Makale

Zihin yorgunlugunun iç ve dis siyasete yansimalari

Güney Kürdistan’in kendi iç dinamiklerinin ihtiyaci ve talebiyle yapilan referanduma haksiz saldirilarla kendini gösteren ve gizlenemeyen basarili bir dünya siyasetini izlenemeyisin yansimalari, hayatin her alaninda okunabiliyor. Siddetle duyulan iç baris ihtiyacinin en son mezar saldirganligi ve benzeri eylemlerle dinamitleme çabalari, karsiligi olmayan hamasi nutuklarla toplumda yaratilmak istenen kutuplasma istençleri iktidar kanadinda da rahatsizlik yarattigi beklenen çatirdamalardan anlasiliyor.

Üst kanadin kendi içinde baslattigi etkisizlestirme çabalari, bu çatirdamalarin boyutlanmasini önlemeye yönelik olmasi elbette dogaldir. Ancak dogal olmayan yapmacik bir hareketlilikle, her cübbeden giyebilen günü birlik agiz degistirebilir havuz medyasinin üstüne baliklama atlayarak allayip pulladigi bu tasfiye islemine, neden ‘Metal Yorgunluk’ adi verildigini halkin sorgulayip zihnini durulamaya çalismasi daha da dogaldir.

Tanimindan anlasildigi gibi, orantisiz bir isi akiminin sürekli ayni kanaldan uygulanmasi sonucu, metal malzemelerin isinma alanlari gün gelir asiri isinmayla deforme olur ve islevini yitirebiliyor. Bu orantisiz asiri isinma elektrik akiminin tel düzenekleriyle alakaliysa yasanacak islev yitimi, konutlarda, is yerlerinde yanginlara da sebep olabiliyor. Dikkat edilirse burada sözü edilen metal malzemelerdir. Ete kemige bürünmüs insan degil.

Ister devlet yöneticiliginde ister ciddi katilimli kurum yöneticiliginde ise, yönetim kademelerinin geçmisiyle yüzlesme telasi sonucu korkularin büyüyen egoyla patlamalara dönüsümünü, ruh bilimcilerin tesbitlerinden yola çikan siyaset bilimcileri ve akademisyenler, yasanan yorgunlugun metal yorgunluk degil MENTAL yorgunluk oldugu sonucuna varmislar. Yolsuzluk ve haksizliklarin kendini izleyip izlemedigi telasiyla sürekli arkaya bakmalar, tedirgin haller ve uykusuzluk belirtilerinin yüz hatlarina yansimalari zihinsel yorgunlugun ilk belirtileridir. Bu belirtiler bireyi veya toplumu koruyan beynin koruma kalkani tabir edilir sinir sistemini deforme edip etmedigi ile alakali olmasi ve kalkan sözcügünün Kürtçe karsiliginin mertal oldugu hatirlanirsa, zihin yorgunlugun tibbi karsiliginin MERTAL YORGUNLUK olmasi gerektigini hatirlatiyor.

Ruh bilimcilerin tesbitlerinden anlasilacagi gibi tanimi hangi adla yapiliyorsa yapilsin, zihin yorgunlugu yasayan kimselerin en ufak elestiriye tahammülleri yok(mus). Çevresindeki insanlarin elestirilerine, uyarilarina süpheyle hatta düsmanca bakar(mis). Kisi is yapamaz hale gelir(mis). Yine de her türlü karari kendi verebilmek için danismanligi es, dost, zümrevi bilesenler ve partizan bilesenlerden seçer(mis. ) Bu da azimsaninca toplumu korku tüneline yönlendirmek amaçli radikal sablonlar ile hayatin gerçegi ve ilahi adaletle ters orantili oldugu bilinmesine ragmen, siyasallasan dinin kodlarina korkunun zihinsel yansimasi kendi ironisini katar(mis. ) Bir yandan her dinin, her rengin kendine göre kutsalligi oldugunu görmeden arkalanmis medyanin pohpohlari esliginde kof salvolara ve ruh tirmalayici gürlemelere yönelirken diger yandan yorgunlugunu tirosinli besinler, bitkisel ilaçlar, vitamin ve mineral içeren kapsüllere yönelir(mis. )Ancak adi geçen hastaligi yenmenin tek yolunun beyni yeniliklere, güzelliklere, insani ve ahlaki degerlere açmak oldugu ayrimina varilmayinca sürekli maglubiyet yasar(mis).

Mismislarin oluruna birakilmasi halinde, marjinal akil tüccarligin biçimlendirecegi her cübbeden giyebilir medyayi da arkalayarak hiddet ve siddetle topluma akil satacak tasaron pazarin kurulmasini engellemek mümkün olmayacak. Heybesinde sadece siyasal Islamci ve tekçi anlayisla harmanlanmis milli birlik fantazisiyle toplumun karsisina çikan pazarin hararetli uslubundan anlasilacagi üzere amacin fikir mücadelesi veya demokrasi istenci olmadigi zaten anlasiliyor. Özellikle OHAL kosullarinin aydinlari, muhalif siyaseti akademisyenleri buldozer gibi ezip geçmesi, hükümet icraatlarina yönelik masum elestirilerin bile devlet sopasiyla karsilanmasi, dini ve ahlaki degerlerin de yerlerde sürünmesine bakilmadan amaçsiz siddet üzerinde kugulanmis ve toplumun her kesimine zarar verebilir ilkel bir hareketlilik baslar.

Fikir pazarinin sadece hiddet ve siddet sarmalina açik olmasi üzerine alan hakimiyetini de ele geçirecek marjinal akil piyasasi, refleksini FE-GÜ’nün ilkesel kodu Türk-Islam ülkücülügüyle soslayarak eroin kullanimi örnegi, çok tehlikeli bir linç mantalitesine dönüstüre bildigi mezar saldirganligiyla görüldü ve yasandi. Bu kesimin arkalandigin görüntüleri ve paraziter küfürler, siyasette yasanan adalet istenci ve sosyolojik evrime kapatilmislik akillara Erich Fromm’un su sözlerini getiriyor.

‘Sikintilarimizin yarisi, cesaret gösterip dogruyu söyleyememizden kaynaklaniyor. ‘

Dünyanin neresinde olursa olsun, sorunlara tepeden inmeci bir yaklasimla bakildigi zaman, uzun vadede ortaya çikacak ihtiyaçlari görmek mümkün olmuyor. Örnegin islam dininin insani ve ahlaki yapisini, peygamber sünnetlerini ret etmis sia ideolojisinin Kürtlerin kisiliginde kendini gösteren saldirganligin sadece Kürtleri degil, sunniligin barisçil temellerini benimsemis Türkleri de hedefledigine tarih sahittir. Tarihin sahitligi görülmeyince islam karsiti bu mezhebi sapikligin emperyalist ortaklasmayla cihatçi-barbar örgütlenmeleri dublör olarak kullanarak Kürdistan’in bereketi üzerinde her tür hilleyi mübah sayarak nasil at oynattiklatini görmek mümkün olmuyor. Dolayisiyla ABD’nin kedisini ‘En büyük seytan’ bildigi Iran’la ortaklasmasi sürpriz degil. Esas sürpriz Iran’in batagina çekmeye çalistigi kimi Islam ülkelerinin Iranla ortaklasmasidir. Kürtleri birbiriyle vurusturmayi amaçlayan bu ‘Hin’ siyaseti, Kerkük üzerinde odaklasmis derin aklin kullanilabilir her kirliligi, hayinligin bütün markalarini derin bir hiyerarsiyle kullanarak islam dünyasini islam eliyle cayir cayir yakabildiginin tipik bir örnegini karsimiza çikmis bulunuyor. Buna ragmen muhafazakar müslüman akil, islama ve bütün inançlara samimi Kürtlerin iç dinamiklerinden fiskirmis ihanet bahane edilerek tribünlerde teneke çalmanin, Kürtleri örselemenin dozu o kadar kaçiyor ki anlasilan yerli ve milli siyaset de saskinlik yasiyor. Çünkü satin alinabilir güçsüzlügün, acizligin bütün versiyonlarini ayni potada eritip sekillendiren IHANETin inanilmaz derecede barbarligi ifade eden Nemrudi bir marka oldugu artik biliniyor. Güçlü bir sekilde finanse edilmis, kalifiye elemanlara ve reklam ajanslarina sahip bu nemrudi markanin, içinde ihanetçi damar barindiran toplumlarda kulanildiginin tipik bir örnegi de AKP iktidarina karsi gelisen FE-GÜ ihanetidir.

Tamamen çeteci, gerici uluslararasi sermayece de güçlü FE-GÜ kodlarinin CIA ve MIT içindeki etkin güçleriyle yapilmak istenen darbeye karsi canini hiçe sayarak durus sergileyip darbeye tarihi darbe vuran kitlenin tek amaci vardi. Darbelerle hirpalanmis demokrasiyi sahiplenme ve güçlendirme istenci. Ancak darbeden kendi geleceginin teminati demokrasiyi koruma refleksiyle yola çikip bireysel duygulari toplumsal talebe dönüstüren, yasanan her darbeden en az Kürtler kadar dayak yiyen, iskence gören sosyalistler, laikler, aydinlar, sosyal demokratlar ve bu kesimin tabani kitleler oldugu unutuldu. Demokrasi düsü olmayan, saklandiklari dehlizlerden sonra çikip kendilerine vazife çikmis saniyla yola çikan, ellerindeki palalarla saga sola fenomence saldiran, hastalik derecesinde yobaz, fanatik irkçilarin zaferi sanildi. Bu bakis, darbe girisimine karsi durustan demokrasi istencinin zaferini gölgeledi. Oysa kasetleme ve fislemelerle siyasi hareketlerin faaliyet alanlarini sinirlamis FE-GÜ ve kodlarinin en büyük korkusu, Türkiye’de demokrasi ve hukukun çagdas normlarla oturacak olmasidir. Nitekim darbe girisiminin ilk adimi varsayilan 17-25 Aralik vakasi, iktidari baslattigi Kürt sorununun barisçil yollarla çözümünden ve çagin davasi Ergenekon sorusturmasindan uzaklastirarak bu can alici davalari etkisizlestirip rafa kaldirmak amaçli FE-GÜ kodlariyla ortaklasmis Kürt ergenekonunun derin bir akilla kurguladiklari bir kumpasti. Çünkü Ergenekon davasinin firatin dogusunu kapsayip Kürt tarihinin en büyük ihaneti UNUTUN tehditleriyle, yüzde biri dahi siddet ve siddet eksenli siyasetle alakali olmayan 17 000 masumun lejyon mantigiyla katladisin gizinin aralanacak olmasi bu ortaklasmanin felaketiydi. Iktidar bu kumpasi demokrasi ve hukuki yollari açik tutup muhattaplarin hukuk karsisinda alninin akiyla çikmasini saglamak ve lehine çevirmek yerine, kendini yolsuzluk ve kayirmacilik atmosferi içinde sikismis sayarak CHP ve kurgulanmis medyanin kopardigi velvele karsisinda meseleyi Türkiye’nin güvenligi meselesine çevirmeyi ve hukuka format atmayi yeglememeliydi. Bu yanlis adim, adeta depresyon geçiren iktidari adim adim muhafazakar Müslüman ve demokrasi anlayisindan uzaklastirip MHP’nin kucagina oturmaya yöneltti. Bunu zafer sayip iktidari maglup ettigini sanan elitler toplulugu CHP’nin zaten Türkiye’nin meseleleri ve demokratik yollarla hiç alakasi olmadi. Iktidarlarin biçkin ve hasin kahyasi olmayi hep kazançli saydi.

Son günlerde sikça sözü edilen AKP-MHP ortaklasmasinin da asli yok. AKP muhafazakar Müslüman ve sosyal demokrat kanatla baglarini koparip MHP’ye eklemlenerek özünde erimis durumda ve MHP’den geriye sadece Aksenerle bütünlesmis en irkçi iskarta sayilanlar kalmis bulunuyor.

Siyeseti irkçi bir türbülansin içine çekmeye toplumun sosyal fonksiyonlari ve sosyal problemlerinin çözümü olarak bakmak, sosyoloji biliminin babasi Ibn-i Haldun’un tezleriyle tam bir tezat olusturmakta. Böyle bir türbülansta bulusmanin tek karsiligi Marks’in deyimiyle ‘toplumla alakali her türlü baglantidan uzak, yalnizca maddi baglarla birbirine baglanma, ‘ olarak degerlendirilebilir.

Ali Kizilay

Back to top button