2019-09-16
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Latif Epözdemir
 
Mizahın mizahı: Akpınar ve Gezen
2018-12-27 10:24
Latif Epözdemir
Metin Akpınar ve Müjdat Gezen Türkiye"nin ünlü komedi ve sinema ustaları olarak bilinirler. Öyledir de, buna kuşku yok. Aynı zamanda bu iki “usta oyuncu” saf, dürüst ve inançlı birer Mustafa Kemal hayranı Kemalist olarak da bilinirler, ki öyledir de. Bu “usta” mizahçılar katıldıkları bir TV programında kimi konularında görüşlerini dile getirince, TC Cumhurbaşkanı bu söylemleri üstüne almış. Savcılar da “TC Cumhurbaşkanına hakaret edildi” kanaati ile, Akpınar ve Gezen’in polis nezaretinde gözaltına aldı.

Daha sonra her iki mizah “ustası “adli kontrol şartı” ile serbest bırakıldı. Ama Akpınar ve Gezen savcılık ifadelerinde “geriye çark” ederek söylediklerinin arkasında durmadı, aydın sorumluluğunu yerine getiremedi.

Majdat Gezen: "Tiyatro yaptım, mizah yaptım. . . " diyerek latife yaparken;

Metin Akpınar: "Faşizmi anlattım, demokrasi nasıl olur anlattım, Cumhurbaşkanını kastetmedim" diyerek kendini aklama yolunu tuttu. Her iki “usta” da nedamet içinde olduklarını hal ve davranışları ile göstermiş oldular.

Sayın Akpınar “demokrasinin” bedel istediğini bildiği halde, bu bedeli ödemeye hazır değildi. Sayın Gezenin tüm konuşmalarının hangisinin mizah hangisinin normal olduğunu seçmek zor. Kısacası bu “aydın” ve Kemalist mizahçılar bu davranışları ile “mizahın mizahını” yaptılar. Savcıya yalvarırcasına adeta “bizi ve söylediklerimizi kale almayın” dercesine pişmanlık gösterdiler.

Tıpkı 12 eylül sonrasında “aydınlar dilekçesine “önce imza verip daha sonra geri alan İbrahim Tatlıses’in yaptığı gibi. O da önce imza verip sonra “pişmanım” diyerek imzasını geri almıştı. Kimi “aydınlar” da aydınlar dilekçesine dava açılınca: "metne bakmamıştım", "konut sorunu hakkında sandım", "kahvede kağıt oynarken, getirdiler imzalattılar", "imza attığımı hatırlamıyorum" şeklinde ifade vermişlerdi.

Vaktinde 80’lik Metin Akpınar “usta ne demişti:

”Ben savaşa karşıyım ama, Afrin´e yapılan operasyonu destekliyorum“

“ Solcu” “sanatçı” Selda Bağcan: da gönül rahatlığı ile EYLÜL referandumu sonucunda ürperti ile verdiği demeçte “ABD"nin bölgede Kürdistan kurmasına karşıyım” demişti.

Türkiye’de, sanatçıyı, aydını, yazarı, gazeteciyi aşağılamayı marifet sanmış tonla “Türk siyasetçi” var.

AYDINLAR DİLEKÇESİ, AZİZ NESİN VE KENAN EVREN

“Aziz Nesin"in geri adım atmaksızın dimdik ayakta durup mücadele etmesinin nedenini daha iyi anlamak için dilekçeden kısa bir bölümü okumak yeterli.

Şöyle deniyordu "Aydınlar Dilekçesi"nde:

“Ülkemizin, insan haklarının güvenceleri yurt dışında tartışılır bir ülke durumuna düşürülmüş olmasını onur kırıcı buluyoruz.

Yaşam hakkı ve insanca yaşama, örgütlü ve toplumsal varolmanın çağımızda hiçbir gerekçe ile ortadan kaldırılamayacak baş amacıdır; doğal ve kutsal bir haktır. Bu hakkın anlam kazanması, düşünceyi özgürce açıklamaya, geliştirmeye ve etrafında örgütlenmeye bağlıdır.

Bireylerimizin yeni ve değişik düşünce üretmelerini, gösterilmeye çalışıldığı gibi, bunalımların nedeni değil, toplumsal canlılığın gereği sayıyoruz.

İnsanların son sığınağı olan adalet, insanca yaşamın da başlıca dayanağıdır. Bunun gerçekleşmesinin çağdaş hukuk devletinde geçerli yolları, adalet arayışının hiçbir şekilde engellenmemesini ve adalete ulaşmada olağanüstü yargı yollarına ve olağandışı yöntemlere başvurulmamasını gerektirmektedir. ”(BİAMAG)

Kenan Evren „Aydınlar Dilekçesi“ imzacılarını kınarken ne demişti:

“Ona bakarsanız 2. Abdülhamit de aydındı“ diyerek kendince o aydınları yadırgamıştı.

Lakin o dönemi hatırlayanlar ender aydınlardan olan Aziz Nesin´in ona verdiği cevabı iyi hatırlarlar.

Evren "Biz çok aydın gördük, vatan hainliği yaptılar. Son Padişah Vahdettin aydındır. Ama memleketi düşmanlara teslim etti";

Aziz Nesin"in yanıtı: "Vahdettin"in aydın olup olmadığı tartışılır ama devlet başkanı olduğu kesindir".

Aziz Nesin sıkıyönetim mahkemesindeki savunmasında "Bizler bu dilekçeyi yazar ve imzalarken bunun karşılığında aydın olduğumuz için bir minnet beklemiyorduk ve aydın olmanın ayrıcalıklarından yararlanmaya kalkmış değildik. (. . . ) Bu dilekçeyi imzalayanlar arasında salt ulusal düzeyde değil uluslararası düzeyde sanatçılar, yazarlar, gazeteciler, bilimciler, hukukçular, eski bakanlar vardır. Bunlar aydın değillerse, Türkiye"de Aydın ilinden başka aydın kalmaz. "

AZİZ NESİN KENAN EVREN HAKKINDA DAVA AÇMIŞTI

Kenan Evren, Aziz Nesin‘in de aralarında bulunduğu aydınlara 1984 Mayıs’ında Manisa’daki mitinginde “vatan haini” diyerek hakaret etmişti. Bunun üzerine Aziz Nesin 4 Şubat 1987 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren aleyhine dava açtı. Dava ret edilince Nesin bu kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdu, orası da ret etti.

Metin Akpinar ve Müjdat Gezen’e “sanatçı müsvedeleri” demiş reis. . Bu da hakarettir ve kişilik haklarının ihlali olarak işlenen bir suçtur. Akpınar ve Gezen de dava açma haklarını kullanabilirlerdi. Ama onlar bunu yapacaklarına “nedameti” tercih ettiler.

Ben o kadar derin bir analiz yaparak onlara „sanatçı müsveddeleri“ belirlemesini yapamam ama aynı şahsiyetlerin”tekçi” ve” Türkçü” olduklarını ispatlayabilirim.

Kuşkusuz Akpınar ve Gezen mizah “ustalarına” yapılan şey bir demokrasi ayıbıdır. Ne yazık ki onlar mahkemede bu “ayıbı” bile dile getirmediler. İkinci ayıbı ben dile getireyim, (onlara kalsa bunu da yapamayacaklar çünkü) bu denli topluma mal olmuş kişilere “adli kontrol” şartı koymak, onları aşağılamak ve onurlarını kırmak anlamına gelir. Tıpkı polisle evden alınmaları gibi, onur kırıcı. .

Geri adım, ödün ve pişmanlık, aydın tanımında yoktur azizim, vesselam. .

Sistem? Onu zaten biliyoruz. Kendine toz kondurmaz, kendinden olmayana acımasız, aykırıyı af etmez.

Print