Komplocu zihniyetten demokrasi beklemek
Komplo teorilerinden, ihanet ve düsmanlik söylemlerinden demokrasi mi çikar, otoriterlik mi? Hukuk mu dogar zulüm mü? Özgürlük mü gelir baski mi? Demokrasiyi, hukuk devletini ve özgürlükleri dert eden insanlar hakli olarak endiseliler.
Asil endise kaynagi ne tek basina AKP iktidari, ne de yolsuzluk iddialari bana göre; hukuksuz, denetimsiz, sinirsiz bir devletin dogusu. Böyle bir devleti mesrulastirmanin bildik yoludur komplo teorileri, dis mihraklar, iç ve dis düsmanlar söylemi. Geçmiste bu ‘güvenliklestirme’ dilinin arkasina nelerin gizlendigini biliyoruz.
Gezi gösterilerine karsi yeniden ortaya çikan ‘güvenlik dili’ son gelismeler karsisinda hizla ‘güvenlik devleti’ne dogru dönüsüyor. ‘Güvenlik devleti’nde demokrasi de olmaz, hukuk da, özgürlük de… Güne egemen olan akil ve rasyonel analiz degil komploysa, her seyin sorumlusu ‘dis mihraklar’ ve ‘yerli isbirlikçiler’ ise, insanlar ‘ya bizden ya onlardan’ olmaya zorlaniyorsa bu zeminde demokrasi barinamaz. Komplo aklinin varacagi yer kati bir otoriter rejimdir. ‘Dis mihraklar’ edebiyatinin Türkiye’yi nasil otoriterlestirdigi, otoriterligi mesrulastirdigi, itiraz edenleri susturdugu geçmiste sabit. Toplumu disiplin altinda tutmanin, muhalefeti sindirmenin, gayrimesru ilan etmenin ve bir asamadan sonra da kriminalize etmenin yolunu döser komplocu dil. Olup bitenleri anlamak için tuzak, kumpas, komplodan baska bir siginaginiz yoksa kafanizin bir yerinde normal siyaset bitmistir. Siyaseti bir ‘savas hali’ olarak görenler için ‘hukuk teferruattir’ artik. Böyle bir aklin egemen oldugu devlet ‘rutin’den çikmaz mi? Yeni ‘Istiklal Savasi’, ‘ya istiklal ya ölüm’ sözleri, kefenliler, Suriye’de sayilari 10 bini asan El-Kaide mensubu, silah’bomba yüklü kamyonlar arasinda faili meçhulleri, rutin disina çikan devleti savunan insanlar görüyoruz etrafimizda yeniden. Neler oluyor?
AKP içinde akliselim insanlar, Erbakan’a karsi AKP’yi destekleyerek zamaninda rasyonel bir tercih yapan ‘muhafazakâr sermaye’ çevreleri, memleketin vicdanli sivil toplum heyeti böylesi ‘komplocu’, ‘cadi avi’na çikmaya hazir, herkesi ihanet ve düsmanlikla suçlayan bir aklin nasil bir ‘devlet’ yaratacagini biliyor, görüyor olmalilar. Hele de ‘dis mihraklar’ söylemini ‘ti’ye alan ‘genç’ ve ‘sivil’ arkadaslarla, onlarin çalistaylarinda ‘dis mihraklar’ söyleminin gülünçlügünü, siyasal islevini ve sonucunu analiz eden akademisyenler, yazarlar, gazeteciler… Komplocu, düsmanlastirici, içe kapanmaci, ‘bize özgücü’ bir zihniyetin ister Kemalist-ulusalci ister AKP’ci olsun demokrasiyi, çogulculugu, hukuku ve özgürlügü tahrip edecegini bilirler.
Lütfen bir bakin; devletten medyaya, oradan toplumun katmanlarina yayilan militer havadan, düsmanlik söyleminden nasil bir siddet dogacagi, nasil bir cadi avi baslayacagini görmüyor musunuz?
Böyle bir aklin esir aldigi iktidardan demokrasi ummak safliktir. Komplocu akil için iki tür insan vardir; düsmanlar ve potansiyel düsmanlar. Akil öylesine bir iç düsman saplantisina düsmüstür ki simdiki dostlar da potansiyel düsman olarak görülürler. Her an ‘ihanet’leri beklenir. Bu yüzden ‘yanlis yapiyorsunuz’ diyen ‘dostlar’ aninda ‘ihanet’le suçlanirlar.
Bir iktidar ‘hukuksuz yönetme’ye, hukuku bir komplo olarak görmeye baslamissa toplumun isi zordur. Hukuksuz yönetmek her iktidara kolay gelir. Bir kez hukuksuz yönetmeye baslamis ve bunda basarili olmussa niye durduk yere hukukun denetimi altina girsin ki? Cin hukuk sisesinden çikti mi bir daha geri siseye koyamazsiniz onu. Bütün bu komplo teorileri, hukuksuz yönetim teknikleri, propaganda makinesi basarili olabilir kisa vadede, sandikta da kazanabilir; ama artik demokrat olmaz, hakki, hukuku dert etmez, sizin özgürlüklerinizi de korumaz. Geriye tek bir özgürlügünüz kalir; iktidari övme özgürlügü.
——————————————————
Zaman-3 Ocak
Ihsan Dagi