Yasasin Kukla!
Kukla oyunu ilk kez nerede çikmis bilemem. Belki de geçmiste, dünyanin birçok yerinde, farkli zamanlarda ve birbirinden habersiz
Çünkü kuklalar da soytarilar gibidir. Dünyanin her yerinde vardirlar, insanlari güldürür veya oyalarlar.
Kuklalar hep birilerinin isine yarar.
Kukla oyununun ünlü diyarlarindan biri Osmanli’nin merkezi Istanbul’dur. ‘Karagöz’ diye ün yapmistir.
Malum, ‘Osmanli’da oyun çoktur’ diye bir deyim var. Karagöz de bu oyunlardan biridir. Belki de Osmanli’ya Bizans’tan miras kalmistir.
Bilindigi gibi, Osmanli’nin mirasi Cumhuriyet’le birlikte Ankara’ya geçti; ama Karagöz deyince akla yine de Istanbul gelir.
Karagöz ustaligi da bir meslektir. Usta bir perdenin ardinda durur, görünmez; ama on parmagina takilmis iplerle kuklalari oynatir, bir yandan da seslendirir. Usta, kukla oyunu yoluyla izleyici kitleye birseyler anlatir. Kuklalarin da belli karakterleri, sosyal ve siyasi hayatta rolleri vardir.
Karagöz oyununun hayranlari en çok da çocuklardir. Çocuklar bu oyuna bayilirlar. Karagöz ve Hacivat’in diyaloglarina, bitmez tükenmez çekismelerine, kavgalarina kendilerini kaptirir, bazen güler, bazen kederlenirler. Çocuklar bu oyunu sahici sanirlar.
Yalniz çocuklar mi, bazen büyükler de bu oyunu sahici sanirlar. Hem de ne sahici! Kukla onlarin kahramani olur, umudu olur; gözü, kulagi, dili olur
Bir oyun biliyorum, 1970’li yillarda Ankara’daki kukla ustalari buldular. Sonradan Sam’i, Bagdat’i, Hind’i-Çin’i de dolasip Ortadogu ve dünya çapinda ün kazanan bu oyunun kahramani bulundugu yere, duruma göre renkten renge girer. Bazen Marksist-Leninist olur, bazen bagnaz milliyetçi Bazen Kemalist, bazen Islamci Kan dökmeye bayilan bir savasçi ve tatli diller döken bir barisçi Gücü yettigine acimasiz bir diktatör, yerine göre son model demokrat!..
Ve tüm bunlar olurken seyirci hep kahramaninin yanindadir, ona hayrandir, onu alkisa bogar ve söyle haykirir:
‘Yasasin Kukla!’
Seyircinin kuskuya düstügü, tüm bu hizli degisiklikler karsisinda kafasinin karistigi durumlarda kukla ustalari, onlarin yardimcilari, reklamcilar, kukladan beslenen tüm ticaret ve sanayi erbabi yardima kosar, kuklayi övüp göklere çikarir, bir güzel parlatir ve seyircinin imanini tazelerler.
Kuklanin kendisi bile bu kadarina sasirir ve söyle der:
‘Ben neymisim be!..’
Öteden beri insanlarin kuklalari nasil yönettiklerini, oynattiklarini bilirdik. Ama görülüyor ki insanlari yöneten kuklalar da az degildir. Insanoglu ve de kizi böyledir iste, eski Misir’dan bu yana, dana putu yapar da ona secde eder
C E M A L Î