2018-11-17
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Latif Epözdemir
 
Öğretmenler günü üzerine
2016-11-24 23:50
Latif Epözdemir
Bugün 24 Kasım. Bugün öğretmenler günü diye 12 Eylül cuntası tarafından ilan edilmiş olan bir gün. 1980 yılından beri Türkiye’de her yıl 24 Kasım “Öğretmenler Günü” diye kutlanıyor. Oysa ki dünyanın büyük bir kısmı 5 Ekim’de öğretmenler gününü kutluyor. 24 Kasım Faşist Cuntanın tayin ettiği bir gündür ve asla öğretmenler günü olarak kabul edilemez.

Bilindiği gibi, 5 Ekim 1966 günü, UNESCO’nun çağırısı ile Paris’te gerçekleşen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümetler arası Özel Konferansı” sona erdi. Konferans sonucunda UNESCO Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü, ile ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) tarafından “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi” önerisi oybirliği ile kabul edildi. Bu nedenle her yıl 5 Ekim günü “Uluslararası Öğretmenler Günü” olarak kabul edilmektedir.

Öğretmenler günü öğretmenlik mesleğini yürüten kişileri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerle kutlamaların yapıldığı bir gündür. Öğretmenler Gününde, Öğretmenlerin toplumun eğitim ve öğretimdeki rollerine dikkat çekilmekte, öğretmenlerin toplum nezdindeki itibarlarına işaret edilmektedir.

Unesco’nun kararına rağmen, bazı Arap ülkeleri 28 Şubat’ı; Türkiye ise 24 Kasım’ı Öğretmenler günü olarak kabul ediyor.

Türkiye’de ise, 24 Kasım’ın Öğretmenler günü olarak kutlanması geleneği bir 12 Eylül faşizminin kalıntısıdır. Faşist cunta kendini Atatürkçü ilan ederek yaptığı her türlü uygulamayı bu ideolojiye uyarlamaya büyük özen göstermiştir. Bilindiği gibi 24 Kasım 1928 günü, Mustafa Kemal kendini "Millet Mekteplerinin Başöğretmeni” olarak atamış ve resmî ideoloji literatüründe “en büyük öğretmen” olarak ders kitaplarına geçmiştir. Bu tarihin öğretmenler günü olarak atanması ise Kenan Evrene nasip olmuştur.

Kenan Evren cuntasının 12 Eylül faşizmi on binlerce eğitim emekçisini işkenceden geçirip zindanlarda süründürdü. İki yüz binden fazla üyesi ve altı yüz elli şubesi bulunan, yetmişli yılların en büyük öğretmen örgütü olan TÖBDER (Türkiye Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği) adlı meslek örgütüne üye olmayı “yasadışı örgüt üyeliği” olarak kabul eden cunta, TÖB-DER’li öğretmenleri 141 ve 142 diye bilinen (bir sınıfın diğer sınıflar üzerinde egemenliğini gerçekleştirmek amacı ile, örgüt kurma suçu) faşist yasalardan yıllarca hapse mahkûm etmiştir.

Faşist rejim öğretmenlere bu denli bir ihanet yaptığı halde öğretmenlere şirin görünmek için 24 Kasım’ı Türkiye’de “Öğretmenler Günü” olarak belirledi ve ne yazık ki o günden beri de 24 Kasım Öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır.

Çocuklarımızın gönlünün fatihleri olarak bilinen, yiğit, fedakâr ve cefakâr öğretmenlerimiz bu, faşizm kalıntısı günü kendi günleri olarak kabul etmemeli, 5 Ekim gününü Öğretmenler Günü olarak kabul etmelidirler. Öğretmen örgütleri 24 Kasımı ret etmeli, öğretmenlere işkence etmiş ırkçı-faşist bir yönetimin eseri olan 24 Kasımı iade etmelidirler.

Hayatın her alanında 12 Eylül faşizminin izlerini ve kalıntılarını temizlemek için, onurlu, özgür ve demokratik bir yaşam için öğretmenlerimiz çocuklarımıza öncülük etmeli, geleceğimizi aydınlatmalı, yeni kuşağı beyni özgür, iradesi özgür ve demokrasiye inanan bir kuşak olarak yetiştirmelidirler.
Bilindiği gibi bu gün de öğretmenler hala ciddi ekonomik sıkıntılar içindedir. Akademik ve özlük sorunları hala tümü ile giderilmiş değildir.

Keza son dönemlerde Hükümet KHK’ler vasıtası ile yeterli oranda belge bulunmadığı halde Eğitim-Sen üyesi yüzlerce öğretmeni “yasadışı” örgütlerle ilişkilendirerek görevden el çektirmiş, kimisini hapse atmış yüzlercesi hakkında davalar açmıştır. Her muhalif kişiyi “yasadışı” örgütlerle ilişkilendirerek cezalandırmak, kısıtlamak demokrasi hukukuna ve doğasına sığmaz. Bu keyfi muamelelerin öğretmenlerimize de uygulanması demokrasi bakımından büyük bir ayıptır ve asla tasvip edilemez.

Diğer yandan, bugün öğretmenlerin yarısından fazlası aldığı maaşla geçinemediği için ek işte çalışmak zorundadır. Bazen bu ek işler öğretmenlik onuru ile bağdaşmayan işler olabilmektedir. Öğretmenlerin büyük bir kısmı mesleki donanımlarını geliştirmek için gerekli araştırmalar yapmaktan yoksundur. Geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerin çoğu sinema, tiyatro ve çeşitli sanatsal etkinliklere katılamamakta ve kendi bilgi ve donanımlarını arttıramamaktadır. Kuşkusuz ki öğretmenleri ve öğretmenlik mesleğini överek öğretmenlerin sorunlarına çözüm bulunamaz. Öğretmenler grevli-toplu iş sözleşmeli grev haklarına kavuşamadıkları sürece iktidarların insafına geleceklerini havale etmek durumunda kalacaklardır.

Öğretmenler eğitip öğrettikleri çocuklara “ana dilde eğitim” verememektedirler. Yüzbinlerce Kürt öğrenci “Türkçe” okuyup yazmak zorundadır. Bu durum eğitimde ciddi bir eşitsizlik ve adaletsizliktir. Ya öğrenci öğretmeni doğru anlamakta güçlük çekmekte ya da öğretmen öğrenciye gerekli bilgileri “ana dilinde” aktarabilmektedir. Bu nedenle eğitim sistemi sadece “Türk” çocuklarına hizmet vermektedir. Eğitimdeki fırsat eşitliği ilkesi uygulanamamaktadır. Devlet vatandaşından “Ana dilde eğitim hakkını” esirgeyerek Uluslararası sözleşmeleri ihlal etmekte, adeta bu alanda bir “kültürel soykırım” işlemektedir.

Doğru olan herkese eğitimde fırsat eşitliğini tanımalı, ana dilde eğitim hakkını tanımalı, bu alanda gerekli düzenlemeleri yapmalıdır. Eğitimin ırkçı-şoven karakterden arındırılarak demokratik bir eğitim sistemine geçilmelidir. Eğitim sisteminde Türk yanı bilince çıkan anlayış müfredattan çıkarılmalıdır.

Biz HAK-PAR olarak faşist cunta kalıntısı bir günü öğretmenler günü olarak kabul etmiyoruz.
Hak ve Özgürlükler Partisi / HAK-PAR, Eğitim emekçilerinin ekonomik-demokratik ve özlük haklarının genişletilmesi ve öğretmenlerin hak ettiği saygınlığa kavuşması için tüm toplumu duyarlı olmaya davet etmektedir.

HAK-PAR Tüm eğitim emekçilerin Grevli ve toplu iş sözleşmeli sendika hakları uğrundaki mücadelelerini destekler.
Print