Zamanin ruhu
Bundan tam on üç yil evveldi Zaman gazetesine baslamam Dindar kesimler 28 Subat’in yaralarini sosyal alanda yasamayi sürdürmekle birlikte, entelektüel alanda sahici bir sorgulama ortaya koymustu.
Refah Partisi’nin yanlislari açikça konusuluyor, asrisaadet güzellemelerine daha gerçekçi yaklasiliyordu. Bu sorgulamanin sonuçlarindan biri yeni bir özgüven duygusunun Islami kesime sirayet etmesiydi. Modern dünyanin zaaf ve basarisizliklari görünür hale gelirken, küresellesme Müslüman kimligi kurucu bir unsur olarak öne çikarmaktaydi. Ayni süreçte geçmisin Islami bankacilik tecrübesi ve çok ortakli sirketlerin utanç verici performansi da masaya yatmaktaydi. Sonuç ekonomi ve siyaset ile din arasindaki mesafenin açilmasi, bir tür sekülerlesmenin dogal olarak, kendiliginden ve alttan gelen bir dinamikle hayata yansimasiydi.
Türkiye heyecan verici bir dönüsümün esigindeydi ve yaklasan seçimlerde yeni kurulmus olan AKP’nin muhtemel basarisi, demokrasi yönünde bir kirilmaya isaret etmekteydi. ‘Zamanin ruhu’ gazetedeki ilk yazimin basligiydi Otoriter sekülerizm ve Türk milliyetçiligi üzerine oturtulmus olan ideolojik devletçiligin sonunu izlemeye yakindik. Islami kesimin yeni nesilleri çevreden merkeze dogru yayilan dalganin kültürel tasiyiciligina hazir görünüyorlardi. Bu yürüyüste en önemli iki aktörden biri muhakkak ki AKP idi. Demokrat bir zihniyette olmasa da, varligi, talepleri ve temsiliyet gücü ile demokratiklestirici bir isleve sahipti. Üst kadronun misyon algisi cumhuriyetin daha mesru bir zeminde yeniden kurulabileceginin isaretlerini tasimaktaydi. Ancak bu dönüsümün salt siyasi alanda gerçeklestirilmesi mümkün degildi ve bu noktada ikinci aktörün, yani Hizmet Hareketi’nin benzersiz bir islevi olmasi kaçinilmazdi.
Hizmet Hareketi, uzun yillara dayanan bir dönüstürmeci birikimin sahibiydi. Modernlikle uyumlu bir dindarligi genç nesillere yerlestiriyor, eski kusaklara kültürel bir yenilenme enerjisi asiliyor, devletçilik ve milliyetçilikle olan ideolojik bagini adim adim gevsetiyordu. Siyasetteki ve toplumsal alandaki bu iki aktörün uyumlu davranisi dönüsüm dinamigini saglam temeller üzerine oturtmak için sartti. Ancak Türkiye ‘demokrasisinin’ niteligi bu yenilesmenin salt hükümet olma veya sosyal aglar olusturma ile mümkün olmadigini hatirlatiyordu. Yeni dönemin sinavi iki alanda gerçeklesecek, degisimin kavga alani bürokrasi ve medya olacakti. Bu nedenle Zaman Gazetesi, benim açimdan yeni dönemin ‘sesi’ olmaya en yakin duran yayin organiydi ve bu gazetedeki ‘cemaat’ disi ilk yazarlardan biri olmam teklifini kafamda hiçbir soru isareti olmadan kabul ettim.
Sonrasinda bu gazete benim için sadece fikri açidan dogru bir yer olmakla kalmadi, insani açidan da benzersiz bir iliskiyi ifade etti. Hrant Dink’in ölümünden sonra gösterilen anlayis, yardim ve dostlugu örneklemem yakisik almaz Bu gazetenin yönetimine her zaman ve hâlâ bir vefa borcum var. Öte yandan bu vefa, yazarligin dogal mecrasi ile de bütünlesti Zaman okuyucusu ile aramda yillar içinde epeyce sira disi bir iliski olustu ve bu ögrenmeye açik, merakli ve düsünme yetenegine sahip takipçilere olan sorumlulugum öne çikti.
Son dönemde yasananlar Islami kesim içindeki gerilim, çatisma ve kirilmanin ne denli tahrip edici ve hastalikli sonuçlar yaratabilecegi ile ilgili örneklerle dolu. Yeniyi olusturmak, eskiyi bitirmekten çok daha zormus Meger yeninin içinde güç kazanma ve yerlesme istegi siyaseti ele geçirdiginde, gerçeklikle bag kurmak da zorlasirmis. Son süreçte benim gazetem de bir ‘taraf’ oldu ve digerleri gibi siyasi islevini öne çikardi. Medya Türkiye’de ne yasandigi ve niçin böyle oldugu sorularinin pesinden gitmektense, propagandist bir gerçeklik tablosu çizmeyi tercih etti. Bugün bu egilim yükselmeye ve hastalikli bir yapi üretmeye devam ediyor.
Oysa bu kesif ve kirli duman bulutunun ardinda Türkiye yeni bir zamana hazirlanmakta Tarihsel ayak baglarini atmanin ve demokratik niteligi agir basan yeni bir mesruiyetin pesinde, toplum olma sancilari çekiyor. Bu süreci kavramanin asgari kosulu gerçeklige önyargisiz bakmaktan geçmekte ve maalesef siyasi aktörlesme söz konusu tutuma imkân vermiyor.
Böylece kaçinilmaz sona dogru geliyorsunuz. Gazeteniz artik sizinle birlikte olmak istemiyor. Siz de zaten gazeteyi elinize her aldiginizda duydugunuz hüznü istemiyorsunuz. Artik farkli bir zamandayiz ve zamanin yeni bir ruhu var. Okuyucularimi özleyecegim
————————————————
Zaman-28 Mayis
Etyen Mahçupyan

