Vatansever Basbug konusmali…
Diyarbakir Jandarma Bölge Komutani Tugg. Bahtiyar Aydin, 22 Ekim 1993’te sehit edilmisti.
Askerlerin olaydan sonra hazirladigi resmî tutanakta, Aydin’in Lice’de PKK saldirisinda sehit edildigi söylenmis, olay kapatilmisti. 2008’de, Ilker Basbug’un döneminde, Genelkurmay Baskanligi tarafindan, Tugg. Aydin’in, teröristlerce açilan ates sonucu sehit oldugu açiklamasi yapilmisti. Simdi çok önemli bir gelisme var. Diyarbakir 8. Agir Ceza Mahkemesi, Diyarbakir Cumhuriyet Bassavciligi’nin cinayetle ilgili hazirladigi iddianameyi, zamanasimina 1 gün kala kabul etti.
Ergenekon ve Balyoz davalarindaki mahkûmiyet kararlari, halen vesayetin odaklari, özellikle de partileri ve medyasi tarafindan bir strateji ile karalaniyor, hükümsüz kilinmaya çalisiliyor. CHP ve MHP’nin de içinde yer aldigi bu strateji; ‘cezalandirilanlar, bölücülerle kahramanca mücadele eden vatanseverlerdir, iktidar TSK içinde tasfiye yapiyor’ iddiasidir. Iste Bahtiyar Aydin cinayetiyle ilgili iddianamenin kabulü, bu stratejiyi bitirecek, darbe davalarini itibarsizlastirmaya çalisanlarin yüzüne, hakikatlerin bir tokat gibi çarpilmasinin yolunu açacak özelligi ile çok önemlidir.
Iddianamede söylenen özetle sudur: ’20 yil önce Lice’de çikan olaylarda Bahtiyar Aydin, Uzman Çavus Yüksel Bayar ile 14 vatandas ölmüs, çok sayida konut, isyeri ve araç hasar görmüstür. Resmî tutanaklarda PKK’lilarin ilçeye saldirmasi nedeniyle bu sonucun meydana geldigi yazilmis, ancak olay günü PKK terör örgütünün, Lice ilçesine saldirdigina ve Tuggeneral Bahtiyar Aydin’i öldürdügüne dair herhangi bir delil elde edilememistir.
Tugg. Bahtiyar Aydin, korumasinin itiraflari ve otopsi raporlari sonrasi hazirlanan krokiye göre, karsidan açilan atesle degil, askeriye içindeki kislanin çati, kule ya da binalardan birinden Kanas’la vuruldu. (Bu silahin daha sonra yakildigi tespit edildi.) 11 saat sürdügü söylenen çatismada, sadece bir polis memuru zirhli araç içinde hafif yaralanmis, bu memurun ifadesi alinmamis ve tek bir terörist, ölü ya da yarali ele geçirilememistir.
Suikastin gerçeklestigi dönemde Diyarbakir Jandarma Asayis Kolordu Komutani Hasan Kundakçi, yardimcisi ise Tümgeneral Ilker Basbug’dur. Iddiaya göre 22 Ekim 1993 günü Tümgeneral Basbug tarafindan Tuggeneral Aydin’a ‘Lice’ye git’ emri verildi. Aydin, vuruldugunda, Lice Jandarma Bölük Komutanligi’nin ön tarafinda araç disinda açik alanda emir subayiyla sohbet halindeydi. Suikast kamuoyunda duyulmadan, askerî bir helikopter Lice Jandarma Bölük Komutanligi’nin bahçesine indi. Helikopterdeki iki general Hasan Kundakçi ve Ilker Basbug’du Bölgede bazilari, basa çikamadigi hasmini, JITEM’e, bazilarini da PKK’ya ispiyonlayarak öldürülmelerini saglamislar, bu sekilde bölgede ‘faili meçhul’ cinayetler artmistir. Tüm deliller degerlendirildiginde, süphelilerin meydana getirdikleri örgütlenmenin, ‘suç islemek amaciyla örgüt kurma ve bu örgüte üye olma’ suçlarini olusturdugu sonucuna varilmistir.’
Vatansever Ilker Basbug’un bu iddialara bir cevap vermesi gerekiyor. Sunu da hatirlayalim. 1993 yilinda Ugur Mumcu, Binbasi Ahmet Cem Ersever öldürüldü. Malatya-Bingöl karayolunda silahsiz ve korumasiz 33 erimiz sehit edildi. Sivas’ta Madimak Oteli atese verildi, 33 vatandasimiz yanarak can verdi. 4 gün sonra Erzincan Basbaglar köyünde 27 erkek kursuna dizildi, 5 kadin yakilarak öldürüldü. Bir de Jandarma Genel Komutani Org. Esref Bitlis ve Cumhurbaskani Turgut Özal’in süpheli ölümleri var Bütün bunlar aydinlatilmasin mi?
————————————————
Zaman-25 Ekim
Hüseyin Gülerce