Makale

Yillar sonra, ya da “Türklesmis Kürtler”

(Konu ile ilgili önce bir kaç cümle yazmaliyim;bir konuyu bilmemek, önemini bilmemek degildir. En kötü bilmemek, ‘bilmedigini bilmemektir’. Bazi olgular, sadece anlatmakla degil, düpedüz anlamakla ilgilidir.Insani bitise götüren yanlis alismisliklar ve aliskanliklar, insanin kendi iradesi disinda, bilmeden yarattigi ve bilmeden kölesi oldugu tabusudur. Eger pratiklestirilmezse, uygulanamazsa, sadece ‘bilmek de’ hayat bulmaz, önemsiz kalir, söner)

Yillardir Kirmanckî-Zazakî yaziyorum. Bu zaman içinde, bir Kirmanckî romanim, bir fikra kitabim yayimlandi, yeni bir Kirmancki romanimin da çalismasi biti. Daha evvel de kirmancki yayimlanmis bir romanim, iki de siir kitabim yayimlanmisti.

‘DIL BITERSE, BIZ BITERIZ’ bilincim ve inancimla, yillardir bunu bikmadan tekrarliyor, yaziyorum. Bütün bu çalismalarimdan, karsilastigim, sahit oldugum kismi gerçekleri özetçe belirtmek istiyorum;

1-(istisnalar hariç) Kuzey Kürdistan siyasetinin dili, çok derin Türklesmis, Türkîyelilesmektedir. Böyle bir siyasetin ‘anadil, kültür, kimlik’ ile ilgili bazen keskin söylemleri, ‘duyarli’! görünme ihtiyaci, kendi siyasi hesabindan ibarettir, onun için inandirici degildir. (Yillardir ‘dilimize-kültürüme sahip çikalim’ deyip, sadece bunu Türkçe tekrarlayan, ama kendilerinin de pratikte dilini ögrenmeyen, bilmeyen, bu alanda çalismalara pratikte hiç ilgi duymayanlarin gerçekligi, ‘teoride, söylemde Kürd, pratikte Türklesmisligin’ aci halidir.

2-Eskiden ‘dilimiz yasak, konusmamiz ‘yasak’ diye hakli gerekçe ile bunu belirtmenin, günümüzde bu yasaklarin ortadan kalkmis olmasina ragmen, dilini yine ögrenmemeleri, konusmamalari, artik o hakli söylemin gerekçesine siginma hali, derinden asimile edilmisligin, Türklesmisligin, aldatici gerçekligidir

3-Bu aci manzara ile ilgili örnekleri çok gözlemledim ve çokturlar. Meydanlarda, yasal ve siyasi olarak anadil ile propaganda serbest olmasina ragmen, bir kez olsun Kirmanckî-Kurdkî ‘nutuka’ hiç rastlamadim. Sadece bazen ‘sima bixeyr ameyê’ ya da ‘Ros bas, hun bi xêyr hatin’ , ya da bir-iki cümlelik afis gibi selam baslangicindan ibaret olan Türkçe konusmalar, nutuk çekmeler, bana göre, ‘bakin bizim parti, dilimize sahip çikiyor’ aldatmacasindan baska bir sey degildir.

4-Bu garip hal ile ilgili, benzerlik ve örtüsme açisinda böyle de ifade edebilirim; her kesi keskin söylemlerle savasa çagiran, ama kendisi, kendileri savasa gitmeyen tuhaf, garip ‘komutanlarin’! Halleridir.(Baskalari cefa çekecek, bunlar da çekilen cefalari sömürerek, kendi hanelerine puan edip üstünde, ‘cefakar agalari’ olacak!)

5- Derinden asimile olanlar, kendilerini Türkçe rahat ifade ettikleri için, bu asimile diline yapismislar, anadillerini ögrenme ‘zorluguna-zahmetine’ katilmayacak, katlanamaycak’ kadar maalesef uzaklasmislar. Iste bu ‘uzaklasma’, Kürdistani ruhtan uzaklasma, Türkiyelilesme siyasetini rahatça gündeme planlica koymus, ‘teoride Kürd, pratike Türk’ mantigini, ‘Türklesmis Kürdlerce’ Kürdistani ruhu, rahatça kemirmektedir.

6- ‘Yok edemiyorsan, entegre et’ Türk Devlet mantigi ve plani, ‘Türklesmis Kürdler’ sayesinde, ‘kurtulus, sorunu çözme’! Diye, planlar ve programlar dahilinde, adim adim isletilmektedir. Bütün bunlar, Türkçe ‘baris-kardeslik, demokrasi, haklarin birligi’ vb ‘çekici’ söylem ve nutuklarla yapilmaktadir.

7-Yine çok örtüsen, benzerlik açisinda, bir detay örnek vermek isterim; A-‘Kusatma’ isimli Türkçe romanim, bazi Türk medyalarinda da yanki bulmus, oldukça okurlara ulasmisken, Kirmanckî romanimdan, hala haberleri olmayanlar oldukça çokturlar. B- Hasan Cemal, Kandile gitti, ‘Delila’ yi Türkçe yazdi, ona duyulan ilgi, bas döndürcüydü. Bazi Kürdler tarafinda, davet üstüne davet edildi, söylesiler, röportajlar yapildi, kitabi okumak, almak için siraya girildi. Ayni döneme denk gelen benim ‘SOSINE Û GULIZARE’ romanim, bir çok ‘Delila’lari, Delila’larin anadilinde yazilmis olmasina ragmen, pek ilgi görmedi. (Elbet benim kitabimdir diye belirtmiyorum bunu, ama insan önce kendisinden bilir, yasadiklarindan, gördüklerinden anlar)

8- Türkçe dili ile, Kürdistan olamaz. Anadilimiz, Türkçe yapilan siyasete kurban ediliyor.

9-Dilimiz ‘para getirmedigi’ için, sadece var olmanin fedakarlik mücadelesi gerektiginden, ne ‘Türklesmis Kürdlerin’, ne de baskalarinin’ zaten umurlarindan degildir.

10-Anadilin sadece bir ‘iletisim araci’ndan ibaret olmadigini, düpedüz bir milletin/halkin kimligi, kültürü, tarihi, gerçekligi, varlik sebebi oldugunun (dilsiz bir millet-halk, milletsiz-halksiz bir dil olamayacagini) bilinci, anadile olan ilgi-heyecan,duygu ile direk baglantili oldugunu düsünürsek, günümüzdeki aci manzaranin trajedik boyutu anlasilacaktir.

11-Anadile ‘ilgi duyan, onun çabasini veren’! Bazilari, kendi mintikasinin, köyünün agzini, asl olana, gramer ve standardizasyona ‘kurban edercesine, (yanlisliklari defalarca ispat edilmesine ragmen) orada çakilip kalmalari, elbette bir ilerleme kaydetmez, etmeyecek de. O halde, bu kesimlerin amaçlari ne olabilir? Standardizasyon alaninda, köy ve mintika agizlarini degil, ondan da yararlanarak dilin ‘düzeltilmesi, standardize edilmesi’ mi, yoksa dilin kargasa halini sürdürüp gönülden ögrenmek isteyenleri biktirmak mi? (Bu da baska bir sorun) Görülüyor ki, perisan dilimiz, sadece ‘Türklesmis Kürdlerin entegrasyon siyaseti’ tarafindan degil, çok yönlü hesaplarca kusatilmis.

12-Denebilirki ‘ne yapmali?’. Bu siyasi kargasa ve bilerek ‘allak-bullak’ edilmis ortamlarda, yerinde yurdundan edilip uzak metropollere, sürgünlere savrulmus insanlarimiz, nasil ki, kendi idareleri disinda, hayatta kalma mücadeleleri disinda bir baska sey düsünemez hale gelmislerse, ben de biraz öyleyim, ne yapilacagini, sadece simdiye kadar Kirmancki yazmaktan baska bir sey düsünemiyor(d)um.

13-Neticede, dil çabasi, bir kisi ve kisiler sorunu degil, tesvikler ve imkanlar sorunudur. Ondan da evvel, ruhtan ve gönülden istemek, istek sorunudur. Bu da, ‘siyasi hesaplar’ geregi, aldatici söylemlerle,hobilerle olmaz.

14-Anadil, bir milletin-halkin kendisi ve kendi varliginin ispatidir. Dil, siyaseti, ideolojisi, dini inanci farkli olan bir milletin bütün kesimlerini kapsar, siyaset, ideoloji, ancak sahiblerini kapsar, onun için anadil, milli varligin kaynagi, anasidir ve siyasete, ideolojiye kurban edilemez. Anadilimizi siyasete kurban eden mantik, ancak ‘türklesmis-türklestirilmis kürdün’ mantigidir.

15-Yaklasik doksan yillik inkar ve asimilasyon, hemen baslangiçta degil, ama süreç içerisinde, gittikçe kültürel imhayi yogunlastirdi, günümüzdeki ‘Türklesmis Kürdler’, bu kültrel imhanin kurbanlaridirlar.(Türklesmis Kürdlerin sagci,solcu, muhafazakar, sosyalist, Marksirt, liberal,dindar, radikal vb olmalari, anadillerine olan ilgisizlikleri, bitisleri açisindan farklari yok. Bu kesimlerden bazen rastlandigi gibi ‘ben de Kürdüm’ söylemlerinin çagrisiminin anlami budur; ‘Ben de Kürdüm, benim gibi ol’)

16-Yukaridaki açiklamalarim, sadece Küzey Kürdistan içindir. Kürdistan’in diger bölümleri (sükür ki) bu kadar derin asimile edilememis. Kirmancki-Zazakî de esas olarak sadece Kuzey Kürdistan’da mevcut oldugundan, bu cografya da, derince asimile edildiginden, en perisan ve ‘bitise’ dogru en çok yol alan Kirmancki- Zazakidir.

ÇAGRIM;

Ben Kurdkî de, Kirmancki de biliyorum, okuyorum, yaziyorum. Kirmancki ‘Zazaki çok perisan oldugu için, son yillarda agirligimi ona verdim. Kirmancki-Zazaki edebiyati perisan, adeta yetim gibidir. Kirmancki yazarlar, emekdarlar, oldukça sinirli ve adeta ‘yalniz’ dirlar. Imkanlari da oldukça sinirlidirlar. Ben bu konuda Kirmancki-Zazaki defalarca ‘çagri mahiyetinde’ yazilar yazdim, bazi öneriler sundum. Hep cevapsiz kaldim. ‘Duyarlilik’ solgun, ilgi donuk. Var olalim. Dilimizin, rengimizin, kimligimizin gerçekligini yasatalim, canlandiralim. Bunun için, moral ve tesvik gerekiyor. Imkanlar yaratmak zor degil, ama asimilasyon çok derin oldugu için, bu imkanlar zorlastirilmis. Ne dersek diyelim, tekrarlayalim ki, DIL BITERE BIZ DE BITERIZ. Böyle bir durumda, benim gerçekligimin içinde olmadigi ‘demokrasi, özgürlük’! Bana ne? ‘Kendi gerçekligimden vazgeçmek’ adina süslü söylemler, imkanlar, refah, af edin koca ‘hümanist’! gevezelikler bana ne? Denilecek ki, ‘biz kendi gerçekligimizden vaz geçmiyoruz’! Peki bir milletin, halkin gerçekliginin temeli dil degil de nedir?Bunlar aldatici masallardir. Ya bu masallar bizi bitirecek, ya da biz bu masallari bitirecegiz. Gelin bu masallar bizi degil, biz bu masallari ve ‘masal gevezeliklerini, gevezelerini’ bitirelim. Ya dilimizi ögrenecegiz, konusacagiz, okuyacagiz, yazacagiz (ÇARE BIZIZ), ya da,asilimasyonun (özellikle Türklesmis Kürdlerin Türkçe sefalet, humanist, özgürlük, kardeslik, birlik vb ajite ve sloganvari) siyasi- edebiyatlariyla bitise yol alacagiz(ÇARESIZIZ).

Ilhami Sertkaya

Back to top button