Makale

‘Gerçek Islam bu degil.’ ‘Peki hangisi?’

Taliban çiktiginda ‘Bunlar Islam’i yanlis yorumluyor’ deyip kendimizi onlardan ayri tutmaya çalistik.

El Kaide çiktiginda, yillarca Bin Ladin elestirisi yaparak yine ‘Bunlarin gerçek Islam’la alakasi yok’ diyerek kendimizi oyaladik.

ISID çikti, her zamanki gibi yine kolay yolu seçtik ve ‘Bu insanlar gerçek Müslüman degil’ diyerek konuyu kapatmaya çalistik.

Bin Ladin’i birakmis, Bagdadi’yi tartismaya baslamistik.

Yillarca ‘Âlim’ deyip agzinin içine baktigimiz insanlarin vahsiligi, kadin istismarini, ölmeyi, öldürmeyi mesrulastiran fetvalarini duydugumuzda ‘Bunlar sapitmis, gerçek Islam bu degil’ deyip sorumlulugu üzerimizden attigimizi sandik.

Isler her geçen gün daha da kötüye gitti.

Dini otorite bildigimiz insanlar, kurumlar din adina her gün yeni bir skandala imza atiyor.

Mesela dinî alanda önemli bir otorite sayilan Hayrettin Karaman’in, bir süredir kaleme aldigi her yazi, büyük kirilmalara sebep oluyor.

En son ‘Yolsuzluk yapana hirsiz demenin ne kadar büyük bir günah oldugunu’ anlatti bize.

Bunu yazmaya niçin ihtiyaç duydugu basli basina bir sorun.

Ve birçok kimse ‘Hayrettin Karaman’in söylediginin gerçek Islam’la alakasi yok’ deyip isin içinden çikti.

Geçtigimiz hafta Diyanet’in isçi güvenligini konu ettigi Cuma hutbesinde ‘Tedbirde asirilik Allah’a güveni sarsar’ mesaji verilince yeni bir saskinlik yasadik.

Iktidara yamanmis bir dinin ne tür sapma ve bozulmalara yol açacagini göstermesi açisindan son örneklerden biriydi.

***

Sadece bunlar degil.

Dünya yolsuzluk endeksinde en az yolsuzluk yapan ilk 55 ülke arasinda tek bir tane Müslüman ülke yok!

Diger taraftan din adina sinav sorulari çalindi. Yolsuzluk yapildi. Insanlarin hayati karartildi. Hatta cinayetler islendi. Kadinlar asagilandi. Toplum içinde gülmelerinin, hatta bir iste çalismalarinin büyük günah oldugu söylendi.

Üstelik bunlari, sayginligini dindarligina borçlu kimseler dile getirdi.

Din ve dindarlik çatismanin, ayrismanin odagi haline geldi.

Din adina adam kayirma aldi basini gitti.

Din adina rüsvet almak, rüsvet vermek neredeyse bir aliskanlik haline geldi.

Garip bir biçimde insanlarin dindarligi arttikça, isledigi kabahatler de o oranda yükseldi.

Dindarlastikça insanliktan, evrensel degerlerden kopan, uzaklasan kimseler haline geldik.

Kendini dindar olarak tanimlayanlar, tuhaf ama, cennete gitmek için kötülükte, cehalette yarisir oldular.

Bu tablodan dolayi, Batili ülkelerde Islam karsitligi, Müslüman düsmanligi her geçen gün artarak devam ediyor.

Dindarlarin sigligi ve ötekini dislama tavri endise verici boyutlarda.

Üzülerek söylüyorum, artik dünya Islam’i bu korkunç, insanlik disi, hukuk disi tutum ve davranislarla tanir oldu.

Hal böyleyken bu olup bitene getirebilecegimiz bir tek savunmamiz var: ‘Gerçek Islam bu degil. Gerçek dindarlik bu degil.’

Biliyoruz ki, bizim ‘Onlar gerçek Müslüman degil’ diye niteledigimiz kimseler, ayni seyi bizim için söylüyorlar!

Peki gerçek Islam hangisi? Gerçek dindarlik nerede, kimde?

Niçin asirlardir gerçek dindarlik uygulanamadi? Hâlâ bir türlü niçin uygulanamiyor?

Dinî kurumlar, âlim dedigimiz dindar sahsiyetler de gerçek Islam’i bilmiyor veyahut uygulayamiyorsa kim nerede, nasil uygulayacak?

‘Gerçek Islam bu degil’ diyerek Islam’in yara almasinin önüne geçemiyoruz.

Toplumlar için önemli bir deger olan dinin gelecekte de varligini sürdürmesini istiyorsak meselenin esasini konusmamiz gerek.

Bu kadar kötülük nasil oluyor da bu dinde kendine yer buluyor?

Bunca insan niçin ve nasil Islam’i bu kadar yanlis yorumluyor?

Bunun nedeni ne? Islam neden ilk yillardaki, asri saadetteki piriltisini, cazibesini, kiymetini koruyamiyor?

Gerçek Müslümanlik dedigimiz, ilk 15 yilda hayat bulabildi. 1400 yilda toplam 15 yil.

Yani, Hz. Ömer’den sonra artik biz yeryüzünde gerçek Müslümanligin yasadigini göremedik.

‘Peki neden?’ sorusu üzerine bir kafa yormamiz gerekmiyor mu?

Bu sorudan kaçarak nereye varacagiz?

Taliban, ISID, Boko Haram, Müslüman Kardesler, Diyanet, Cemaat, AK Parti, Hayrettin Karaman, Yusuf El Karadavi, Suud Müftüsü, Mehmet Görmez, Cübbeli Ahmet, Tugrul Inançer ve daha birçok sahis ve kurumu tartismaktan kurtulup isin özüne yani sorunun asil kaynagina ne zaman inecegiz?

Bu insanlarin problemli düsünce ve sözlerine neyin kaynaklik ettigini sorgulamaktan niçin korkuyoruz?

Asil sorunun kisilerde degil, yorumda, algida, dini insan hayatinda konumlandirdigimiz yerde oldugunu ne zaman görecegiz?

Asil problemin dinden, dindarliktan ne anladigimizda oldugunu ne zaman düsünmeye baslayacagiz?

Asil sorunun, dini 21. yüzyil sartlarina göre yorumlayamadigimizdan kaynaklandigini ne zaman fark edecegiz?

Kabahat isleyen dindar gördügümüzde, ne zamana kadar ‘Bu gerçek Müslüman degil’ kolayciligina basvuracagiz?

Dünyada ‘Gerçek Müslümanlik bunlarinki’ diyebilecegimiz tek bir grup, cemaat, yapi yok.

Bu gerçegi görmemek için daha ne kadar direnecegiz?

***

Geçtigimiz hafta Habertürk’te iki kiymetli Ilahiyat profesörü Hayri Kirbasoglu ve Ilhami Güler’i izledim.

Ilhami Güler hoca o programda sunu söyledi: ‘ISID’in, savunduklari ve yapmaya çalistiklari, Kuran ve sünnetin vaaz etiklerinden farkli degil. Yani bu kaynaklari düz bir okumayla ele alirsak bu insanlarin yaptiklarinin hepsi bu kaynaklarda var.’

Bu, yabana atilacak bir görüs degil.

Ilhami Hoca’dan dinledim: Hz Ömer bazi ayetleri ‘O günün sartlari için geçerliydi’ diyerek uygulamaktan imtina etmis.

‘O gün’ dedigi 10 yil öncesi.

Bu tutum sayesinde Hz Ömer dönemine kadar isler yolunda gitti.

Ondan sonra kimse Islam’i günün kosullarina göre anlamaya ve yasamaya cesaret edemedigi ve akil erdiremedigi için Müslümanlik gelisen hayatin sartlariyla çelisir oldu.

***

Geçmiste dindar cemaatlerin içinde bulunmus, Islamcilik davasina omuz vermis insanlardan çok sayida mail aliyorum.

Büyük bir dram yasaniyor. Insanlarin ruhunda ve kalbinde derin bir bosluk olusmus.

Bugün olup bitenlere bakarak ‘Ben basörtüsü için hayatimi harcadim. Bosuna miydi? Ben dindarlik yayginlassin diye ömrümü verdim. Bu muydu? Ben Müslümanlik baris getirecek, haksizliklari giderecek diye düsünüyordum bunun için gençligimi harcadim bosuna miydi?..’ türü sorular soruyorlar.

’20-30 yil Islamcilik davasi içinde bulundum. Son yasadiklarimizdan sonra artik inancimi kaybettim’ diyenler var.

Tüm bu kirilmalari, dagilmalari, umutsuzluklari görmezden mi gelecegiz?

Kanaat önderleri niçin bu dehsetengiz tabloya kafa yormuyor?

Niçin yeni hayat sartlari ile din yorumunun çelismesine köklü çözüm aranmiyorlar?

Veyahut arayan, kafa yoranlarin sesleri niçin bastiriliyor?

Iktidardan bagimsiz, olup bitene sihhatli açiklamalar getirecek, insanlari içine düstükleri umutsuzluktan çikaracak sözü olan hiç kimse kalmadi mi?

Yillarca Tv’ler, gazeteler, vakiflar, dernekler araciligiyla insanlari dindarliga davet ettiler.

Simdi o insanlar büyük bir batakligin içinde çirpinip duruyor.

Hem davet ediyorsun hem de bataklikta terk ediyorsun. Olacak is mi?

Davet ettikleri dindarlik çatismanin, kötülügün, ayrimciligin kaynagi olmus, bunu umursamiyorlar!?

100 yillik Islamcilik davasi resmen çöktü. Çikip iki kelime etmiyorlar. Böyle bir vurdumduymazlik olabilir mi?

***

Eger risk alip bir çikis bulmazsak Müslümanlik gözümüzün önünde parçalanip yok olacak.

‘Müslümanim’ demeye utanir hale gelecegiz.

Bati’da artan Müslüman karsitligina söyleyecek bir sözümüz yok.

Çünkü her sey, bizim bile kabul edemeyecegiz sekilde gelisiyor.

Bir söz, bir çikis bulmamiz gerekiyor. Yoksa din adina birbirimizi yiyip bitirecegiz.

Sonra da kimi Müslümanlar bizim mahvimizdan bahsederken ‘Gerçek Islam bu degil, bunlar da gerçek Müslüman degildi’ diyecekler.

***

Ben ilahiyatçi degilim, din âlimi hiç degilim.

Ne yapilacagi konusunda bir kanaat beyan edemem.

Bu ülkenin bir evladiyim.

Ve Islam’in durumu, hepimizin sorunu.

Bir tikaniklik oldugunu görüyoruz.

Dindarligin toplumda giderek problemin kaynagi haline geldiginin farkindayiz.

Islam’in gerçek islevini yerine getirmedigini görüyoruz.

Ya ahlak, dürüstlük, adalet, esitlik, özgürlük gibi binlerce yillik insanlik degerleri isiginda; günümüz kosullarinda dindarligimizi yeni bir gözle algilayacagiz…

Ya da Avrupa’da oldugu gibi dinin bütünüyle kalplerden, zihinlerden hatta toplum sahnesinden atilmasina sebep olacak din karsitliginin büyümesine seyirci kalacagiz.

Tercih bizim.

————————————————

Internet Haber-29 Aralik

Levent Gültekin

Back to top button