Makale

AKP iktidari nereye gidiyor?

Sahin Alpay

Adalet ve Kalkinma Partisi (AKP) iktidari, çok-partili dönemde kurulan hükümetlerin en basarilisi. On yil içinde büyük hizmetlere imza atti.
Ortalama geliri en az ikiye katladi. Askerî-bürokratik vesayeti geriletti. Kürt kimliginin inkârina son verdi. PKK siddetini konusarak bitirme arayisina girdi. AB ile üyelik müzakerelerini baslatti. Uluslararasi toplulukta Türkiye’yi birçok açidan örnek gösterilen bir ülke haline getirdi.
Bu basarilari saglayan en önemli iki etken sunlardi: Refah Partisi (RP) içinde, basinda Tayyip Erdogan’in oldugu “Yenilikçi” kadro elestirilerden ders aldi. AKP’yi kurarken “Islamci gömlegi”ni çikarip, (Hiristiyan Demokratlarla benzer) “Muhafazakâr Demokrat” bir kimlik edindi. Halkin özgürlük ve demokrasi taleplerine kulak verdi; yolunu ona göre çizdi. Böylelikle % 34’le iktidara geldi, giderek oyunu % 50’ye tirmandirdi.
Askerî-bürokratik vesayetçi muhalifleri, AKP’yi iktidardan düsürmek için her yola basvurdular. Türkiye’yi Iran’a, inandirici olmayinca Rusya’ya çevirecegini ileri sürdüler. Darbe girisimlerinde bulundular. Olmayinca partiyi Anayasa Mahkemesi’ne kapattirmaya kalkistilar. Mavi Marmara’dan sonra Türkiye-Israil iliskileri bozulunca, Israil lobisi de her yerde AKP gerçegini tahrif çabalarina omuz verdi. Bütün bu çelmeleme çabalarina ragmen AKP iktidarinin basarili olmasinda, özgürlük ve demokrasi yanlilarindan aldigi destek büyük rol oynadi. Darbe girisimlerinin desifre edilip yargi önüne çikarilmasi, basta Taraf gazetesi, editoryal bagimsizliga sahip medya sayesinde mümkün oldu.
Ne var ki, geçen haziranda yapilan son genel seçimlerden, “Ustalik” dönemine girdiginin ilanindan sonra AKP iktidari adim adim taninmaz bir kimlige büründü. Basbakan Erdogan’in söylemi kabaca su hal aldi: “Milli irade, millet benim… Halk çikarini bilmez, ben bilirim. Ihaleleri kimin alacagina, medyanin neyi yazacagina ben karar veririm… Futbolu, sanati, tiyatroyu, dini, kürtaji, sezaryeni en iyi ben bilirim… Halkin yarisinin oyunu alan hükümeti elestirmek Türkiye’nin kalkinmasini istememek, yabancilarin oyununa gelmek demektir, ihanettir…”
Bu söylemle demokratiklesme yönünde beklenen reformlar tamamen durdu. “Inkâr bitti, asimilasyon da bitti. Kürt sorunu yoktur, PKK sorunu vardir…” denmeye basladi. PKK siddetini konusarak sonlandirma yerine, “asgarilestirmek”ten dem vurulur oldu. Elestirel yazi yazan gazeteciler Erdogan’in “dükkân sahipleri” eliyle islerinden çikarilmaya basladi. MHP agziyla konusan Içisleri Bakani, Uludere’deki bombalamanin kurbanlarini, suçlu ilan etti. Erdogan’in bir tür baskanlik sistemi getirmeyen yeni bir anayasayi isteyip istemedigi sorusu, demokratik anayasa yapilip yapilmayacagini kuskulu hale getirdi.
Basbakan Erdogan ve AKP iktidarinda gözlenen bu tersine dönüs, bu otoriterlesme egilimi nereden kaynaklaniyor olabilir? Bu baglamda çesitli teoriler ileri sürülüyor: 1) Erdogan asker sivil bürokrasiye hakim oldugu, iktidarini yerlestirdigi için artik “Devlet benim… Beni elestiren de Türkiye’nin düsmanidir…” diyor. 2) Mutlaka cumhurbaskani/baskan seçilmek istiyor. Bunun için milliyetçi-muhafazakâr isbirligi stratejisiyle MHP oylarini kazanmak istiyor. 3) Demokratligi birakti, muhafazakârliga sarildi; RP Islamciligina dönüyor. 4) Sisirilmis özgüven, tek-adamlikta israr, çevresindeki saksakçilar basini döndürdü. 5) Beden ve zihin sagligi yerinde degil.
Peki, bu gidis AKP’yi nereye götürür? Bence Erdogan elestirilerden ders alip kendisine ve çevresine çekidüzen vermezse, bu gidis AKP’yi er veya geç iktidardan düsürür. Erdogan’in cumhurbaskani seçilmesi dahi tehlikeye girer. Peki, Türkiye nereye gider? Erdogan’in basarilariyla giderek güçlenen ekonomisi ve sivil toplumuyla; elestirmekten geri durmayan medyasiyla; giderek dünyayi taniyan, özgürlük ve demokrasi talep eden halkiyla Türkiye otoriterlesmeyi sineye çekmez. Bir bölümüyle AKP dahi bunu kabul etmez.
———————————–
Zaman-5 Haziran

Sahin Alpay

Back to top button