13 yilin bedeli; bir fotograf
Isviçre KOMKAR, 80 Askeri Darbesi sonrasinda Avrupa’ya kaçmak zorunda kalan Kürt göçmenlerin kurmus olduklari bir dernek. Isviçre KOMKAR’in kurulus amaçlarinin basinda Avrupa’da yasayan halkimizin dil, kimlik ve kültürlerine sahip çikip yasatmasidir. Bu amaçla 30 yili askin bir süredir çalisma yürüten Isviçre KOMKAR her yil düzenli olarak sonbaharin baslarinda ‘Kürt Kültür Gecesi’ düzenlemektedir.
Avrupa’dan ülkemizi kurtarmak gibi maharetimiz olmadigi için böylesi gecelerle hem Kürtlerin Avrupa’daki sesini Batili kamuoyuna duyurmak ve hem de kültürümüze sahip çikarak ulusal mücadelemize bir nebze de olsa katki sunmanin en ideal yolu olarak bu tür geceler-etkinlikler gerçeklestiriliyor.
Böylesi gecelerin bir diger ve de en önemli boyutu da Avrupa’da insanlarimiz arasinda kopuk olan ‘görüsme’ olanagina imkân vermesidir kanimca. Çünkü Avrupa’nin her türlü nimetlerinden yararlanan insanlarimiz maalesef görüsememe gibi kendilerince yarattiklari bir sorun var. Oysaki iliskilerin saglamligi karsilikli olarak insanlarin birbirlerini ziyaret etmeleri ve arayip sormalariyla olur. Ama maalesef Avrupa’da böylesi bir sorun var
Isviçre KOMKAR bu yil ki gecesinde de bizi dostlarimizla bulusturma olanagi sagladi! Bu bile basli basina bir olay bence. Bu yil ki gecenin görülmeye deger en önemli anlarindan biri büyük Kürt ozani Sivan Perwer’in sahne almasiydi.
Sivan Perwer’in geceye katilacagini duyan PKK’den kopan bir grup dostumuzun büyük bir istekle geceye katilma arzulari ve Sivan ile fotograf çektirme istemleriydi. Sivan’in türkülerinin etkisiyle ulusal mücadeleye katildiklarini belirten bu arkadaslar ‘Sivan bize bir fotograf borçlu’ diyerek içinde bulunduklari trajikomik olayi göz önüne serdiler. Bu arkadaslarimizdan özellikle de Agiri ve Bedran arkadaslar uzun yillar dagda kalmis ve savasin her evresinde yerlerini almis arkadaslar.
13 yil dagda savasan Agiri ve Bedran Sivan’in ‘Kine em’ türküsünün onlarda yarattigi coskuyla daga çiktiklarini dile getirip, bunun bir karsiligi olmali diye espri yaptilar. Gözlerinde yasamanin isiltisini tasiyan bu insanlar ömürlerinin en güzel yillarini savasla geçirmis ve onlarca kez ölümle burun buruna gelmisler. Yaralanmislar, Azrail ile cebellesmisler fakat içlerindeki yasama tutkusunu yitirmemisler.
Tüm yasananlarin ardindan simdi onlari daga çikaran tutkulu sesin karsisindalar. Ilk karsilasmalarinda saka ile karisik bir serzenis çikiyor Agiri ve Bedran’in dudaklarindan ‘Biz bu sesten dolayi daga çiktik. Ve dagda 13 yilimizi geçirdik. Tüm yasadiklarimiza karsilik bir fotograf borçlusun bize.’ Sivan da kivrak bir cevapla kendisinin halkinin hizmetinde oldugunu belirterek, türkülerini halkin çigliginin disa yansimasi olarak dillendirdigini belirtti.
Duygu yüklü bu bulusma esnasinda yüzdeki tebessüm dahi gözlerdeki islakligi gizleyemedi. Çünkü aci kalabaligin içinde dahi olsa yalniz yasaniyor. Ve her ne olursa olsun kaybedilenler artik geri gelmiyor.
Ve Sivan yine ayni Sivan, sahnede duygu seline bogarken insani; tek bir agizdan haykiriliyor yüreklerin en derinliklerinden ‘Kine em; Kurdên em’
Aydogan Inal
