Yol ayrimi. Kemerlerinizi baglayin
Yol ayirimi: Kemerlerinizi iyi baglayin, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
Türkiye, küresellesme kosullari içinde, kendine özgü bir burjuva devrimi süreci yasiyor halâ. Bu bir gerçek..Ama buradan hemen sürecin hedefe dogru giden yolda düz bir çizgi izledigi sonucu da çikarilmamali!.
Devrimin ilk asamasi Osmanli artigi Devlet Sinifi iktidarina-kökleri ta Osmanli dönemine kadar uzanan o ‘vesayetçi düzene’-son verebilmeyi hedef aliyordu. Bir süredir bu basarildi; ve buna bagli olarak da eski ittifak dagildi.
AK Parti, devrimin bu asamasinda, Eski Türkiye’yi savunan Ittihatçi kalintisi bir avuç beyaz Türk elite karsi, beyaz-siyah güçlerden olusan, Yeni Türkiye yanlisi bir koalisyonu temsil ederek iktidara gelmisti. Geride kalan on yil, içinde buruvazinin çesitli tabakalarinin yani sira, Yeni Türkiye yanlisi bütün diger çalisanlarin da yer aldigi bu AK Parti iktidarinin, elde edilen mevzileri kalici hale getirme, yeni duruma uygun yeni bir üst yapi olusturabilme mücadelesiyle geçti. Ancak, bu yolda birçok adim atilmis olmakla, birçok yeni mevziler kazanilmis olmakla birlikte, henüz daha bu sürecin tamamlandigi sonucuna varamayiz. Çünkü, elde edilen bütün kazanimlari kalici hale getirecek yeni bir anayasa bile yok halâ ortada!. Hatta, Yeni Türkiye’yi yaratmaya çalisan o koalisyon güçleri henüz daha neye sahip olduklarinin ve simdiye kadar basarilanlarin nasil basardiklarinin bilincinde bile degiller!. Evet, yeni, eskinin içinden çikti geldi, bu dogru, ama o henüz daha yeni dogmus bir bebek gibi, kendi bilincine varma anlamina gelen bilissel kimlikten yoksun durumda!.
Bunda en büyük neden, süphesiz, eski elitlerin saf disi birakilmalarindan sonra iktidara gelen koalisyonun kendi içindeki mücadeleler oldu. Koalisyon diyoruz ama, bu koalisyon öyle, onu olusturan unsurlarin bilinçli olarak yarattiklari bir birlik falan degildi; hayatin dogal akisi içinde, bilinç disi bir sekilde kendiliginden gerçeklesen bir olusumdu. Bu yüzden de, onu olusturan taraflar elde olani kaybetme tehlikesiyle karsilasana kadar neye sahip olduklarinin tam olarak farkinda olmadilar. Ayni seye karsi olmanin yarattigi bir birliktelikti söz konusu olan. Bu nedenle, eski veyayetçi elitler iktidardan indirildikten bir süre sonra herkes kendi yolunda gitmeye, devrimin kazançlarini kendi açisindan degerlendirerek bundan sonraki süreci kendisi belirlemeye kalkisti. Özünde, pastadan kimin daha çok pay alacagina yönelik bu mücadeleler bugün artik öyle bir noktaya gelmis durumda ki, bunlar, ya, biribirlerini yeme süreci içinde herseyi kaybetme tehlikesiyle karsilasinca neye sahip olduklarinin farkina vararak, neyi basardiklarini anlayarak bu kez daha bilinçli bir birliktelik içinde yola devam edecekler, ya da, devrim kendi kendini tüketecek, Türkiye, en azindan bir süre bir kaosa sürüklenecektir.
Evet, bugün bu tehlike var. Unutmayalim ki, bunu isteyenler çok; içerde ve disarda Türkiye düsmanlari çok!. Eger bunlara Yeni Türkiye’nin güçlerinin kendi aralarindaki mücadeleler de eklenirse isimiz zor demektir!..Ben, Yeni Türkiye’ye onun modern devrimci güçlerine güveniyorum, Türkiye bu viraji da alacak ve düze çikacaktir diye düsünüyorum; ama unutmayalim ki, bu yol öyle tehlikesiz düz bir yol degildir; örnegin, su an önümüze çikan viraja Türkiye çok hizli girdi bu yüzden de savrulma tehlikesi var!..
Açik konusalim; Anadolu burjuvalarinin içindeki bir kanat Türkiye’nin ve kendilerinin büyümeleri sürecinin ancak ‘Güney Kore modeli’ olarak tanimladiklari ihracata yönelik modelle mümkün olabilecegine inaniyor; ‘ancak daha çok üretip, daha çok ihraç ederek büyüyebiliriz’ diye düsünüyorlar..Bir süredir, artik içlerinde Erdogan’in da yer aldigi bu kanadin politikasini belirleyen sey bu kadar basit!. Bunlar önce, AK Parti içinde ‘ihracatçilar’ denilen bir kanat olarak seslerini yükseltmeye basladilar. Bir süre sonra, basinda temsilcileri de ortaya çikmaya basladi bunlarin. Z.Çaglayan’in baslarinda oldugu bir ekip görünümünü kazandilar. Sonra, bunlara belirli ‘danismanlar’ kadrosu falan da eklenince, giderekten sesleri daha çok duyulmaya baslandi. Öyle ki, kapitalizmi falan da artik o ‘tekelci’ büyük burjuvalara birakarak kendilerine yeni bir yol- ideoloji arayisi içine girdiler. Ísin içine Islami falan da katarak, ‘kapitalizme alternatif’ yeni bir ideolojik Islami sistem anlayisi bu arayisin sonucu oldu. ‘Tam bagimsiz, genlesen, emperyal Türkiye’ hedefiyle, giderekten, Osmanli’yi yeni bir ruhla yeniden hayata adapte etmek gibi agressif-jakoben bir anlayisla da beslenerek isi ‘ikinci kurtulus savasi’ esprisine kadar vardirdilar..
Burjuva devriminin bu jakoben kanadi özellikle son bir yildir Erdogani da ikna ederek kendi taraflarina kazaninca birden AK Parti içindeki dengeler degisiverdi ve ‘ihracatçilar’ dedigimiz bu kanat beklenenden de hizli bir sürede hem AK Parti, hem de Türkiye’de iktidari ele geçiren bir grup haline dönüstü. Hani su son günlerde hep ‘darbeden’, ‘paralel iktidardan’ falan bahsediyoruz ya, böyle bir ad takmayalim ama, bu kanat Erdogan’i da kendi saflarina katar katmaz bir anda bütün bir süreci belirleyen esas unsur haline geliverdi!. Bunlar için burjuvazinin birligi falan degildi artik önemli olan!. Kervan yolda düzülür misali, önce su Güney Kore modelinde karar kilinip yola çikilmali, bütün politikalar buna göre ayarlanmaliydi; süreç içinde gerisi gelirdi, herseyi yol boyunca bu yeni süreç içinde onun gereklerine uygun bir sekilde ele almak gerekiyordu.
E, ne güzel iste, daha çok üretmek, daha çok ihraç ederek büyümekten bahsediyor bunlar daha ne istiyorsunuz ki! Ilk bakista olay gerçekten böyle gözüküyor!. Ama isin içine girince durumun hiçte bu kadar basit olmadigini anliyorsunuz.
Birincisi, burada söz konusu olan ülke G.Kore-onu ayrica incelemek lazim- ya da baska bir ülke degil, Türkiye. Yilda 60 milyar dolari sirf enerji harcamasi için döviz olarak disariya ödemek zorunda olan bir ülke burasi. Bitmedi, ürettigi mallarin yaridan fazlasini ithal girdi kullanarak üreten bir ülke. Bu ödemeler de gene dövizle yapiliyor. Ne olacak bu durumda? Ihracatçilar için sorun yok tabi, onlar diyorlar ki, ‘yasasin MB, oh ne güzel döviz yükseliyor’!! Çünkü, döviz yükseldikçe dis pazarlarda otomatikman Türk mallarinin fiyati da düsmüs olacak! Enerjiye, ithal girdilere dövizle yapilacak olan ödeme falan ilgilendirmiyor onlari. Çünkü bunlarin büyük bir kismi ürettikleri mallarda ithal girdi falan da kullanmiyorlar. Ve de, Türkiye kapitalizminin bu yapisal sorununu bir kabadayilik gerekçesi olarak göstererek, ‘ne yapalim, siz de bizim gibi yapin ithal girdi kullanmayin’ deyip çikiveriyorlar isin içinden!. Sanki bu sorun öyle bir anda, ‘ithal girdi kullanmiyorum’ diyerek çözülebilirmis gibi!..Bir de tabi, ‘ithalata dayali lüks tüketim yapan ‘tekelciler’ düsünsün dövizin yükselmesini’ diyerek süreci halka sempatik göstermek için demagoji yapiyorlar!..
Bu is daha yeni, yani bu cuntanin direksiyona tamamen hakim olmasi olayi daha yeni, en fazla geçen yilin baslarina falan dayaniyor. Bu yüzden de, bu tartismalarin sonuçlari henüz daha halka yansimadi!. Kimse daha isin nereye varacaginin farkinda degil!. Ama bu gidisle yarin benzini 6-7 liraya almaya baslayinca, temel gida maddeleri fiyatlari iki katina çikinca isin rengi degisecek!. ‘Halk nasil olsa bizi destekliyor’ diye düsünenler bunu hesap ediyorlar mi acaba? Bu bir.
Ikincisi de, bütün bu gelismelere bagli olarak içerde ortaya çikan direnislere ve alt üstlüklere, bu gidisle daha da gelisecekmis gibi görünen provokasyon ve kaos ortamina bakarak hangi küresel sermaye grubu gelir de yatirim yapar ki Türkiye’ye; bunu da hesaba katiyor mu acaba bu jakobenler? Yani, siz hem ‘faiz lobisi’ falan diyerek sermayeye karsi savas açacaksiniz, hem de küresel sermaye gruplari gelecekler ve Türkiye’de yatirim yapacaklar, unutun bunu!! Diyorlar ki, e, gelmezlerse gelmesinler, Azerbaycan ve Kürt petrolleri bize yeter, zaten artik Iran da devreye giriyor; onlar da zorunlu olarak Türkiye üzerinden Bati’yla iliski kuracaklar, bunlar bize yeter!!. Bir süre sonra Suriye savasi biter de, Esed ve Sisi iktidardan indirilir, Arap bahari da yeniden yükselme sürecine girerse, isler daha da yoluna girer!! Ne yapalim, bu ara halkimiz da biraz disini siksin!!.Böyle düsünüyor bizim jakoben burjuva devrimcilerimiz!..
Bir zamanlar Kemalistler diyordu ki, ‘ne yapalim, Türkiye geri kalmis bir ülke, bu nedenle disimizi sikacagiz, bazi fedakerliklara katlanacagiz’!.Sonuç: Içe kapali bir Türkiye’de, sirtini Devlete dayayarak, Devletin koltugu altinda tekelci fiyatlarla beslenerek, ithal ikameci bir politikayla büyüyen, tek kelimeyle, iç pazari sömürerek sermaye birikimini gerçeklestiren Devletçi bir kapitalizm ve Devletçi bir burjuva sinifi olmustu. Sonra, köprülerin altindan çok sular akti Türkiye’de. Türkiye disa, küresel süreçlere, yani rekabet ortamina açildi. Buna bagli olarak da asagidan yukariya dogru Devletten bagimsiz olarak üreten ve disariya, küresel pazarlara satarak gelisen bir Anadolu burjuvalari sinifi ortaya çikti ülkede. Küresel rüzgarlarin sistemin içine doldurdugu temiz havayla birlikte hersey degismeye basliyordu.
Ama simdi görüyoruz ki, henüz daha yolun basindaymisiz! Çünkü bu sefer de, iktidari elinde tutan o Anadolu burjuvalari basladilar sizlanmaya!. Büyümek, büyümek daha da büyümek istiyorlardi!. Ama olanaklari kisitliydi bunun için. Herseyden önce bankalari yoktu!. Halbuki, daha çok büyümek için daha büyük kredi olanaklari gerekiyordu. Bankalar ise o Istanbul burjuvalarinin elindeydi. ‘Faiz lobisi’ falan diyerek kedi uzanamayacagi cigere ‘pis’ dermis misali halkin gözünde mesruiyet kazanmak için bir kampanya açtlarsa da sonuç olarak bir çikis yolu bulmalari gerekiyordu!
Ve de buldular! ‘Onlarin bankalari varsa bizim de arkamizda halk destegi var’ mantigiyla, siyasi iktidari-iktidar gücünü kullanarak yolu açma stratejisini uygulamaya koyuldular. Ne idi o ‘Köprü ve Otoyollari satisa çikaran ihalenin’ iptali karari? Sen tutup herkese açik bir ihale düzenleyeceksin, buraya katilanlarin içinde en fazla veren ihaleyi kazanacak; sonra da, ‘halkin mali zenginlere peskes çekilemez’ falan denilerek ihale iptal edilecek! Kim sana güvenir de bundan sonra gelir yatirim yapar ki artik!. Bu islerin yolu güvenden geçiyor. Senin danismanlarin her gün küresel sermayeye karsi nasil savasilacaginin teorisini yaparken nasil güvenipte gelecek ki o küresel sermaye çevreleri! Olay budur. Varsin dolar, euro daha pahali olsundu, varsin kendilerinin disindaki burjuva çevreleri vurgunu yesinlerdi, onlari hiç irgalamiyordu bütün bunlar!!. Tam tersine, yeniden yapilanabilmek, sistemi yeniden örgütleyebilmek için onlarin-o büyüklerin- zaten ‘intihara sürüklenerek’ devre disi birakilmalari gerekiyordu!. Üstelik, kapitalizm dedigin sey de ne idi ki zaten, faize dayanan bir sömürü sistemi degil miydi bu! Alsinlar onu baslarina çalsinlardi; kendilerinin de ‘kapitalizme alternatif’ Islami bir sistemi olacakti! Türkiye basaracakti bunu!.’Bati’nin kapitalizmi varsa, bizim de Islami sistemimiz var’ diye düsünüyorlardi!!.Tam bu laflari ederken gökten baslarina Islami ‘paralel'(!) taslar falan düsmeye baslamis olsa da artik bir kere ok yaydan çikmisti!.Kolay kolay geriye dönülemezdi!..
Dikkat ederseniz bu stratejinin çikis noktasinda hep ‘nasil olsa halk bizi destekliyor’ mantigi yatiyor!. O, ‘milli iradeye saygi’, ‘demokratik mesruiyet’ anlayislarinin falan altinda yatan temel varsayim hep budur. Ikide bir seçim anketi yayinlayarak AK Parti’nin oylarinin ne kadar yüksek olduguna kendilerini ikna etme çabalarinin altinda yatan mantik budur. Nasil olsa, Azeri ve Kürt petrolleri de imdada yetisecegi için, zaten halk bu sürecin altinda hiç ezilmeyecek, bu yüzden de hep bizi desteklemeye devam edecek diye düsünüyorlar, kendi kendilerini bu sekilde ikna etmek istiyorlar!
Benim kayin validenin-kendisi 94 yasinda- bazan çok güzel sözleri vardir. Bunlardan birisi de, ‘bitmemis çalilarin altindan kaçan o dogmamis tavsanlar üzerine olanidir!. Böyle politika olmaz!. Sen saniyor musun ki, bu gidisle o Kürt petrollerini falan da sana yedirirler! Aha bak, adamlar bir anda bir ‘Halk Bankasi’ olayi yarativerdiler, sapkadan çikarir gibi bir ‘paralel devlet’ çikariverdiler ortaya da saskina döndürdüler hepimizi!. Anadolu burjuvalari falan deyip dururken bir anda onun bir kanadini (TUSKON) sak diye karsiniza dikiverdiler!.Hadi bakalim, o TÜSIAD ci büyük burjuvalara simdi bir de gene Anadolu burjuvasi olan TUSKON cu burjuvalar eklendi, kolay gelsin!.. Yani sen, tek basina, Don Kisot gibi gideceksin bu yollarda ve de karsindaki koskoca 20.yy statükosu sana hiçbir engel çikarmayacak!! Azeri petrolleri gelecek, Kürt petrolleri saril saril akacak, Kürtlerin hepsi Öcalanin izinde yürüyecek ve de halkimiz disini sikarak, ‘ne yapalim biraz da onlar sermaye biriktirsinler’ diyerek hep oyunu size verecek!! Bakin, hayal dünyasinda yasiyorsunuz siz!. Öyle bir hayal ki, ‘aç tavuk rüyasinda dari görürmüs’ hesabi ham hayaller bunlar!. Böyle politika olmaz!. 20.yy statükosuna karsi mücadelede ittifaklar politikasini hiçe sayan böylesine gözü kara bir gidisle fazla yol alamazsiniz!
Peki o zaman ne yapmak lazim? Bir kere, öyle Sarigül’lü çözüm yollariymis falan bunlari unutun bence!. CHP-MHP koalisyonu falan da açmaz tikanan yolu!. Bu nedenle, çikis yolu gene AK Parti zemininden olusacak gibi görünüyor. Yerel seçimleri büyük bir ihtimalle AK Parti kazanacak, bu açik!. Henüz daha halkin sirtina yük binmedi!.. Sonra, millet daha fazla bunalmadan Cumhurbaskanligi seçimiyle parlamento seçimlerini birlestirerek Erdogan’i Kösk’e, Gül’ü, ya da Babacan tipi birini de basbakanliga getirerek yola devam etmekten baska çare görünmüyor ufukta! Baslangiçtaki gibi Yeni Türkiye’nin bütün güçlerini içine alan, daha kucaklayici bir politikayla yola devamdan baska çikar yol görünmüyor! Türkiye ne Erdogan’dan vazgeçebilir, ne de artik sadece onunla yoluna devam edebilir. Erdogan devrimin jakoben motoru olarak Kösk’e, rasyonaliteyi temsil eden Gül de iktidara!! Buna paralel olarak da, hizla demokratiklesme adimlarini atan, yeni bir anayasayi hazirlayarak küresel sermaye çevrelerine yeniden güven veren bir Türkiye.
————————————————-
Düzce Yerel Haber
Münir Aktolga
