlarin ulusal iradesi ve özgüveni yok olma seviyisine gerilemis bulunuyor.
Su anda Türkiye’de ‘Ben Lazim.’ diyen insana rastlamak oldukça zordur. Uygulanan asimilasyon politikalari sonucunda, Lazlar ulusal kimliginden utanir hale gelmis bulunuyor. Öyle korkutulup sindirilmisler ki, ulusal talepleri bir yana koyalim, dilini ve kültürünü yasatmak için bile kilini kipirdatmiyor, bir istekte bulunmuyorlar.
1925 yilinda meydana gelen Kürt ulusal baskaldirisi sadece Kürdistanda degil, Lazistana da uygulanan sömürgeci zulmün daha da artmasina neden oldu. Keza sosyalistlere, dindarlara, demokrat aydinlara yönelik zulüm de artti.
1925 Kürt ulusal baskaldirisinin ezilmesinden sonra, bakanlar kurulu Mustafa Kemal’in baskanliginda toplanarak, Kürtlere, Lazlara ve azinliklara yönelik bir dizi siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik kararlar aldi.
Kürdistan ve Lazistan basta olmak üzere, tüm Kürtçe ve Lazca kelimeler yasaklandi. Bölgenin iki kadim halki olan Kürtlerle Lazlar, yok sayildi ve yok edilmeye çalisildi. Bunun için çesitli projeler hazirlanip yürürlüge konuldu.
Bu projelerin hazirlanmasi sürecinde, TBMM sinde fasizan konusmalar yapiliyor, soykirim projeleri hazirlaniyordu. Bir kaç örnek vermek istiyorum:
Antalya Mebusu Rasih Kaplan, meclis kürsüsünde söyle diyordu. Bazi unsurlar hayasizca hareket ederek, Türk diline hürmet göstermiyorlar, Kürtçe Lazca konusuyorlar’
Mebus Ridvan Akar ise söyle konusuyordu Lazlar, sinir boyundan iç kesimlere kaydirilsin. Bu olmadigi taktirde, buralara % 50 Türk yerlestirilsin.’
Yöresel bir dergide çikan makalede söyle deniliyordu Lazcayi ana dil yapmak, hukuki degil ama içtimai bir suçtur. Bu dil, okulda ve evlerde yasaklansin. Çocuklarimiz bu acaip dilin serrinden kurtarilsin. Konusanlara en agir müeyide uygulansin’
Recai Özgün isimli Laz, anilarinin bir yerinde söyle diyor. Belediyeler,
Lazca konusulanlara ceza veriyordu. Okullarda Kizilay Kolu, Temizlik Kolunun yaninda, Lazca Konusanlarla Mücadele Kolu vardi.’
Yine bir Laz olan Yilmaz Avci, bir anilarinin bir yerinde söyle diyor. Okulda Lazca konusmak yasakti. Ögretmenlen Lazca konusanlari dövüyordu. Biz aramizda gizli Lazca konusuyorduk.’
Eskiden ögrenci, simdi ögretmen olan bir Laz da söyle diyor. Lazcayi gizli konusuyorduk. Yakalandigimizda dayak yiyorduk. Suçumuzun ne oldugunu bilmiyorduk. Lazcayla Mücadele Kolunda görev yapan arkadaslarimiz , bizi okul yönetimine ihbar ediyorlardi. Lazca konusma sebebiyle yedigim odunlari yan yana koysam, bogaza köprü olur.’
Bir Laz da söyle söylüyor. Türkçeyle anlatilanlari anliyamiyorduk. Behlül ögretmenimiz Lazdi. Bu ögretmenimiz zaman zaman sinifin kapisini kontrol ederek, bize dersi Lazca anlatiyordu.
Baska bir Laz da söyle söylüyor ‘ Ülkede estirilen bu baski, yasak, dayak ve teröre karsin, din hocalar camide Lazca vaaz veriyorlardi. Okuyup iade etmek kosuluyla, (Lazuri Aboni) Lazca alfabe dagitiyorlardi.’
Bu tablo karsisinda bilmem ki ne demek gerekiyor? Bu tabloya Soykirim’ disinda ne ad konulabilir acaba?
Son olarak Ben Lazim’ deme cesaretini gösteren bir arkadasimin, Lazlara yönelik bir teshisini sizlere aktarmak istiyorum. Arhavili arkadasim bir gün bana söyle dedi, Ha! Ben bu Lazlarun kafasine turp sikayim daaa. Ula bizim Türklerle heç bir akrabaligimiz yoktur, bütün Türkçiler bizden çikayê. Ula ha bu ülkede en son biz müslüman olduk, bütün hocalar bizden çikayê. Ula ha bu ne pok yemektur da?’
Yazi devam edecek.
Yilmaz Çamlibel