2018-11-17
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Latif Epözdemir
 
Yeni yıla yeni umutlarla
2016-12-30 00:29
Latif Epözdemir
Bir yılı daha geride bıraktık. Yeni bir yıla girerken sevinçlerimizi ne yazık ki, çoğaltamadık. Ülkemizde kan, gözyaşı ve gerilimi azaltamadık, var olan sorunların demokratik ve barışçı yollarla çözme konusundaki çabalar ne yazık ki 2016 yılında da sonuçlanmadı. Başta Kürt sorunu olmak üzere ülkenin diğer başat sorunları, hala çözüm bekliyor. Ne var ki, bu sorunların çözümü konusunda şiddet ve gerilimden medet uman, güvenlikçi politikaları tek geçerli yol ilan eden anlayışlar da hala devam ediyor ve bu nedenle geçtiğimiz yıl toplumsal gerilim de giderek tırmandı. Kan aktı, masum vatandaşlar ve siviller öldürüldü.

Ne yazık ki, PKK, 2015 yılından başlayıp hala sürdürdüğü ve ama Kürt halkının özgürlük istemine yararı olmayan fiilen kentlerde sokak çatışmalarına ve bombalı eylemlere yönelerek, “devrimci halk savaşı” adı altında, birçok kentte hendekler ve barikatlar oluşturarak sıcak silahlı çatışmalara girişti.

Buna karşılık olarak devlet de, sözüm ona “terörle mücadele” adı altında bölgeye olağanüstü bir askeri yığınak yaparak karşılık verdi, birçok kent ve mahallede günlerce sürecek sokağa çıkma yasakları ilan ederek sivil halkın yaşam alanını daraltarak halka adeta sıkıyönetim uyguladı. Bölge, bombalı tuzaklar, bombardımanlar, top ve tank atışları, askerlerin kışladan çıkıp sokaklara yayılması, adeta bir iç savaşın eşiğine getirildi. İki ateş arasında kalan bölge halkı, malından, mülkünden vazgeçerek canını kurtarmak amacı ile çatışma bölgelerinden çıkarak göç etmek zorunda kaldı.

Geçen yılın ortalarında 15 Temmuzda baş gösteren darbe girişimi başarısız kaldı, ülke adeta uçurumun kenarından döndü. Darbe Girişimi sonrası ilan edilen “Olağanüstü Hal” uygulamaları bölgede adeta bir savaş senaryosu yaşattı. Olağanüstü Hal döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle demokratik hak ve özgürlükler endişe verici düzeyde kısıtlandı. Bir kısım basın ve yayın organları kapatıldı, gazeteciler ve akademisyenler göz altına alındı. Olağanüstü Hal uygulaması iki kez uzatılarak adeta “Olağan Hal” durumuna getirildi.

Partimiz darbe girişimini ilk kınayan ve bu konuda ilk açıklamayı yapan kurumlardan biridir ki biz darbe akşamı ”kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın her türlü darbeye karşıyız. En kötü demokrasi darbe yönetiminden daha iyidir. ” Dedik.

Geçtiğimiz yıl kazananı belli olmayacak bir kirli savaşın toplumu etkisi altına aldığı, inatlaşmanın ve birbirine üstünlük kurmanın kıyasıya devam ettiği bir yıl olarak geride kaldı. Kendi şiddetini meşrulaştırma konusundaki didişme 2016 yılında daha açık ve net bir biçimde görüldü.

Bugün dönüp geriye bakıldığında, hendek ve barikat savaşını Kürt halkının ulusal demokratik hakları için bir mücadeleymiş gibi göstermenin bir gafletten başka bir şey olmadığı ve inandırıcılıktan uzak olduğu açıkça görülmektedir. Kürt halkı adına “özyönetim” ilan etmek, bu yönde karar kılmak, bunu halkın özgürlük ve demokrasi konusundaki beklentilerine yanıtmış gibi göstermek yanlıştır. Bu anlayış, Kürt sorununun çözümüne hizmet edebilecek bir anlayış değildir. . “Özyönetim” ya da “özerklik” için, silaha, kana ve şiddete gerek yoktu. Bunu defalarca söyledik ancak söz dinletemedik. Bu macera Kürdistan’da onlarca kentin yıkılıp viran olmasıyla ve binlerce Kürt gencinin öldürtülmesi ile son buldu. .

Devlet Kürt sorununun çözümüne yönelik, adil, demokratik ve kalıcı adımlar atacağı yerde, sorunu güvenlikçi politikalarla çözmeye havale ederek, sorunun çözümünü daha da zorlaştırmaktadır. Bu güvenlikçi politikaların sonucu halkımıza kan gözyaşı, göç ve yoksulluk getirmektedir.

Biz ısrarla söylüyoruz: Kürt sorununun gerçek çözümü, eşit, adil ve demokratik federal bir yapı ile ancak anlam bulabilir. Bunun için önce üniter yapının değişmesi, yeni ve demokratik-sivil bir anayasanın yapılması gerekir.

Diğer yandan 2016 yılı bölgemiz bakımından da çok hareketli geçti. Orta doğudaki kutuplaşmalar, birçok ülke için olduğu gibi Kürtleri de yakından etkiledi. Güney Kürdistan hükümeti ve Irak merkezi hükümeti arasında baş gösteren sıkıntılar, İŞİD’in bölgede yarattığı tehdit, Suriye krizine Rusya federasyonunun fiilen müdahalesi, bölgedeki dengeleri ciddi şekilde etkiledi. Rusya-İran ve Iraklı Şiilerin Suriye’de Beşar Esad yönetimi ile birlikte hareket etmeye başlaması karşısında, koalisyon güçleri ve Nato çevrelerinde de yeni bir hareketlenmeye yol açtı. Bu süreç eski yılın son günlerinde TC-ABD ve AB arasında gergin ilişkilerinde yaşansığı bir dönem oldu.

Tüm bu hareketlenmeler karşısında Güney Kürdistan hükümetine bağlı Pêşmergeler İŞİD’in işgalindeki Şengal kasabasını geri alarak İŞİD’e ağır bir darbe indirdi. Pêşmerge Musul-Rakka karayolunu kontrol altına alarak İŞİD’in iki üssünün bağlantısını kesti. Kürdistan Parlamentosu merkezi yönetimle yaşanan krizden çıkış yolu olarak Iraktan ayrılarak bağımsız devlet kurmayı gündemine aldı. Elbet Güneyli Kürtlerin kendi geleceklerini özgürce kendilerinin belirleme hakkı var ve bu hak bağımsız bir devlet kurma biçiminde yaşam buluyorsa herkesin buna saygılı olması gerekir.

Türkiye bölgedeki çatışmalarda “taraf” olarak Ortadoğu’daki bataklığa sürüklendi. Suriye’de “Fırat Kalkanı Hareketi” ile Kürdistan’ı kuşatma altına almaya çalışıyor. Uluslararası toplum ile Türkiye ilişkileri izlenen yanlış iç ve dış politikalardan dolayı giderek gerildi. AB ile olan ilişkiler donma noktasına geldi. Türkiye ABD ve AB den hızla uzaklaşarak “Şanghay Beşlisi” ve “Avrasya “ bileşenleri ile saf tutmaya başladı. Rusya, İran ve Türkiye yakınlaşması ve yılın son ayında Haleb’e ilişkin varılan “üçlü”mutabakat sonunda Halep’te tahliye işlemleri başladı. Halep ateşkesi şimdilik devam ediyor.

Yılın son çeyreğinde Musul operasyonu başladı. DAİŞ’ Musuldan temizlemek için kent dışarıdan peşmerge güçleri ve içerden ise Irak ordu güçleri ve Haşdi Şaabı adındaki şii milisler tarafından operasyonlar başlatıldı. Kent içinde kanlı çarpışmalar hala da devam etmekte, ağır kayıplar yaşanmaktadır. Ne yazık ki Musul savaşında Kürt halkı da onlarca pêşmergenin yansıra önemli düzeyde bir askerini de kaybetti. Dr. Said ve bir arkadaşı mayın temizleme esnasında yaşamlarını yitirdi.

Güney Kürdistan hükümetinin bağımsızlık yönündeki eğilimleri de giderek su yüzüne çıkmaya başladı. Öyle görünüyor ki Musul operasyonu başarı ile sonuçlanırsa Kürdistan’ın bağımsızlık talebi daha yoğun olarak gündeme gelecek. Biz HAK-PAR olarak Güneydeki Kürtlerin kendi özgür geleceklerini ve kaderlerini belirleme yönünde alacağı her kararı destekledik ve bu desteğimizi bu gün de sürdürmekteyiz. Güney Kürdistan’ın bağımsızlık yönündeki girişimleri engellemeye ve sabote etmeye yönelik tutum ve davranışları da her seferinde kınadık, kınamaya da devam edeceğiz.

Bu yeni yılda umarım ve dilerim ki, geçen yıllarda patlamalar, katliamlar, ve bombalarla sarsılan yaşamlar yeni yıl ile birlikte son bulsun. Başta Ankara, İstanbul, Diyarbakır ve Antep olmak üzere, son olarak da Rusya büyükelçisinin öldürülmesi ile devam eden, Türkiye ve Kürdistan coğrafyalarında DAİŞ ve PKK/TAK tarafından üstlenmiş olan şiddet ve terör eylemleri ile, FETÖ/PDY patentli kumpas ve kalkışmalar nihayete ersin, Türkiye ve Kürdistan halkları barış içinde özgür bir yaşama kavuşsun. Geçen yıllarda yaşadığımız acılar bir daha yaşanmasın. Bölgemizde ve özel olarak da Türkiye ve Kürdistan’daki çözüm bekleyen temel sorunlar barışçıl zeminlerde, diyalogla çözüme kavuşturulsun. Yeni yıl kanla, gözyaşıyla ve şiddetle değil, özgürlük ve barışla taçlansın. Analar ağlamasın, şiddet yaşamımızı teslim almasın.

Hatırlayalım ki, yılın son günü ayrıca Kürdistan Şehitleri günü olarak da anılmaktadır. Bu vesile ile Kürdistan halkının özgürlüğü için yaşamını yitirmiş olan tüm şehitlerimizi anıyor, mücadeleleri ve anıları önünde saygı ile eğiliyorum. Kürt halkı özgürlüğü için savaşıp yaşamını yitiren evlatlarını unutmayacaktır.

HAK-PAR olarak, yeni yılda akan kanın durmasını, şiddet, gerilim ve operasyonların son bulmasını, var olan sorunların barışçıl yollarla çözülmesini umut ediyoruz. Çatışmaların durması ve hayatın normale dönmesi için silahların çözüm aracı olarak görülmesinden vazgeçilmesini umuyoruz. 2017 yılının Özgürlük ve Barış yılı olmasını diliyoruz. Bu vesile ile tüm vatandaşlarımızın yeni yılını kutluyor, özgür ve demokratik bir gelecekte, barış, huzur ve mutluluk dolu yarınlar geçirmelerini diliyoruz.




Print