2018-11-17
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Latif Epözdemir
 
Mecliste Kürdistan polemiği
2017-12-16 10:32
Latif Epözdemir
Geçtiğimiz günlerde, HDP Urfa milletvekili Osman Baydemir TBMM konuşmasına başlarken “Kürdistan’dan seçilmiş milletvekili” olduğunu söyleyerek başlayınca TBMM Meclis Başkanvekili A. Bahçekapılı; Osman Baydemire "Kürdistan nerede /neresi" diye sorunca; Baydemir kalbini işaret etmiş. "Burası / burada" demek istemiş. Sempatik bir davranış elbette. Lakin Kürdistan bir coğrafyadır. Dağları, köyleri, nehirleri, şehirleri ve insanları olan, dil ve lehçeleri ve kadim bir tarihi olan bir yerin adıdır.

TBMM’nin saygıdeğer milletvekilleri çıkarın artık baklayı ağzınızdan. Sizin yıllardır“ doğu ve güneydoğu Anadolu” kavramı ile işaret ettiğiniz yer aslında Kürdistandır. Kürdistan’ı Anadolu’nun “doğu ve güneydoğusu” gibi göstermek, Kürdistan coğrafyasının tarihsel ve demografik yapısını sarsmaya hizmet etmektedir. Bunu siz bilinçli olarak yapıyorsunuz. Elbet Kürdistan Anadolu’nun doğu ve güneydoğusunda yer alan bir kara parçasıdır. Ama o kara parçası “Anadolu” değil kendine has özellikleri olan farklı bir coğrafyadır ve adı tarihte “Kürdistan”dır.

Kürtlerin ülkesinin adı M. Ö. 612 yılına kadar MED ülkesi iken M. S. 1200 yılından bugüne dek ise KÜRDİSTAN olarak bilinmektedir. Tarihçiler ve coğrafyacıların bu tespitine göre bu her iki tarihsel adla anılmış olan MED ve Kürdistan ülkesinde Kürtler nüfusun büyük çoğunluğu oluşturan “ana ulustur. Kürdistan"da farklı kültürler gösteren ulusal azınlıkların varlığı da tartışma götürmez bir gerçektir. Bu bağlamda ülkesi dört parçaya bölünmüş olan Kürtler, Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de “azınlık” statüsünde değildir.

Keza her Kürdün bilincinde ve kalbinde bir Kürdistan vardır. Osman Baydemirin bu”artistik/romantik” söylemi gönül okşamaya hizmet eder. Lakin Kürdistan, soyut, romantik ve duygusal bir kavram değildir.

Önemli olan Kürdistan’dan seçilip gelmiş olmak değil, önemli olan Kürdistani duruşa sahip olmaktır.

Nitekim , AKP ve CHP hatta MHP den de Kürdistan’dan seçilip TBMM girmiş olan sayıları 100"e yakın milletvekili vardır.

Diyap Ağa da Kürdistan mebusuydu. Ama o ve diğer bir çok “Kürdistan Mebusu” tarihe hangi sıfatla geçtiler?

Eğer TBMM’de, "Kürdistan’ın" neresi olduğunu merak edenlere Kürdistan’ı dünya coğrafya haritalarında gösteremiyorsanız, bari Osmanlı arşivlerindeki Kürdistan haritasını gösterin. Olmadı, Mustafa Kemal"in söylevlerine bir bakmalarını söyleyin, o da aklınıza gelmiyorsa ilk meclis tutanaklarında Kürdistan’ın neresi olduğunu bakmalarını salık verin.

Eğer bunları yapamıyorsanız nereden milletvekili seçilmiş olduğunuzun bir önemi yok.

Kürt siyasetçiler, 47 yıl önce DDKO sanıkları duruşma salonlarında, 50 yıl önce TKDP sanıkları ağır ceza mahkemelerinde ve 37 yıl önce Kürdistanlı yurtseverler 12 eylül zindanlarında Kürdistan’ın neresi olduğunu soranlara göstermişti.

Hadi diyelim ki tüm bu tarihlerden habersiz siyasetçilersiniz. Peki ey her seferinde “Osmanlı torunu” olmakla övünen “Türk” kalemşör ve demogogları, merak edip kendi “ecdadımız” dediğiniz adamların yazdıklarına şöyle bir baksanıza. .

Siz zahmet etmeyin, ben kısaca hatırlatmalar yapayım sizler için.

Türk dilbilimci ve araştırmacı Şemseddin Sami 1901 yılında Kamusül Alem adlı eserinde, “Kürdistan: “Memâlik-i Osmâniyyede hudûd-i İrâniyyenin iki cihetinden ve cezîrenin şark ve şimâl taraflarından ibâret yer. ” Sadeleştirilmiş hali ile " Kürdistan: Batı Asya"da, en büyük bölümü Osmanlı imparatorluğunda ve bir bölümü İran"a bağlı olup, orada yaşayan insanların çoğunluğunu oluşturan Kürt halkı adıyla adlandırılmıştır. " diye bahsetmiştir. Kürdistanın neresi olduğunu ısrarla bilmek istemeyenlere yine Ş. Sami bu kez şu tanımı sunuyor:” Aynı araştırmaya göre ” Kürdistan, Urmiye ve Van göllerinin kıyılarından Kerhe (Kerxe) ve Diyale ırmaklarının kaynaklarına ve Dicle’nin akış yatağına dek uzayıp, kuzeybatıya doğru sınırları Dicle"nin akış yatağını izleyerek, Fırat"ı oluşturan Karasu yatağına ve oradan kuzeye doğru, Aras havzasını Fırat ve Dicle havzasından ayıran su ayırımı çizgisine kadar ulaşır. ”

Kaşgarlı Mahmut “Divani-Lugat-ül Türk”de, Kürdistanı merak edenlere yardımcı olmuştur. 1074"te Kaşgarlı Mahmut tarafından çizilen Dünya haritasına göre, "Erdu"l-Ekrad"ile Kürt yurdudur. Buna göre, “Erd” toprak demektir. ”Ekrad” ise Kürt demektir. "Erdu"l-Ekrad" Kürtlerin toprağı anlamına gelmektedir, yani Kurdistan demektir.

Evliya Çelebi , 1640-1655 yılları arasında Kürdistan"ı dolaşarak burası ile ilgili gözlemlerini Seyahatnamesinde yazmıştır. Evliya Çelebi, Kürdistan için "Memâlik-i Azîm" ifadesini kullanmaktadır.

Türklerin "tarihimiz" dediği cumhuriyet öncesi her vesikada Kürdistan telaffuz edilmiş, neresi olduğu tarif edilmiştir. Kürdistan sözcüğünün Türk siyaset literatüründen çıkarılması cumhuriyet sonrasına dayanır. .

Geçmişten sunulabilecek bir çok örnekten sadece bir kaçını hatırlatalım.

Örneğin:“1515’te Yavuz Sultan Selim’in yayınladığı Padişah Fermanında “Kürdistan” adıyla anılan bu topraklar, idari yapı olarak yönetimin Kürt beylerine Beylik namıyla verilmiştir. Yavuz Selim ve İdrisê Bedlisinin "federasyon" hükümet sözleşmesinde de Kürdistan tanımlanmıştır.

1527"de Osmanlı İmparatorluğu"nun idari taksimatını gösteren defterde (Topkapı Sarayı Arşivi, D 5246) Vilayet-i Kürdistan çok net olarak belirlenmiş ve bu coğrafya içinde Kürt Beylikleri teker teker gösterilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman fermanrewalarında sürekli Kürdistan demiştir.

1846 yılında, Bedirxan Bey ve diğer Beylerin önderliğinde Kürtlerin çıkardığı isyanlar nedeniyle yapılan askeri harekatta hizmeti görülenlere verilmek üzere murassa, altın ve gümüş olmak üzere üç çeşit coğrafi bölgeyi içeren “Kürdistan Madalyası” hazırlanmıştır. O altınlar Kürtler arasında hala “zêrê Mecîdi” olarak hatırlanır.

İstanbul Boğazı’ndaki yalısı ile tanınan ve Tanzimat Dönemi’nin önde gelen devlet adamlarından Sadullah Paşa’nın, Sultan II. Mahmud Türbesi yanında bulunan kabrine ait mezar taşında da: “. . . Esbak Kürdistan Valisi …” diye bir kitabe yazılıdır ve bu mezar taşı hala bu yazıyla birlikte durmaktadır.



1877-1878’de Osmanlı Devleti"nin Ortadoğu"daki topraklarını gösteren haritada bugün Kürtlerin üzerinde yaşadığı ve kendilerine vatan kabul ettikleri bölge, “Kürdistan” olarak isimlendirilmiş ve gösterilmiştir. Bu belgelerde gösterilen Kürdisan’ın İran tarafında kalan kısmı gösterilmemiştir. ” ( Osman Aydın Makalesinden)

Sultan Abdülhamit Kürdistandan ( Bitlis, Elazığ, Erzurum, Diyarbakır, Van) topladığı yardım paraları ile yaptırdığı geminin adını “Kürdistan” gemisi koymuştu ve Boğaz içinde sefer yapan gemi kayıtlara da bu adla geçmiştir.

Irak Tarihi Eserler Dairesi müdürü Sr. Sidney Smith"in ve tarihçi Vladimir Minorsky’nin tespitleri demografik olarak Kürt ve Kürdistan gerçeği konusunda detaylı bilgiler sunmaktadır

Mustafa Kemalin meclis tutanaklarına geçmiş olan “Kürdistan” telafuzu ne yazık bugünkü meclis üyeleri ve TBMM başkanvekili A. Bahçekapılı tarafından bilinmiyor.

“Kürdistan"da Kürtlerin Fransızlar ve özellikle Irak sınırında İngilizlere karşı düşmanlığını silahlı çarpışmayla durdurulamaz bir düzeye vardırmak ve yabancılarla Kürtlerin birleşmesini engellemek aşamalı olarak yerel yönetimler kurulmasının zeminini hazırlamak ve bu yolla yürekten bize bağlılıklarını sağlamak Kürt yöneticilerinin sivil ve askerlik görevleriyle görevlendirilerek bize bağlılıklarını pekiştirmek gibi genel yollar benimsenmiştir. TBMM Başkanı Mustafa Kemal. " (TBMM. Gizli Celse Zabıtları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 1985, Cilt: 3, Sayfa: 550)”

"Arkadaşlarımın bu alçakça suçlamaya karşı ne diyeceklerini bilemem. Yalnız kendi adıma açıklıyorum ki; Benim Anafartalar"da, Kürdistan"da, Suriye"de, başlarında bulunmaktan kıvanç duyduğum kahraman ordular, haydutların değil, Osmanlı ulusunun namuslu çocuklarından kurulmuştur. " (Öyküleriyle Atatürk"ün Özel Mektupları, Sadi Borak, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1980, Sayfa: 139)

Geçtiğimiz yıllarda, Reis Receb Tayib Erdoğan, TV programında, Kürdistan demişti. Kanal D Televizyonunda Hande Fıratın sorularını yanıtlarken Kürdistan ve eyalet demişti. Hatta 2023 hedeflerinde eyalet sistemine geçilmesini ön gördüklerini söylemiştir. Bahçekapılı mutlaka reisin bu programını yeniden izlemesi ve feyz alması gerekmektedir.
Print