Yaz mevsimi ve KOMKAR
Bir yaz mevsimi daha, yine kapida. Bu yaz sicak geçecege benzer. Bölgemizde önemli ve yakici gelismeler olmakta. Bu gelismelerin en basinda Güney Kürdistan ve Iraktaki gelismeler gelmektedir. Güneyde yaz mevsimleri kirk derecenin üzerinde geçerdi. Bu yaz Güney Kürdistan da gelismelerden dolayi, hayli sicak gececege benzer. Biz bunlara insanlarimizin heyecan, duygu, his ve özlemlerini ekledigimizde, tansiyonlar en doruk noktalarda olurken, sicakliklar da insan bedenini daha da zorlayacaklardir. Irak’taki son gelismeler Güney parçamizdaki Kürdlere yeni firsatlar sunmustur. Bunu bölgesel Kürt yönetimi en iyi bir sekilde degerlendirecek ve dogru kararini verecektir. Önemli olan Güney Kürtlerine her zamankinden daha da çok destek olmak ve onlara köstek olmamaktir. Köstekçilerin kimlerin olabilecegini bir çok okuyucu bilir. Bunun için kâhin olmaya, bu oruç ayinda on firin ekmek yemege de gerek yoktur.
Güneydeki gelismeler karsisinda Avrupa’da çok yogun bir diplomasi çalismasinin yanisira önemli kitle eylemlikleri ve konferanslar yapilabilinirdi. Bu isin motor gücünüde KOMKAR´ la birlikte, Güneyli Kürt partileri olusturabilirlerdi. Danimarka KOMKAR eskiden oldugu gibi bu türden konular için, içime hep su serpmistir. Onlarin çalisma ve duyarliklarini takdir etmisimdir. Bu yazimla birlikte onlari kutlamak ve bu türden çalismalarinin devami temenni ederim.
PSK’nin legale çikmis olmasi gecikmis bir karar olsa bile önemlidir. Artik deve kusu politikalari ve illegalitenin arkasina kimse saklanamaz. PSK´ yi daha zorlu günler bekliyor. Bu yapi ve kadrosuyla legaliteyi zorlayabilecegi benim için kusku götürür. Legalitede mevcut olan Kürt tandansli partilerden farkli bir alternatif ve konseptle kitlelerle bulusmak, PSK için herzamankinden daha fazla yeni bir enerji gerektirecektir. Bunu PSK’nin mevcut yapisiyla kaldiracagi kanisinda degilim. 1996’da PSK ile iliskilerimi partili geçinen bir üyenin kapris ve hastaliklarindan dolayi, istemiyerek de olsa kopartmak zorunda kaldim ve kimse de ondan sonra beni nedenleri konusunda arama zahmetinde bulunmadi. Eski bir PSK´li olarak Partinin legalesmesini kutluyor ve Özgürlük Yolundaki mücadelelerinde basarilar diliyor ve bu vesile ile kendileriyle dayanisma içerisinde oldugumu deklere ediyorum.
Degerli okurlar,
ben bundan dört hafta evvel bir yazi kaleme aldim ve hepsini tekrardan budayarak bu duruma getirdim, anlayacaginiz köse yazimi adam akilli kusa benzettim. Yazinin konulari ise su ara basliklardan olusmaktaydi: Hendeklerin neden kazildigi hikayesi, Bayrak provakasyonu, çocuklari kaçirilan annelerin eylemlilikleri, yeniden gelisen Iran- Türkiye iliskileri ve bunun Kürdistan’a yansimalari, Cumhurbaskanligi seçimleri vs… Gürüldügü gibi üsteki girisi saymazsak, tortu olarak arta kalan, sadece alttaki su satirlar oldu.
Kimi ülkelerde yaz mevsimi, tembellik ve göbek büyütmek için bir bahane, kimileri içinse dinlenme ve enerji depolama firsatidir. Ben kisi olarak yaz mevsimini hep, kisa tercih etmisimdir. Yazsiz ve günessiz bir dünyayi hiçbir zaman düsünmedim. Günessiz bir yasam, suni güneslere nazaran düsünülemez. Yazla birlikte yasamin her alanda canlandigi görülür. Kelebek, kus, börtü, circir böcegi ve tüm bitkiler bir hareket halindedirler. Bu harketlilik yeni bahar ve yazlarin müjdesicileridir de ayni zamanda. Ben kisi, kizak üzerinde bir kaç defa kaymaktan baska hiçbir zaman özlemedim, aramadim da. Kisin soguga karsi örtünmek için de olsa, bir metre kumas ve bir lastik ayakkabi bile her zaman her derde deva degildir. Üsüyen ve aç olanin derdini, ancak çekenlerve bunu yasayanlar bilir. Bunu karni tok ve kürklü kisiler anlayamaz. Yaz mevsimi benim için bereket kapisi ve ayni zamanda sirtimda bir yaz gömlegi gibidir. Ben günesi gömlek misali vücüduma sarar, kuzu kulagi, yemlik ve kengerlerle, katik misali beslenirdim. Sivik baslarinda yaz mevsimi gecenin derinliginde yildizlarin kaymasini, ugur böcegini izlemek, benim için bir yasam biçimi, baskalari içinse romantizimdi. Sevmek, sevismek, beslenmek için yazlari bir metre kumasa ve bir gram kavyara çogu zaman gerek bile yok. Tabiat her seyini albildigine abartisizca sana sunar. Önemli olan herseyden oldugu gibi bundan da yararlanmasini bilebilmek. Iskandinavya ve Avrupa ülkelerinde milyonlarca kisi binlerce km. yol kat ederek günes enerjisi depolamak için yaz mevsimini dört gözle beklerler. Bunun için yaz mevsimini ve günesi solumak ve bire bir yasamak için milyonlarca insan haftalarca tatillerinin tadini çikaririp, yeni enerji depolarlar. Bosuna dememisler ‘günes girmeyen, yere doktor girer’ diye. Gerçi bizim oralarda çetin kis ve yaza ragmen, doktor bile yoktu, olsa bile neyle masraflari karsilayacaktik. Kisi atlatabilmek, her babayigidin harci degildi. Yeni baharlari her türden esitsizlige ragmen gögüslemissen, artik srtin yere gelmez. Bahari en iyi kuzu ve oglaklarin sesiyle yasamak mümkün ve sonrasi zaten yaz mevsimiydi. Sirtini yaza dayadinmi, gerisini artik hiç düsünme. Kisa tezek yada odun toplamak, ot yada tiken toplayip kirmak bir eglenceydi bizim oralarda. Kirk derece sicagin altinda kosusturmak, kistan kalma soguk bedenlere bas kaldirmadir. Bundandir günese olan tutkum ve sevdam.
Çocuktum bir çoklariniz gibi. Ben de köy yasami, kuzu, koyun, tezekli kis ve yaz mevsimi, sehirde sakiz, sans ve kismet oyunlari satisini, Tasrada ise Avsarlara karsi durmayi, kenger sakizi, yer elmasi ve marol satisini, ayakkabi boyamasini, bilirim. Oyun neydi Çocuk dünyamizda bilmezdim. Bize ögretilen en büyük oyun, büyüklerimizin islerini paylasip, onlari aratmamakti. Gerçi büyüklerimiz de bizden pek farkli degilllerdi, onlar da ektiklerini biçiyorlardi. Ben de çocukken büyüktüm. Ve yedisinde gurbete giden erkekler için, namus bekçisiydim. Gerçi birçoklarimiz aynisini yaptik. Ortaokul ve lise için önce köyden Ankara’ya ve sonradan da Berlin’e, yani bir uçtan, diger uca. Bahar ve yazi yasamadan güzü yasamakmis. Yani kapitalizmi yasamadan, sosyalizmi yasama türünde bir ütopi.
Apocularca kaçirilan çocuklarimizdan dolayi diyorum ki, çocuklarimiza kiymayin efendiler, çocuklarimiz insan katili olmasinlar. Çocukluklarini yasamamislarin çocuklukluklarinin elden alinmasi ve sanal dünyalarla kandirilip, Apocularca kaçirilmalari etik, çagdas, hak, hukuk ve insani normlara aykiridir. Ben bunu ne Dersim’in kayip çocuklarindan, ne de Pozatli’da tecavüze ugran çocuklardan ayri degerlendiririm. Beyler, ben bu saatten sonra her sey Imrali’da ayan, beyanken bir kavalin büyüleyici ve Munzur’un su sesini, MAVZERE tercih edenlerdenim.
Hüseyin Sahin