Makale

Üç jenerasyonla birlikte nostaljik bir aksam

Bir yili daha geride biraktik ve yeni yila merhaba diyorum. Yillar bizi bozuk bir degirmen misali yassi taslari arasinda agir, agir ögütmeye devam ediyor. Dünya var olali evren ve zaman hep ola gelmistir. Giden zaman degil, giden sadece canli varliklarin tümüdür. Biz insanlarda bu canli varliklarin birer halkasi oldugumuz için dolayisi ile, bu dünyada demirleme sansimizda malesef olmuyor. Otuz yili asmisim Berlin’e geleli. Geldigimde yas onsekiz saç ve sakal siyahti. Simdi ise yas elli iki, bilmem gerisini anlatmaya gerek var mi? Yillar bizlerden yas ilerdedikçe bir çok seyimizi saç, dis, enerji, güzellik ve görkemligimizi elimizden aldi. Bunlari geri getirmek, ne yazikki mümkün degil. Hayiflansak ve kendimizi yirtsak da buna engel olmak artik biçaredir. Yillari geri getiremecegimize göre, kalan sayili yillari nasil ve en iyi sekilde degerlendiririz, ona bakmakta yarar var. Önemli olan deryaya bir damla katki sunabileceksek, o da önemsenmeli ve degerlendirilmelidir. Deryayi derya yapan tek tek damlalardir, damlasiz derya eksik ve gizemsiz olurdu. Kisinin önemsedigi her hangi bir seye katki sunmasi ya da herhangi bir dala el atmasi, bir damla misalidir. Damlalarin bir araya gelisiyle göller, nehirler ve deryalar olusmus. Bu bakis açisindan hareketle isin küçük vede büyüklügüne bakilmaksizin, her sey cididye alinmali, katki sunulmali ve önemsenmelidir. Buna en iyi örnek ilerlemis yasina ragmen Burkaydir ve baska söze de hacet yoktur. Bu baglamda konu Kürtler olunca, isin küçügü, büyügü, yasli yada genci olmuyor, olmamalidir da.

Geçen Newroz Berlin’de, ben ve Memo Degirmen Kürt halk danslarina katilarak sahnede yerimizi aldik. Yasimiz ne yirmi, ne otuz ne de kirkti. Ikimiz de artik elliyi asmistik. Fakat oynarken kendimizi birer yirmilik deli kanli gibi hissettik. Gösterilerimizi izleyen kimi ilk folkloristler istaha gelmis olacaklar ki, kendilerine neden haber verilmediginden yakindilar. Biz de bu arkadaslarin heveslerini kirmamak için, 4.1.2014’de dernek lokalinde bir araya gelerek, nabiz yokladik. Organize isini bundan on gün evvel kararlastirmamiza ragmen, katilim altmisin( 60) üzerindeydi. Bu da bize sunu gösteriyor, sayet bu bulusma daha organizeli, derli ve toplu yapilmis olsaydi, katilimi ikiye katlamamak elden degildi. Yillar sonra bu kadar kisiyle bir araya gelip, eski anilari tazelemek Almanya ve Berlin’de herhalde ilk olsa gerek. Kimilerimiz artik altmisa merdiven dayamis, torun sahibi bile olmustuk. Üç jenerasyonu, yani halk danslarina emek vermis kisileri bir arada yeniden görmek, tabiki bir ilkti. Üç nesil de Kürt kültürüne, halk danslarina yillarca emek vermis, sahiplenmis, gelistirmis ve yasatmistir. Yurt disinda Kürtler cephesinde kültürel çalismalardan bahsedilince, ilk akla gelen örgüt KOMKAR olmustur. Halk danslarinin gelistirilip, yayginlastirilmasi ve yasatilmasinda KOMMKAR´a gönül vermis kisilerin küçümsenmeyecek, taktire deger emekleri söz konusu olmustur. Bu baglamda tüm Almanya genelinde bir degerlendirme yapabilecek olursak, KOMKAR bünyesinde faaliyet yürüten derneklerde halk danslari ögrenip ve bunu bugünlere tasiyanlarin sayisi 2000´ne yakindir. Sirf Berlin baz alinacak olsa bile, burada su ana kadar katilanlarin sayisi 500´ün altinda kesinlikle degildir. Bu türden çalismalari omuzlayan ve sürdüren kisilerin fedakarliklari, kararli ve sorumlu davranmalari bazen bir çok çalismanin motor gücü gibi, belirleyici oluyor. Bir ise, çalismaya yada beraberlige sorumlu , duyarli, kararli ve fedakarli yaklasmak demek, bir isin %70´ni kotarmak demektir.

Evet 60 kisi, dün bir nostalji, bir hasret giderme, bir ani tazelemeyi hep birlikte yasadik. Üç kusak dün bir aradaydilar. Halk danslari bu iste bir köprü rolü görebiliyormus. Bu araç hem sosyal ilskilerin güçlenmesi, devami hem de kültürel degerlere sahip çikmanin, gelistirmenin, yasatmanin bir dali olarak algilanmali, ona göre önem verilmelidir. Dün birlikte Koma Asitinin kimi eski elemanlariyla birlikte çaldik söyledik. Ben sazi ilk defa yine 18 sene sonra tekrar elime aldim. Hasim Abimiz kemani, Deniz bacimiz da güzel sesiyle bu nostaljiye katki sunup, bizlere bir türkü ziyafeti yasattilar. Dün spontan bir programla ve o kadar da ustaca, sanki yirmi yil evvel birlikte yine sahnedeymisiz gibi, tekrar yasadik. Gelen arkabaslarimiz bir koroya eslik eder gibi, bizlere eslik edip, çagladik ve costuk. Dolduk ve tasmak için bir dokanmak yetecekti. Bizler bogazimizdan dügümlenen sözcük ve bugulanmis göz yaslarimizi kimseciklere çaktirmiyor ve öylelikle de bir birimizi kaçmak bakislarla ugurluyorduk. Geçen 20 ya da 30 yil da olsa bazen o kadar da önemli olmuyor. Önemli olan, kisinin bir nokta yakalamasi, kendisini bu ailenin içerisinde tekrar görmesidir. Kisileri bir araya her zaman hüzün, keder, aci ve göz yasi getirmez, ayni zamanda govend, stran ve ortak degerlerde bir araya getirir. Bazen sarkilarimiz gibi halk danslarimiz da yasta sinir tanimiyor. Kimilerimizin saçi, basi agirmis, dislerimiz dökülmüs bile olsa, birlikte çocuklarimiz ve torunlarimizla yan yana, omuz omuza, el ele verip govend ve stranlari oynayip, söyleyecegiz.

Bu vesileyle tüm kültürel çalisma ve halk danslarina emegi geçmis ve katilmis arkadaslararin hepsine tesekkürlerimi sunuyor ve en içten govend ve stranca duygularimi iletiyorum.

Hüseyin Sahin

Back to top button