2021-03-06
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Latif Epözdemir
 
GARA OLAYININ SORUMLUSU DEVLETTİR
2021-02-21 23:41
Latif Epözdemir
Geçtiğimiz günlerde GARA mağaralarına 40’tan fazla savaş uçağı, çok sayıda asker ve özel harekât timi ile bir operasyon düzenlendi. Bu baskın esnasında 50’den fazla PKK militanının öldürüldüğü resmi makamlarca açıklanırken, ayrıca bu baskında 3’ü asker 13’ü de savunmasız/sivil olmak üzere 16 devlet görevlisinin de yaşamını yitirdiği belirtildi. Cumhurbaşkanı PKK’nin elinde bulunan bu 13 silahsız/savunmasız insanın sorumlusunun Millî Savunma Bakanlığı ve devlet olduğunu açıkladı.

Devletin asıl görevi “vatandaşın can güvenliğini korumak” olduğu halde Garan’daki sivillerin canını koruyamamış olması, üzücü olmuştur.

Yıllardır sonuç alınamamış bu güvenlikçi politikaların bedeli ağır olmuştur. Sürüp gelen gerilim, terör ve şiddet politikaları sonucunda; askerî harekât ve operasyonlar devreye sokulmuş vebu çatışma ortamı derin acılarla sonuçlanmıştır.Dahada önemlisi sadece faili meçhul ve infazlar sonucunda; ülkede bugüne dek, en az 50 bin insan yaşamını yitirdi. Devlet bu insanların canını korumadı/koruyamadı. Partimiz HAK-PAR; başından beri bu şiddet, terör ve savaş politikalarına karşı gelerek bunun çözüm olmadığını dile getirdi. Ülkenin bu gerilim ortamından çıkarılması gereğine işaret etti.

Özellikle adına “çözüm süreci” denilen süreçte PKK silahsızlandırılamadı, PKK’nin silahlı mücadelesi ile “eş anlamlı” sanılan Kürt sorunu da çözülemedi. Tersine PKK yaratılan yumuşama ortamını fırsat bildi, insanlar kaçırdı, yol kesti, köy bastı, gün ortasında insan kaçırdı, yargıladı, infaz yaptı, haraç topladı. Yurtsever demokrat düşüncelerin yüksek olduğu Sur, Nusaybin, Silvan, Cizre gibi kimi yerlerde iş makineleri ile alenen Hendekler ve Çukurlar kazıdı, barikatlar oluşturdu. Bu açıkça bir “Şehir Savaşı” hazırlığıydı. Ne yazık ki engel olunmadı. Seyirci kalındı, adeta onaylanırcasına olup bitenler karşısında sessiz kalındı. Son yıllarda yaşanılan acıların nedenini burada aramak gerekir.

Açıktır ki, PKK bu süre içinde kaçırdığı savunmasız insanları Güney Kürdistan hükümetinin egemen olduğu topraklara götürdü. Bunu açık bir şekilde yaptı. Bu davranış o bölgeye saldırı yapılması için somut bir davetiye niteliğindeydi. Ne yazık ki mevcut devlet aklı tüm bu olup bitenleri izlemekle yetindi. Eğer devlet vatandaşın can güvenliğini sağlayabilseydi, belki bugün GARA olayı olmayacaktı. Eğer PKK vicdanı temiz bir siyaset gütmüş olsaydı belki tüm bu acılar yaşanmayacaktı. Bu nedenle GARA’nın sorumlusu geçmişten bugüne algısı ve alışkanlıkları değişmeyen devlettir. GARA olayının senaristi PKK’dir ve onun yıllardır ısrarla sürdürdüğü anlamsız, amaçsız terör ve şiddet siyasetidir. Bu acılar danışıklı bir döğüşün eseridir.

Ölmeyi ve öldürmeyi kutsayan bir anlayış, insani duygudan arınmış bir anlayıştır. Asıl olan ölmek/ öldürmek değil; yaşamak ve yaşatmaktır.

Bugün, yıllar önce Yeşilyurt köylülerine yapılan insanlık dışı olaydan tutun da, Başbağlar ve Roboski’de yapılan katliamlarda, Faili Meçhul olaylarda, Bingöl’de 33 silahsız erin öldürülmesinde, Dağlıca baskınında, Suriye’de, Çukur ve Hendek olaylarında, Kobani olaylarında ve benzer olaylarda şimdiye dek binlerce insan ne yazık ki yaşamını yitirdi. Hepsinin de can güvenliğinin korunması görevi devletin görevi olduğu halde devlet bu vatandaşlarının can güvenliğini koruyamadı. Şiddet ve terör, savaş ve operasyonlar sonucu ülke ölüm ve yangın yerine döndü, korku, panik ve gerilim yüzünden ülke yaşanmaz hale geldi. Bu yangını ateşe körükle gitmekle sönmez.

Ne gariptir ki geçen süre içinde ülke yangın yeri haline geldiği halde İnsan Hakları örgütleri tek taraflı hareket ederek saygınlıklarına gölge düşürdü. Oysaki, insan her şeyden önce insandır ve her insanın en temel hakkı yaşama hakkıdır. İnsanın Asker/ Sivil, İşçi/ Köylü; Genç/ Yaşlı;Zengin /Fakir; Türk/ Kürt, İşçi/ işveren; Kadın ya da Erkek olması onun yaşama hakkının olmadığı anlamına gelmez. Her kim ki insan hayatına kastetmişse, açıkça kınanmalı, yaşama hakkı elinden alınmış olan insanların davası insan hakları örgütlerinin faaliyet alanı olmalıdır. Hal böyle iken insan hakları örgütleri bunca yıldır hep yanlı davranarak devletin insan hakları ihlallerine karşı gelinirken PKK’nin insan hayatına kasteden eylemleri karşısında sessiz kalındı. Çocuk yaşta savaştırılan kişiler hakkında, iç infazlar konusunda, savunmasız vatandaşların katledilmesinde, Hendek olaylarındaki tahribatlarda bu “İnsan Hakları” örgütleri kör ve sağır davrandı. Bu nedenle ülkede insan Hakları örgütleri artık güvenilir olmaktan uzaklaştı.

HAK-PAR bu vesile ile bir kez daha siyaset kurumuna çağrıda bulunmayı görev bilir. Ülke sorunlarının çözümü konusunda güdülen askeri ve güvenlikçi politikalar terk edilmeli, sorunlar dünyanın her yerinde olduğu gibi, poligonların dışında, barış zemininde, diyaloglarla çözülmelidir. Terör ve şiddetin mağdurlarına devlet sahip çıkmalıdır. Toplumda kin ve nefret duygularının kabarması ve etnik öfkenin tırmandırılmasına neden olabilecek intikamcı, şiddet içerikli eylem ve söylemlerden özenle kaçınılmalıdır.

Şiddet ve terör insan hak ve özgürlüklerinin düşmanıdır. Özgürlük ve demokrasiden asla vaz geçilmemelidir.

İnsan hayatını hiçe sayan politikalar terk edilmeli, insanın yaşatılması; insan için huzur ve güvenlik ortamının sağlanması için iç barışın kurulması konusunda gereken adımlar atılmalıdır. İntikam, kin ve savaş dili terk edilmelidir. Neden ne olursa olsun hukuk ve adaletten, demokrasi özgürlüklerden asla vazgeçilmemelidir.

Yıllardır askeri operasyonlar ve güvenlikçi politikalardan vazgeçmeyen devlet siyaseti ile terör ve şiddette ısrar eden PKK anlayışı sonucunda geriye acıdan başka bir şey bırakılmadı. Kuşkusuz geçmişi değiştirmek olanaklı değildir. Ama bugünden başlayıp elbirliği ile barış içinde özgür ve demokratik bir düzen kurabilmek için çaba gösterilmelidir. GARA olayı ilk değildi, ama son olabilir. Türkiye’de GARA’ya benzer geçen yüzyılda birçok olay yaşandı, on binlerce insan yaşamını yitirdi. Bu anlayış çözüm getirmiyor bu nedenle bu akıl ve bu algı değişmelidir. Bu alışkanlıklar ve bu huylar terk edilmelidir.

Bugüne dek, faili meçhul olaylar, iç infazlar ve toplu katliamlar da dahil olmak üzere ve en son Garan’daki infazlar da dahil insan yaşamına kıyan hiçbir olayı onaylamıyoruz. Yaşamını yitirenlere rahmet, ailelerine baş sağlığı diliyoruz. Tüm vatandaşları serin kanlı olmaya ve sakin olmaya davet ediyoruz. 19.02.2021
Print