Makale

Yeni bir dünya kuruluyor

Tomas Hobbes ” Devletler bir birlerine kiliçlarini çekmis gladyatörler gibidir” der. Bununla devletlerin bir birlerine güvenmedigi, her devletin, diger devletleri, kendi güvenligi için tehdit olarak algiladigini kast ediyor.

Devletler, güvenliklerini saglamak için bölgesel ve küresel örgütler içinde yer alirlar. Ikili ve çok tarafli sözlesmelerle, güvenlik tehditlerini, bertaraf etmeye çalisirlar.

Uluslar arasi iliskilerde, böyle bir durum söz konusu olunca, devletler güvenlik kaygisiyla hareket ederler. Güvenligi tehdit eden uluslar arasi tehditlerin yaninda, bir de iç tehditler, devletler için güvenlik kaygisi yaratabiliyor.
Yirminci yüz yilin ikinci yarisina kadar, devletin güvenligi, birey veya yurttas güvenliginden önde gelirdi. Bu nedenle de devletler, hukuksal düzenlemelerini, devletin güvenligini esas alacak sekilde yaparlardi. Esas olan devlettin bekasiydi, yurttasin hak ve özgürlükleri, devlet ve rejimin bekasiyla örtüstügü ölçüde alan buluyordu.
Yirminci yüzyilin ikinci yarisindan itibaren,bireyin özgürlük ve güvenligi ön plana çikmaya basladi. Esasinda bu yeni anlayis ve uygulama devletin güvenligine de aykiri degildir.
Ikinci Dünya savasindan sonra, insanin, insan olmasi sifatiyla sahip oldugu hak ve özgürlükler ön plana çikmaya basladi. 10 Aralik 1948 de Birlesmis Milletler Genel Kurulu Insan Haklari evrensel bildirgesini kabul etti. Bu bildirgenin hukuki baglayicili yoktu. Fakat devletleri, bu yönde hukuki düzenleme yapmak için motive edici de oldu.

1966 yilinda BM, Insan Haklari alaninda iki sözlesme kabul etti. Bunlar, Medeni ve Siyasi Haklar ile Ekonomik ve Sosyal Haklar sözlesmeleridir. Bu sözlesmelerin yürürlüge girmesi için de, 35 devletin bu sözlesmeleri onaylamasi kosulu getirildi. 1976 yilinda 35 devlet onaylamis oldu ve sözlesmeler bu devletler için yürürlüge girdi. Bu sözlesmelerle devlet iktidari, insan haklariyla sinirlandirildi.

Türkiye bu sözlesmeleri 2003 yilinda onayladi. Bu sözlesmelerin her ikisinin de 1. maddesi Halklarin kendi kaderini tayin etme hakkini güvence altina aliyor. Kendi Kaderini tayin etme hakki, bir halkin idari ve siyasi yönetimini olusturma ve yer alti, yer üstü zenginliklerinden yararlanma hakkini veriyor. Öte yandan devlet iktidari insan haklari ile sinirlandiriliyor.
Örgütlenme, fikir ve düsünce özgürlügü, hukuki güvence altina alindiktan sonra, isleyen bir demokraside, toplumsal degisim ve dönüsüm baris içinde gerçeklesebiliyor. Bu gün, adil ve demokratik seçimler yoluyla, toplumun tüm kesimleri yönetimde temsil olanagi bulabiliyor.
Bu yeni dünyada hak elde etmek için, siddette basvurmaya gerek yoktur. Toplumu degisimin gerekliligine inandirmakla, evrimci yolla degisim ve dönüsüm yapilabilir.

Çevremiz ates çemberi. Komsu ülkelerdeki iç savas nedeniyle milyonlarca insan göç yolundadir. Her gün daha barisçil ve daha müreffeh bilinen Avrupa’ya mülteci olarak gitmek için, binlerce insan, kaçak yollarda sansini deniyor. Sadece Ege denizinde bogulan göçmen sayisi bir iç savasta ölenlerden fazladir. Her bir olay ibretlik birer vakadir. Bundan ders çikarmamak için, izandan ve akildan yoksun olmak gerekiyor.

Elbette ki, Kürt Halkinin, kendi kaderini tayin etme hakki vardir. Kürt halki bu hakkini savassiz ve siddetsiz bir sekilde, demokratik yollarla elde edebilir. Hukuk, insan haklarina dayanirsa, kendi kaderini tayin hakki da, insan haklarindan sayildigi için hukuki güvence altina alinmak durumundadir.

Türkiye’de Kürt sorunun çözümü anayasal reformlarla mümkündür. Bu gün, zaten Türkiye yeni bir anayasa yapma esigindedir. Yapilacak anayasada Kürt Halkinin kollektif haklarinin güvence altina alinmasi için mücadele etmeliyiz. Türkiye toplumunun daha genis bir kesimini, Kürtlerin siyasal ve demokratik haklari konusunda ikna etmek durumundayiz.
Kürt sorunun esitlikçi federal bir sistemde çözmekle, hem Kürtler için güvenlik tehdidi ortadan kalkar hem de devlet ve toplumun diger kesimleri için de iç güvenlik tehdidi diye bir sorun olmaz.

Biz, HAK-PAR olarak kurulmakta olan bu dünyanin bir parçasi olmak istiyoruz. Kürt sorununu kazan kazan anlayisiyla çözmek istiyoruz. Yeni bir vizyonla, uygar dünyanin kabul edebilecegi demokratik yöntemlerle siyaset yapiyoruz. Tarihsel haksizliklar üzerinde siyaset yapamayiz. Mutlu ve umutlu bir gelecegi siyasetimize esas aliyoruz.
Kürt sorunun esitlikçi, cografi esaslara dayali federal bir sistemle çözülmesi, hukukun üstünlügünün kabul edilmesi, demokrasinin derinlestirilmesi hem Kürt Halkinin hem de Türkiye’de yasayan tüm toplum kesimlerinin çikarina olacaktir. O halde, bir birimize karsi enerjimizi bosa heba edecegimize, omuz omuza verip, Türkiye’de yasayan her kesi mutlu edecek düzeni kurmaya çalismaliyiz. Kurulmakta olan yeni dünyanin da geregi budur. 30.01.2016

Av.Abdulmenaf KIRAN
HAK-PAR Gnl.Bask. Yardimcisi

Abdulmenaf Kiran

Balkêş e ?
Close
Back to top button