2024-05-21
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
 
NEWROZ 2023 - Huzur ve özgürlük içinde onurlu bir yaşam için!
2023-03-21 17:48


NEWROZ 2023 - Huzur ve özgürlük içinde onurlu bir yaşam için! Kürdistan"da meydana gelen depremlerde hayatını kaybeden ve ondan etkilenenleri anıyoruz!

21 Mart"ta Kürt halkı Newroz"u kutluyor ve baharı yeni yılla karşılıyor. Kürdistan halkı için Newroz, yeni başlangıçları ve umudu sembolize ediyor. Özellikle 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen, 50 binden fazla insanın hayatını kaybettiği, yüzbinlerce insanın yaralandığı, milyonlarca insanın evsiz[1]barksız ve ata-dede toprağını terk etmek zorunda kaldığı yıkıcı depremin ardından Newroz"u kutlamak, bizler açısından daha da önemli hale geldi.

M.Ö. 612 yılından beri kutlanan Newroz, Kürt mitolojisinde önemli yer tutmaktadır. Demirci Kawa liderliğinde isyan eden halk, zalim hükümdar Dehaq"ı öldürerek özgürlüğünü kazandı. Kökeni barış, özgürlük ve eşitlik içinde bir yaşam istemine dayanan bu direniş ruhu, bugün de canlılığını korumaya devam ediyor.

2023 yılında bile Kürt halkı kendi ülkesinde hala barış ve özgürlük içinde yaşamını sürdüremiyor. Kürdistan, Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletleri arasında bölünmüş durumda ve sözkonusu devletler, Kürdistan halkına karşı baskı, zulüm ve asimilasyon politikası uyguluyor, kısacası kirli bir savaş yürütüyorlar.

Türkiye"de 14 Mayıs 2023 tarihinde parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığını kaybetmemek için elinden gelen her türlü politikayı mübah görmektedir. İslami AKP hükümetine rağmen, Türk devletinin temel yapısı Kemalizme ve 1982 yılında faşist cunta tarafından yapılan anayasaya dayanmaktadır. Sözkonusu anayasaya göre, "Devletin bölünmez bütünlüğü" kutsal bir ayet gibi kabul edilmektedir. Bu ırkçı politika, yaklaşık tüm Türk partilerinin temel politikasını oluşturmakta. Kuzey Kürdistan"da Kürt halkının kendi kaderini tayin etme, federasyon veya özerk bir şekilde kendisini yönetme istemi, Türk devleti tarafından görmezden geliniyor ve bu talebi dile getiren güçler, devlet terörüne uğruyorlar.

AKP/MHP hükümetinin yıkıcı deprem ve sonuçlarından sonraki beceriksizliğini ve bilinçli eylemsizliğini anlamak için bu arka plan önemlidir. Sözümona devlet yardımları depremin yaşandığı birçok yöreye en erken 36 saat sonra ulaştırıldı. AFAD bu zamanda bile, garip bir pasiflik gösterdi. Yardımların koordinasyonu, toprak altında kalanların kurtarılması ve halkın bilgilendirilmesi gibi öneml görevler üstlenilmedi ya da çok seçici davranıldı. Ağırlıklı olarak Kürt-Alevi nüfusun yaşadığı bölgelere, bugüne kadar halen yeterli ölçüde yardım ulaştırılmadı. Temiz su ve sıhhi tesisat eksikliği devam ediyor. Kızılay mağdurlara çadırlar sattı. Yiyecek-içecek, çadır-battaniye ve hijyen malzemeleri gibi acil ihtiyaçların hemen hemen tümü, AFAD"ın izin verdiği ölçüde, Avrupa"dan gelen aile üyeleri tarafından karşılandı. kasabalara. Halk, hükümete ve genel olarak Türk devletine kızgın. Devlet nezdinde yaygın şekilde yapılan yolsuzluk, inşaat sektörünü körükledi. Geçmişte deprem tehlikesin yönelik yapılan uyarılar dikkate alınmadı ve 1999"da İzmit"teki büyük depremden sonra konan ekstra vergi ile kurulan deprem fonları başka yerlere harcandı.

Depremin yaşandığı yörelerdeki Kürt nüfusun kendi yerleşim alanlarını terk etmesi, uzun vadede Türk devletinin çıkarınadır. Depremden etkilenen milyonlarca insanın ata-dede toprağına dönebilmesi için milyarlarca dolar tutarında yardım ve yatırımların yapılması zorunludur. Bu yörelerde yeniden yapılanma, yerel belediyeler ve sivil toplum kurumları eliyle, merkezi olmayan bir şekilde yapılmalıdır. Aksi takdirde, desteğin deprem bölgesine ulaşmaması ya da salt hükümete yakın çevrelere ulaşması gibi çok ciddi bir riskler taşımaktadır.

Suriye Kürdistanı"nda Kürt halkının insani durumu daha da kötüdür. İŞİD"e karşı yıllarca süren savaşın ardından, Kürt halkı, 2018 yılından itibaren, Türk devletinin saldırısına mağdur kaldı ve bölgenin biryok yerleşim yeri yasadışı bir şekilde işgal edildi. İşgal politikası halen devam ediyor. Uluslararası hukukun açık bir ihlali olan işgalin, NATO üyesi diğer devletler tarafından hoş görülmesi bir skandaldır. Sözkonusu işgal ve ilhaka karşı herhangi bir yaptırım uygulanmamasını anlamak mümkün değil. Türkiye"nin, Birleşmiş Milletler"in deprem mağdurlarına yardım amacıyla gönderdiği malzemelerin sadece bir sınır kapısından Suriye"ye bırakılmasını bile, tüm dünya neredeyse çaresizce izledi. İnsani ve afet yardımı, Güneybatı Kürdistan ve Suriye"deki insanlara zorlukla ve çok geç ulaştı. Yaşanan büyük insani dramın sorumluluğu Esad rejimi ve Türk devletine aittir. Türk devleti, Güneybatı Kürdistan"dan derhal çekilmelidir! Almanya, AB ve NATO, Türkiye"nin işgalini kınamalıdır: Bu, uluslararası hukuku ihlal eden bir saldırı savaşıdır! Türkiye, tüm bölge için bir korku kaynağı olmaya deva ediyor.

İran"da, Jîna Emînî"nin İran devleti tarafından katledilmesinin ardından, özgürlük hareketinin JİN, JÎYAN, AZADÎ sloganıyla Mollalar rejimine yönelik yürüttüğü direniş, dünya çapında büyük ilgi gördü. Protestoların ve özgürlük mücadelesinin Doğu Kürdistan"da başlaması tesadüf değil. İran devleti, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkından korkmaktadır. Bu bağlamda devletin baskı, zulüm ve ayrımcılık politikası, en çok Kürdistan"da görülüyor. Çok sayıda Kürt siyasetçisi ve genci, uzun yılları varan hapis cezasına çarptırıldı, bazıları da idam edildi. Doğu Kürdistan halkımız, Mollalar rejimi tarafından sistematik ayrımcılığa uğruyor ve her türlü ulusal hakkından mahrum bırakılıyor. Devrim Muhafızları, İran dışında yaşayan ve rejime karşı mücadele eden insanları izliyor, kaçırıyor. Ne yazık ki Almanya ve AB, bu tür kirli politikalara karşı yeterli derecede tepki vermiyorlar. İran"da yaşayan halklar, sürekli bir şekilde devlet terörüne uğruyorlar.

Güney Kürdistan Federal Bölgesi, kendi kaderini tayin etme konusunda tüm dünyadaki Kürtler için büyük bir umut anlamına geliyor. Ülkemizin bu parçasındaki demokratik kazanımlar, İran, Türkiye ve Irak devletleri ve onlara bağlı milislerin sürekli müdahalesine maruz kalıyor.

2023 yılının Mart ayı başında, Almanya Dışişleri Bakanı Bayan Baerbock"un, Güney Kürdistan"a yaptığı dört günlük ziyaret, İŞİD"e karşı yürütülen mücadeleden bu yana, demokratik bir ortak olarak değer verilen Kürdistan federal bölgesinin sahip olduğu büyük saygıyı gösteriyor. Kürdistan halkının bu parçadaki kazanımı, Yakın ve Ortadoğu için barışın, demokrasinin ve istikrarın garantörü olabilir. Bununla birlikte, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir ortaklık için, önemli ölçüde daha büyük ekonomik yatırımlar ve kalıcı işbirliği gereklidir. Yine, Türkiye ve İran"ı frenlemek, onların yıkıcı faaliyetlerini ve işgal girişimini engellemek, federal hükümete ve AB"ye düşüyor. NATO üyesi Türkiye"nin, uluslararası hukuku hiçe sayarak Güney Kürdistan"a askeri saldırılar düzenlemesine, askeri üsler kurmasına ciddi bir şekilde karşı çıkılmalı ve kınanmalıdır. Aksi takdirde, diğer çatışmalarla ilgili olarak NATO, AB ve Almanya"nın güvenilirliği zarar görmeye devam edecektir.

İŞİD"in, 3 Ağustos 2014"te Êzidî Kürtlere yönelik uyguladığı soykırım, derin yaralar bıraktı. Êzidiler, ata-dede toprağı Şengal bölgesinden sürüldü, onlarca toplu mezar bulundu ve binlerce kişinin hala akibeti bilinmiyor. Kadınlara ve çocuklara yönelik sistematik köleleştirme ve tecavüz, bütün bir halkı travmatize etti. Êzidi Kürtlere yönelik sözkonusu soykırımın BM, Avrupa Parlamentosu ve Federal Almanya Meclisi tarafından tanınması önemli bir adımdır. Bununla birlikte, IŞİD"li katillerin ve yandaşlarının mahkemeye çıkartılması ve cezalandırılması sağlanmalıdır. Êzidilerin ata-dede toprağı Şengal"de özgür bir şekilde yaşayabilmeleri için gerekli olan maddi ve manevi koşulların oluşturulması da bir o kadar önemlidir.

Kürdistan halkı yaşanan acılara ve büyük adaletsizliğe rağmen bugün Newroz"u kutluyorsa, bu, aynı zamanda haklı özgürlük ve eşitlik taleplerimiz için her zaman barışçıl bir şekilde mücadele etmeye hazır olduğumuzu gösteriyor. Yurt dışında yaşayan ve Kürt halkının bir parçası olan bizler, Kürdistan halkımızla dayanışma içinde olduğumuzu dile getiriyoruz.

Kürdistan"da barışın olmasını diliyoruz. Silahlar susmalı. Kürdistan halkı barış ve özgürlük içinde yaşamak istiyor. Savaştan, baskıdan ve sistematik ayrımcılıktan bıkmış durumda! Onlarca yıllık silahlı çatışma sona ermeli, sorun barışçıl bir şekilde çözüme kavuşturulmalı. Dünyadaki diğer tüm halklar gibi Kürt halkı da özgürlüğü hak ediyor!

Almanya"da yaklaşık 1,5 milyon Kürt yaşıyor. Bu konuda güvenilir sayılar yok. Almanya yaşayan Kürtler, istatistiklere Kürt olarak kaydedilmiyor. Suriye, İran, Irak ya da Türkiye pasaportları dikkate alınıyor ya da Alman vatandaşlığa geçiyorlar. ZVK-KOMKAR, Kürtlerin Almanya"da ayrı bir etnik grup olarak tanınması çağrısında bulunur. En büyük göçmen gruplarından biri olarak, çeşitli durumlarda marjinalize ediliyor; göçmen kökenli diğer insanlar gibi biz de ayrımcılığa ve ırkçılığa maruz kalıyoruz. Ama bunun da ötesinde, Kürt birçok yerde kimliğimizle de ötekileştiriliyoruz. Türkiye, İran, Irak ve Suriye"nin asimilasyon politikaları burada bu şekilde sürdürülüyor.

Newroz, umut ve yeni başlangıçlar demektir.

Kürt halkı umut, güven ve daha büyük bir güçle ülkesini yeniden inşa edecektir. Deprem bizi sarstı. Aklımız, gönlümüz depremden etkilenen insanlarla, yine İran korku rejiminin kurbanlarıyladır. Kendilerine başsağlığı diliyoruz. Kürt halkı, böylesine zor dönemde birlikteliğini göstermiş ve dünya çapında dayanışma görmüştür.

Bu bağlamda, aktif yardım sağlayan herkese, özellikle Almanya ve Avrupa"daki geniş Kürt diasporasına teşekkürü borç biliyoruz. Bu yılki Newroz yaslı olsa da, Newroz ateşi yakılacak ve onun saçtığı alevler, halkımızın mücadelesini güçlendirmeye devam edecektir!

Kürdistan halkının ve onun dünyadaki dostlarının Newrozunu kutlarız!

Newroz pîroz be! Newroza şima bimbarek bo!

İlişki: Dr. Rohat Geran
Zentralverband der Vereine aus Kurdistan in Deutschland
Buschkrugallee 23, 12359 Berlin
Mail: info@zvk-komkar.d
Print