Üç Kürt kadinini kim öldürdü?

Haftalardir, Paris’te öldürülen üç Kürt kadinini konusuyoruz. Onlarca seneryo ortaya çikti.
Ben de günlerdir bu konu üzerine kafa yoruyorum. Elle tutulur bir neticeye varamadigimi itiraf ediyorum. Konu hakkinda nasil düsündügümü sizlere aktarayim, belki sizler olayi aydinlatan bir yorumda bulunursunuz.
Olayin geçtigi yer, Paris’in merkezi istasyonlarindan biri. PKK’ye ait olan dernek, bu istasyonnun yaninda bulunuyor. Bölgeyi gözetim altinda tutmak için, etrafa bir çok kamera yerslesterelmis durumda. PKK dernegine ancak sifreyle girilebiliniyor. Cinayet, ögle vakti, ucuna susturucu takilmis bir silahla islenmis. Cani, elini kolunu sallayarak mekana girmis ve elini kolunu sallayarak disiri çikmis. Öldürülen üç kadin PKK üyesi ve Avrupa’da yasiyorlar. Simdi konu üzerine yogunlasmaya baslayalim.
PKK, üniter, totaliter ve militarist bir örgüt.
Kendi gibi düsünmeyenleri ajan ve hain olarak nitelendiriyor, gerektiginde infaz ediyor.
Kendini Kürt halkinin tek temsilcisi olarak nitelendiriyor.
Ismini, ideolojisini ve stratejik hedeflerini, habire degistirip duruyor.
Bu nedenle, sol ve sag sapma arasinda, ilkesiz bir biçimde gidip geliyor.
Bu gün hain dedigine ertesi gün kahraman, kahraman dedigine ise hain diyor.
PKK’nin içinde çesitli ülkelerin ajanlari cirit atiyor.
En çok Türk ajanlari var. Bunlardan bazilari PKK nin üst düzey yöneticileri.
PKK’nin içinde CIA, MOSSAT, KGB ajanlari var.
Içinde Iran’in Savak, Suriye ve Irak’in Muhabarat elemanlari var.
Almanya’nin, Ingiltere’nin, Fransa’nin ajanlari var.
PKK’nin içinde, beyaz zehir ve silah kaçakçiligi yapan savas baronlarin temsilcileri de var.
Ayrica, saydigim bu istihbarat örgütlerinin tümünün, rakip istihbarat örgütlerinin içine sizdirdigi ajanlar da var.
PKK, kimin elinin kimin cebinde oldugu bilinmeyen, at iziyle it izinin, sapla samanin bir birine karistigi bu maddi ortam içinde siyaset yapiyor ve savasiyor.
Ortadogu, dünya kapitalist-emperyalist sisteminin beslendigi önemli enerji kaynaklarinin üzerine oturuyor. Sanayilesmis ülkeler, bu kaynaklardan azami çikar saglamak için, bir birleriyle disedis bir talan ve sömürü mücadelesi yürütüyorlar.
Üste çikmak için, insanlari, partileri ve devletleri ustaca kullaniyorlar. Bunun için akil durdurucu projeler yapiyorlar, paralar harciyorlar. Bu karmasa sonucunda Ortadogu, yüzlerce dügümün bulundugu, bu nedenle çözülmesi zor bir yün yumagina benziyor.
Bu nedenle sanayilesmis ülkelerin istihbarat örgütleri Ortadogu’da cirit atiyorlar. Kendi elleriyle yarattiklari kaos ortaminda, girtlak girtlaga sürdürülen bir rekabet içinde bulunuyorlar. Üste çikmak, öne geçmek için her kesi kullaniyorlar. Her türlü kirli isi yapiyorlar. Yaptiklarini bir digerinin üstüne atiyorlar. Amaçlarina ulasmak için Ortadogu devletlerini, halklarinin insanlarini ve partilerini masa ve tetikçi olarak kullaniyorlar.
Tüm bu nedenlerden dolayi, bölgede yasayan birey, parti ve devletlerin büyük bir bölümü, kime hizmet ettiklerini, niçin ve kimin için savastiklarini, bilmemekteler.
Bunlarin çogu, deryada basi bos yüzen, bir birine degdiklerinde hem kendilerini ve hemde digerlerini tahrip eden serseri mayinlara benziyorlar.
Tüm bu nedenlerle, Ortadogu’daki kaos içinde meydana gelen, etnik, toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olaylarla ilgili yorumlarda bulunmak zorlasmaktadir.
Ben de, Pariste öldürülen üç Kürt kadininin trajik ölümünü, yorumlamakta, tahminlerde bulunmakta zorlaniyorum.
Ama bir seyden kesinlikle eminim. Hayata stratejik bakan, donanimli, birikimli, öngörülü bunca usta aktörlerin yer aldigi bu mücadelede, bu tür niteliklerden yoksun olan PKK’nin, en rahat kullanilacak örgüt oldugundan kesinlikle eminim.
Yilmaz Çamlibel