Var mi cevabi
Evet, ciddi bir kriz var ortada.
Bu yüzden sessiz kalmak, ‘mis’ gibi yapmak ya da imalarla konusmak komik kaçar.
Kaldi ki bu gazetede dört yildir çalisiyorum. Sadece yazar olarak da degil. Taraf’in Ankara bürosunda, mutfakta da kadrolu mesaim var.
Zorluklarin da, basarilarin da, hatalarin da öznesiyim yani.
Dolaysiyla konusma ehliyetine sahibim sanirim.
O hâlde ‘Diplomasi’ simdilik söyle dursun…
Bildiginiz üzere Ahmet Altan bir süre önce gazeteden ayrildi. Ayrilisinin çözüm sürecinin bizzat Erdogan tarafindan açiklanmasiyla kesismesi de önemliydi.
Zira Ahmet Abi’nin Kürtlerin en büyük düsmani ilan ettigi hükümet, 30 yillik savasi durdurmak için müthis bir siyasi irade üstlenmisti. Ayrica Öcalan da bu hamleye destek vermisti.
Yani, kusura bakmasin üstadim Ahmet Abi fena yanilmisti.
Ardindan gazetenin Genel Yayin Yönetmenligine Oral Çalislar getirildi. Oral Abi’nin gazeteye gelisi,Taraf’in editoryal yönetiminin, yazarlarin teklifi ve onayiyla oldu.
Iyi de oldu. Gazete birkaç zamandir süren rijit tavrini birakip, Ergenekon ve Balyoz davalarinin yani sira bugünkü baris sürecini doguran referandumdaki durusuyla tutarli bir yayin politikasina kavustu.
Gazetede de, kamuoyunda da bir sinerji olustu.
Bugünkü baris atmosferini hazirlayan etkili aktörlerden biri olarak sürecin en umutlu zamanlarindaki hakki da teslim edildi.
Süreci desteklemek için seçilen Âkil Insanlar Heyeti’ne genel yayin yönetmeni de dâhil bes yazarini verdi Taraf. Digerlerinin içinde de Taraf’in eski yazarlari vardi.
Bu tutarli baris taraftarligi ile gazetenin tiraji ikiye katladi, reklam ve ilan geliri de. Hatta patronaj bu prestiji borsaya bildirdi. Hisselerinin degeri artti.
Ne var ki kendisinin de bire bir ifade ettigi üzere, isler kötüyken bile gazeteye editoryal olarak hiçbir müdahale de bulunmayan patron Basar Arslan es verdi.
Önce Ahmet Altan’la birlikte hareket edip gazeteden ayrilan ve daha sonra dönen Nese Düzelgazetenin ikinci koltuguna getirildi.
Patronajin bu atamasi bir defa anlasma geregi Genel Yayin Yönetmeni’nin onayi alinmadan tepeden yapilmisti. Dogal olarak istifalar gündeme geldi.
Ikincisi Düzel gazeteye baslar baslamaz yaptigi röportajlarla açikça barisin niçin mümkün olmadigini kanitlamaya çalisiyordu. PKK çekilme kararini açikladiginda bile o, mülakat konuklarina adeta ‘baris hayal’ dedirtmeye çalisiyordu.
Bu tavir kuskusuz ki gazetenin basari tablosunu doguran yayin çizgisine ve bize bir mesajdi.
Ardindan Genel Yayin Yönetmeni’nin hiçbir tasarrufuna onay vermeyen Basar Arslan Yaziisleri Müdürlerinden Kurtulus Tayiz’i görevden aldigini açikladi.
Gazeteyi bu basarili noktaya tasiyan isimlerden biriydi Kurtulus. Basari niye cezalandirilirdi ki?
Benim de içinde oldugum ve Taraf denince akla gelen tüm yazarlarin bu anlamsiz müdahalelere karsi son derece nazik tepkisine Basar Arslan’in cevabi ise sert oldu. Yayin Koordinatörü ve gazetenin basarisinin mimarlarindan Markar Esayan künyeden çikartildi.
Ve nihayet Çalislar da mecbur birakildigi seyi yapti, istifa etti.
Ardindan Taraf’in tarihinde ismini de cismini de bilmedigimiz, ancak politik tutumlarina vâkif oldugumuz dokuya yabanci isimler yaziislerine atandi.
Ümit Aslanbay, Oguz Karamuk…
Simdi kendinizi bizlerin yerine koyun. Bu olan bitenden huzursuz olmak suç mu?
Mesele patronajin bir tasarrufu karsisinda ‘arkadas dayanismasiyla’ tepki verilmesi falan degil.
En azindan benim için degil. Ortada net ‘gösterenlerin’ berraklastirdigi bir gösterge var.
Gazeteye para koyan, isin ticari riskini üstelenen patronaj elbette tasarruf hakkina sahiptir.
Ama bu müdahalenin anlasilirligi islerin kötü gitmesi, basarisizlik ya da politik çizgi degistirme kararina denk gelirse anlasilabilir.
Dolayisiyla Basar Arslan’in tiraj ve reklam artmisken, prestiji yükselmisken bu tablonun aktörlerini tasfiye etmesinin anlami kuskusuz ki politika degisikligidir. Üstelik bunu baris sürecini destekleyen isimlerin yerine ‘mesafelileri getirmesiyle’ de perçinlemistir.
Bakin anlattiklarimin içinde ne komplo teorisi var ne de ima.
Sadece soruyorum.
Merkez medya bile baris sürecine ikna olmus görünürken biz, ‘olmazlari’ büyütüp hassasiyet mi kasiyacagiz?
Yeni Türkiye’deki rolümüz, barisin mimari bir hükümete siyasi husumetle ve endiseli elitlerle birlikte’düsmanlik’ etmek mi olacak?
Eger böyleyse Ahmet Altan niye gitti, Oral Çalislar niye geldi, simdi hangi nedenle tekrar eskiye dönüyoruz?
Ikna olamadigim için ben mi hataliyim yoksa kör gözüm parmagina çeliskilerle dolu bu müdahalenin müsebbipleri mi?
Var mi bu sorularin cevabi?
————————————————
Taraf-30 Nisan
Melih Altinok
