2018-07-23
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Latif Epözdemir
 
Terör bu kez Fransa'daydı
2015-01-13 11:14
Latif Epözdemir
Fransa’nın başkenti Paris"te geçtiğimiz günlerde Charlıe Hebdo ( Köklü Mizah) dergisinin bürosuna düzenlenen silahlı saldırı sonucunda aralarında Dünyaca ünlü JEAN CABU, STEFAEN CHARBONİE ve GEORGE WOLINSKY gibi karikatür çizer ve mizah yazarının da bulunduğu 10 yazar/çizer ve akademisyen katledildi. Bu saldırıda iki de güvenlik görevlisi öldürüldü. Saldırının radikal ve fanatik İslamcılar tarafından yapıldığı gelen bilgiler arasındadır.

Bu eylemin desteklenmesi amacı ile ve daha Charlie Hebdo katilleri olduğu kesinleşen Cezayirli kardeşler yakalanmamışken, bir markette rehin alınıp dört masum kişi de dahil olmak üzere 16 kişinin ölümü ve baskın yapan kardeşlerde daha sonra öldürülmekle toplamda 18 kişi yaşamını yitirdi. Terör bu kez Fransa’daydı ve Fransa bu elim baskından çok etkilenmişti. Bütün dünyadan şiddetli kınama sesleri yükselirken birde Paris’te bu olayı ve genelde terörü telin eden ve milyonlarca kişinin katıldığı uluslar arası bir miting yapıldı. Mitinge iki yüzden fazla devlet ve hükümet üst düzey yetkilisi de katıldı. Adına “cumhuriyet mitingi “ verilen mitinge Türkiye’den Başbakan Davutoğlu da katılarak destek verdi.

Neden Fransa? Geçtiğimiz yıllarda Avrupa’da bir “karikatür” krizi çıkmıştı. Hatırlanacağı gibi Paris baskınında öldürülen çizerlerden biri Hz. Muhamedin bir karikatürünü yapmış ve yayınlamıştı. Bu olay özellikle Avrupa’daki Müslüman kesimlerin çok şiddetli tepkilerine yol açmıştı. Bu olaydan sonra Fransa “dinin de bir çeşit düşünce olduğunu ve düşünce özgürlüğünün esas olduğunu” ileri sürerek karikatüriste arka çıkmıştı. Fransa hala da bu kanaatini ikrar etmektedir. Din bir düşünce tarzıdır ve düşünce özgürlüğü demokrasinin temel direğidir yargısı Avrupa’dan da kabul görmüş ve Fransa’nın bu tezi destek bulmuştur.

Bu yargı bu kez Müslümanların tepkisini çekti. Yer yer Avrupa ve Amerika’da şiddet eylemlerine girişildi. Ama en önemlisi geçtiğimiz yıl Fransa’da sokak eylemleriydi. Hatırlanacağı gibi Fransa o günlerde ciddi sokak eylemlerine sahne olmuş ve yer yer bu olaylarda şiddete başvurulmuştu. Bu günkü duruma benzer bir gerginlik Salman Rüştü nün “Şeytan Ayetleri” adlı kitabı yayınlanırken de yaşanmış ve Salman Rüştü hakkında “ölüm emri” verilmişti. Anlaşılan o ki radikal Müslümanlar din konusunda Fransa gibi düşünmüyor ve dinlerine laf edilsin istemiyorlar.

Sadece bu da değil. Son zamanlarda Avrupa’nın kimi yerlerinde baş gösteren ırkçı eğilimlerin bir gerekçesi olarak “İslamofobi” ( İslam korkusu) nin de göstermesi bazı radikal fanatik kişi ve grupları da harekete geçirmiştir. Paris baskınından birkaç gün önce Almanya’da kitlesel bir ırkçı gösteri yapılmış ve yabancılara karşı-ki Avrupa’daki yabancıların büyük bir kısmı Müslümandır- kin ve nefret içeren belgiler kullanılmıştı.

Avrupa"da bu türden tahrik edici hareketlere müsamaha edilmemelidir. Avrupa"da yaşayan ve şiddete bulaşmamış Müslüman toplulukları potansiyel “teröririst” ilan ederek ibadethanelere ve bulundukları mekanlara yönelmek, şiddet uygulamak son derece tehlikelidir. Terörün bir tek düşmanı vardır: Daha çok demokrasi, ifade özgürlüğünün geniş kullanımı.

Cezayir asıllı ve Fransa vatandaşı olan Pariste’ki eylemcilerin dinsel ve etnik kökenine bakıp bu olayı uluslar arası bir etnik düşmanlığa yönelmemek gerekir. Avrupa’da yaşayan değişik uluslara mensup Müslümanların büyük bir bölümünün terörizmden uzak durdukları gerçeği unutulmamalıdır. Terörün dini, dili, rengi ve cinsi yoktur. Terör ve şiddet bir insanlık suçudur.

Cezayir geçmişte Fransanın sömürgesiydi. Hala Afrika vahalarında Fransanın sömürgesi konumunda birkaç Müslüman ülke yada bölge mevcut ve oralarda Fransızlar yerli halklara karşı zaman zaman acımaz uygulamalar içine girmektedir. Bu nedenle radikal İslamcıların Fransayı hedef almalarının bir nedeni de Fransanın sömürge politikası olabilir.

Ne var ki Fransa Cezayir bağımsızlığına kavuştuktan sonrada ülkesindeki Cezayir asıllı Müslümanlara “vatandaşlık, eşitlik ve özgürlük” konusunda tutarlı bir çizgi izledi. Bu nedenle bu yönü ile liberal demokrat Müslümanlar için cazip bir yer olarak kabul edildi. Bu nedenle bu gün Fransa’da çok sayıda Müslüman yaşamaktadır.

Günümüzde Avrupa’da İslami değerlere karşı bir hoşgörüsüzlüğün geliştiği, bu nedenle kimi fanatik İslamcıların da bu hoşgörüsüzlüğü fırsat bilip adeta misilleme yaparcasına terör saldırılarına yöneldiği görülmektedir.

Bu çok tehlikeli bir gidişattır. Bu eylemler dünyayı İslam ve Hıristiyan diye dini bir kutuplaşmanın eşiğine getirir. Yeni çatışmaları ve yeni bir kargaşayı beraberinde getirir.

Bu tür terörist saldırılar doğrudan demokrasiyi ve özgürlükleri hedef almaktadır. Bu türden eylemlerin savunulacak hiçbir yanı yoktur. Çünkü artık günümüzde hiçbir ideal, hiçbir kutsal dava ve amaç; uğrunda ölmeyi ve öldürmeyi gerektirmez.

Yakın zamana dek ülkemizde de benzer facialar yaşanıyordu. Başta Kürtler olmak üzere Türkiye halkları da geçmişte otuz yıl boyunca şiddet ve gerilimin çemberinde yaşadı. Otuz binden fazla insan teröre ve şiddete kurban gitti. Binlerce köy yakıldı, yıkıldı boşaltıldı. Binlerce faili ” meçhul” cinayet işlendi.

Terör ve şiddet nereden gelirse gelsin asla kabul görmemeli ve tasvip edilmemelidir. Çağımız iletişim hoşgörü ve diyalog çağıdır. Şiddet ve terörle sonuca gidileceğine inanalar derin bir gaflet içindedirler. Terör ve şiddetin en önemli hedefi barış ve demokrasidir. Terör en başta insan yaşamına son vermeyi amaçlayan ve insanın en temel hakkı olan yaşama hakkını yok etmektedir.

Dünya demokrasi güçleri terör ve şiddete karşı tek yürek olmalı terör ve şiddete konusunda daha sıkı önlemler için işbirliği yapmalıdır.

Farklılıkları zenginlik kabul etmeyip , hoşgörüsüz davranan; onlara yaşama hakkı tanımayan zihniyet gericidir, çağdışıdır.

Haklar ve Özgürlükler Partisi olarak, Paris’teki bu elim saldırıyı nefretle kınar Fransa halkına baş sağlığı dileriz.

*HAKPAR / Hak ve Özgürlükler Partisi
Genel Başkan Yardımcısı



Print