Makale

Yerim daraldi ama oynayacagim!

Normal mantik yüzde 51’in içerde toplumun geri kalaniyla diyalog, disarda da iliskilere çeki düzen verme mesaji içerdigini söyler. Bu ülke normalini kaybedeli çok oldu. Erdogan kendisiyle özdeslesen bir rejim degisikligi pesinde top çevirebildigi sürece bu mesaji almayacaktir.

Söyle yüzde 60 ‘Evet’ ile balkondan sahlanmak vardi; zaferi Kosova’dan Saraybosna’ya, Üsküp’ten Selanik’e, Kahire’den Gazze’ye, Trablus’tan Sam’a, Kazan’dan Biskek’e kadar bütün Islam cografyasina armagan etmek vardi!

Mahallenin Islamcilari Recep Tayyip Erdogan’i ‘ümmetin umudu’ diye idealize ettiginden beri gözler, her seçim sonrasi nev-zuhur Ittihatçi çikislarla süslenen balkon konusmalarinda. Ne var ki önceki gece Erdogan ve yaverlerinin verdigi fotograf pek buruktu: Kazanma ugruna ödettirilen bedellerin, OHAL’in, sonsuz hukuksuzluklarin, perde arkasindaki dümenlerin, aymazca hilelerin, aleni santaj ve tehditlerin, kuraldisi, hukukdisi ve yasadisi taktiklerin, ahlaksiz, insafsiz ve vicdansiz propagandalarin, ötekilestiren, kutuplastiran ve düsmanlik yaratan küfürbaz dilin kararttigi bir ruh, kazanan adamin çehresine çökmüstü. Sandiktan çikan bir zafer degil yenilgiydi sanki. Eldeki kamu kaynaklari, politik linç ve devlet terörünün bahsettigi bir zaferdir, lakin agir bir yüktür, vicdana saplanmis bir tonluk kancadir. O fotografin bende biraktigi izlenim budur. Elbette Erdogan ilk günün sokunu atlattiktan sonra yüzde 70 oy almis gibi milliyetçi-mukaddesatçi cepheyi costurmaya devam edecektir.

***

Kil payi ve tartismali bir zafer ne getirir; Erdogan’a içerde ve disarda arzuladigi manevra alanlarini açar mi?

Evvela yanki buldugu cografyanin derinligini görmek için kutlayanlarin profiline bakalim:

Cibuti, Gine, Katar, Bahreyn, Azerbaycan liderleri…

Müslüman Kardesler’in Misir, Tunus (El Nahda), Filistin (Hamas) kollari…

Pakistan’dan Cemaat-i Islami…

Ve Suriye’den eski Kaide liderlerinin kurdugu Ahraru’s Sam…

Iktidarin medyasi bu listeyi ‘Dünya liderlerinden tebrik yagiyor’ basligiyla verdi. Bir rejim degisikliginde mihenk tasi bu ülke ve örgütler ise varsin tebrikler sel olsun. Ya Erdogan’in da umursamak zorunda kaldigi ötekilerin tepkisi?

Türkiye’nin diktatöryal yönelimiyle sorunu olmayan Rusya’nin tepkisi klise: ‘Referandum Türkiye’nin iç meselesi. Türk halkinin iradesine herkes saygi göstermeli.’

NATO müttefiki ABD ise rahatsizlik yaratacak boyutta temkinli. Disisleri yapilacak degerlendirmeyi AGIT raporundan sonraya birakti. AGIT dün oylamayi adil, seffaf ve hukuki bulmadigini açikladi. Avrupa’nin demokrasi bekçisinden gelen degerlendirme, AB ile ortaklik sürecindeki bir ülkenin sandik güvenilirligi açisindan berbat notlar içeriyor. AGIT’in açiklamasi üzerine ABD Disisleri ‘AGIT gözlemcilerinin endiselerini not ettik. Nihai raporu bekliyoruz. Türk hükümetinden 16 Nisan’daki oylarina bakmadan bütün vatandaslarinin haklarini ve özgürlüklerini korumasini bekliyoruz’ açiklamasini yapti. Elbette siyasi-diplomatik nezakete binaen liderlerden telefonlar gelecektir, dün Donald Trump’tan geldigi gibi. Bu Disisleri’nin açiklamasinda ifadesini bulan temkinli yaklasimi ortadan kaldirmiyor. Son birkaç yilda ABD ile Türkiye arasinda mayinli bir alan olustu. Suriye politikasi, Reza Zarrab ile Halk Bankasi üzerinden Iran’a ambargonun delinmesi ve FETÖ ile baglantili bu mayinlar referandumdan bagimsiz olarak varligini koruyor.

AB süreci ve ekonomik iliskiler nedeniyle Türkiye’yi en fazla ilgilendiren Avrupa’dan da tebrik yok.

***

Erdogan referandumdan sonra AB meselesini masaya yatirmayi ve kampanya sirasinda kriz yasadigi ülkelerle hesaplasmayi düsünüyordu. Bu hesaplasma için manivela kuvveti güçlü bir ‘Evet’ olacakti.

Sandiktan çikan tablo Erdogan’a hedefledigi manevra alanini açmis sayilmaz. Aksine biçak sirti sonuçlar AB’nin argümanlarina güç katti. AB’den gelen ilk mesajlarda ‘Hayir’in tasidigi ehemmiyete vurgu yapildi. Demek ki bundan sonra anayasa degisikliginin içerigi kadar ülkenin bölünmüslügü bir argüman olarak öne çikacak.

Brüksel-Ankara hattinda tartismanin oturacagi eksen Almanya Sansölyesi Angela Merkel’in açiklamasiyla daha da belirginlesti:
‘Sonuç Türk toplumunun ne kadar bölünmüs oldugunu gösteriyor. Bu durum Erdogan için büyük sorumluluk anlamina geliyor. Alman hükümeti, Türk hükümetinin tüm siyasi ve sosyal gruplarla saygili bir diyalog arayisinda olmasini bekliyor. Türkiye ile en yakin zamanda ikili görüsmeler yapilmali. Türkiye ve AB kurumlari arasinda Venedik Komisyonu’nun endiselerine yönelik görüsmeler yapilmalidir.’

Fransa Cumhurbaskani François Hollande’in vurgusu da ayni: ‘Sonuçlar Türk toplumunu planlanan köklü reformlar konusunda bölünmüs oldugunu gösteriyor.’

Bunlar Erdogan’in yüzde 51’le kolayca bertaraf edebilecegi elestiriler degil. Haliyle önümüzdeki süreçte hem ‘Hayir’in hakki hem de yeni rejimin Avrupa standartlarina uyumsuzlugu hatirlatilacaktir.

Avrupa Parlamentosu Raportörü Kati Piri’nin su uyarisi AB içindeki genel kanaati yansitiyor: ‘Türkiye’nin kuvvetler ayriligina saygi duymayan, hiçbir denetim mekanizmasi bulunmayan bir anayasayla AB’ye katilamayacagi açik.’

Kuvvetler ayriligini asindiran; denetim ve fren mekanizmalarini kaldiran bir anayasa revize edilmedigi sürece elestiriler bitmeyecektir.

***

Erdogan güçlü bir ‘Evet’ ile kendi kosullarini dayatmak niyetindeydi. Bu olmayacagina göre sansasyonel bir kopus senaryosuna dogru sürükleniyoruz demektir. AB kendi iç kirilganliklari yüzünden çifte standarda düsüp yatistirici politikalarla yönelse de Türkiye’deki rejim degisikligini ortaklik sürecinin normatif çerçevesi içinde kalarak normallestiremez ya da kaniksayamaz. Ayni sekilde AB Türkiye’yi bu gidisattan çekip çikaracak agirliga ve araçlara sahip degil. Haliyle AB’de kabul görmeyen bir Erdogan hamasetin dozunu artirip kendi çeperlerinde bir direnç gelistirmeye devam edecektir.

Normal mantik yüzde 51’in içerde toplumun geri kalaniyla diyalog, disarda da iliskilere çeki düzen verme mesaji içerdigini söyler. Bu ülke normalini kaybedeli çok oldu. Erdogan kendisiyle özdeslesen bir rejim degisikligi pesinde top çevirebildigi sürece bu mesaji almayacaktir.

Fakat biçak sirti bir destek içeride ve disarida agirlasan kosullarin üstesinden gelmeyi zorlastiriyor. Anayasal degisikligin yürürlüge girmesi için 2019’a kadar isleyecek sürecin selameti içeride ve disaridaki dengelere bagli. Erdogan baskanlik koltuguna oturmak için erken seçime giderken Kürt sorununun barisçil çözümünü isteyenlerle savas dayatan milliyetçi müttefikleri arasinda daha da sikisacaktir. Artik hiçbir seyin garantisi yok.

***

Disarida da tablo çok oynak. Erdogan’in dis politikada tikanikligi asmak için yaptigi sey bloklar arasi paten siyaseti ve Türkiye’nin jeostratejik konumunu santaja dönüstürme taktigiydi. Referandum bu iki cambazliga yeni bir enstrüman ekleyemedi. Etrafta fazla siçrama tahtasi kalmadi. Muhtemelen referandumdan önce oldugu gibi yine Bati’ya karsi Rus karti çekilecek. Nitekim Erdogan’in basdanismani Yigit Bulut referandumdan hemen sonra ‘Rusya ile isbirligi yapmamiz lazim, sorunlar kesinlikle asilacak’ dedi. Moskova da Ankara ile yasadigi güven bunalimina ragmen bütün bu gel-gitlere kredi açabilir. Ruslarin sunacagi oyun alani sadece ekonomik çikarlarin istikrari degil Türkiye’nin dis politikada, özellikle Ortadogu’da Ruslarla uyumlu hale gelmesiyle baglantili. Bir tarafta Yeni Osmanlicilik ve Ittihatçilik serüveni mehter havasinda ilerlerken diger tarafta Ruslarla uyumluluk bir hayli fanteziye kaçiyor. Sözün özü eksik ‘Evet’ içte ve dista Erdogan’a yeni yollar açacak bir zafere benzemiyor

———————————————

19 Nisan

Fehim Tastekin

Back to top button