Haber

AKP’li vekilin Gezi Parki raporu: Hata yapildi

‘Sayin Basbakan yanlis yönlendirilmis, bu böyle olmasa bile kamuoyuna yansidigi kadariyla krizin damardan tarafi haline getirilmistir. Bu ise stratejik bir hata olmus, pusuda bekleyen, kaostan nemalanan illegal yapilanmalara firsat verilmistir’

AKP Kütahya Milletvekili Prof. Dr. Idris Bal’in baskanligini yaptigi Avrasya Global Arastirmalar Merkezi (AGAM) tarafindan hazirlanan ‘Taksim Olaylari Analizi’ baslikli raporda, Basbakan Recep Tayyip Erdogan’in ‘yanlis bilgilendirilerek’ olayin tarafi haline getirildigi belirtildi. Raporda ‘stratejik hata’ yapildigi, yerel projenin halka danisilmasi gerektigi vurgulandi. Idris Bal, ‘Herkesin üzerine düsen dersi almasi lazim. ‘Nerede hata yaptim’ sorusunu sormasi lazim. Benzer hatalarin önüne böyle geçilebilir’ dedi.

AKP’li Idris Bal’in baskanliginda hazirlanan Gezi Parki direnisi raporunda hükümete ve muhalefete strateji elestirileri getirildi.

Serkan Ocak’in Radikal gazetesindeki haberine göre, raporda özetle su görüslere yer verildi:

SEÇIMDEN SEÇIME DEMOKRASI OLMAZ

Çok partili sistemin gerekliligi gibi, belli periyotlarda gerçeklestirilen seçimler de demokrasinin olmazsa olmaz önsartlarindandir. Dogal olarak, demokrasiler sadece düzenli araliklarla gerçeklestirilen seçimlerden ibaret degildir. Yani, hiçbir parti veya yönetici ‘Artik bana görev verdiniz, bir dahaki seçime kadar bana karismayin’ deme lüksüne sahip degildir.

DIYALOGA GEÇILMEDI

Taksim olaylari çevreci bir duyarlilikla ve az sayida insanin katilimiyla baslamistir. Fakat görünürde bu az sayida çevre duyarliligina sahip insanlara yönelik müdahalenin sekli ve onlarla yeterince diyaloga geçilememesinin neticesinde muhtemelen firsat bekleyen belirli odaklarin sahneye çikmasiyla olaylarin muhtevasi ve sekli tamamen degismis, olaylar Taksim’de ne oldugu ya da ne olacagi ile ilgili olmaktan çikmis, daha ziyade öncelikle Sayin Basbakan’a, ikinci derecede ise hükümete yönelik genel bir hosnutsuzluk ve tepki haline dönüsmüstür.

PROJE HALKA SORULMALIYDI

Birinci sinif demokrasinin var oldugu ülkelerde halka mal olmus, tüm gözlerin üzerinde oldugu mekânlarla, meydanlarla ilgili tüm projeler halkla danisikli bir sekilde, halkin onayi alinarak gerçeklestirilir. Zira demokrasilerde mesruiyetin kaynagi halktir. Taksim’de projeyle ilgili yeterli anket yapilmamis, yerel halkla danisikli sekilde süreç götürülememistir. Bu, daha projenin formüle edilmesi asamasinda ciddi bir sikinti oldugunu göstermektedir. Oysa kisla, cami, müze, alisveris merkezi, rezidans ya da Londra’daki High Park gibi bir proje için farkli alternatifler hazirlanmali, bu alternatiflerin neler olabilecegi halka sorulmali, sonrasinda alternatifler belirlenmeliydi. Ardindan en çok benimsenen alternatifin ne oldugu yine halkin onayina su ya da bu sekilde sunulmaliydi. Oysa Taksim örneginde, ne alternatifler olusturulurken ne de hangi alternatifin benimsenmesi gerektigi hususunda yeterince halka sorulmamis, ‘en iyi alternatif olduguna inansak bile’ kendi dogrumuz yeterince halka mal edilememistir.

DEMOKRATIK HAREKET EDILSE SORUN ÇIKMAZDI

Merkezi yönetim, özellikle Sayin Basbakan, projenin sahibi, tarafi, planlayicisi ve yürütücüsü gibi yansimis, yansitilmistir. Ne Beyoglu ne de Istanbul Büyüksehir Belediye Baskani projeyle ilgili taraf görülmemistir. Taraf olarak sadece Sayin Basbakan ve hükümet görülmüstür. Bunun sonucu olarak da, sorun çiktiginda birinci derecede Sayin Basbakan, ikinci derecede AK Parti, üçüncü derecede hükümet, dördüncü derecede ise devlet sorunun tarafi haline gelmis ve getirilmistir. Oysa demokratik geleneklere göre hareket edilse, yerel bir meydana dair bir proje öncelikle Beyoglu Belediyesi’nce çalisilsa, yerel halkla dayanisma ve danisma içerisinde çözümler ve projeler üretilse, büyüksehir ile isbirligi içerisinde son hali verilse, anketler ve mini referandumlarla halkin ve kamuoyunun destegi alinsa ve uygulansa idi zaten bir sorun ortaya çikmazdi.

BASBAKAN YANLIS YÖNLENDIRILDI

Velev ki, bir sorun çikarsa böyle bir durumda da, sorunun tarafi birinci derecede Beyoglu Belediyesi, ikinci derecede de IBB olurdu. Böyle bir kriz ya da kaos durumunda ise hükümetin basi olarak Sayin Basbakan krizin, sorunun tarafi olarak degil, kriz çözücü olarak devreye girer, gerekirse yerel yöneticilere telkinlerde bulunur, halkla yöneticiler arasinda ara bulucu rolü oynayabilirdi. Hatta siyasi yaptirim baglaminda Sayin Basbakan belediye baskanlarini hatali buluyorsa onlari elestirebilir ve hatta gelecek dönemde partinin yerelde farkli isimlerle yoluna devam edebilecegini ima edebilirdi. Oysa Sayin Basbakan yanlis yönlendirilmis, bu böyle olmasa bile kamuoyuna yansidigi kadariyla krizin damardan tarafi haline getirilmistir. Bu ise stratejik bir hata olmus, pusuda bekleyen, kaostan nemalanan illegal yapilanmalara firsat verilmistir.

SIYASILER SORUMLU DAVRANMALIYDI

Taksim’de baslayip ülkeye yayilan olaylar ülkemize, milletimize, ekonomimize, imajimiza, diplomasimize zarar veren ulusal bir problem haline gelmistir. Olaylar özelde sayin Basbakan’i, daha sonra AK Parti’yi ve hükümeti hedefe koyarak gerçeklesmistir. MHP lideri Bahçeli’nin uyarilari ve bir camianin o topluluklara karismasini engellemesi takdir edilmesi gereken bir durus olmustur. CHP ve BDP için ise ayni yorumu yapmak mümkün degildir.

Herkes üzerine düsen dersi almali

Radikal’e konusan Bal, raporun amacinin AKP’yi veya muhalefeti övmek ya da elestirmek olmadigini söyledi. Amacin ‘ülke menfaati’ oldugunu, demokratik ülkelerde sorunlarin üstesinden böyle gelindigini belirten Bal, söyle dedi:

‘Tarafgir ve bagnaz bakarsak hayirli bir sonuç çikmaz. Sorunlara ancak elbirligiyle, partiler üstü, demokratik tartisma zemininde baktigimizda gerçegi yakalayabiliriz. Herkesin üzerine düsen dersi almasi lazim. ‘Nerede hata yaptim’ sorusunu sormasi lazim. Benzer hatalarin önüne böyle geçilebilir.’

—————————–

Kaynak: T24 sitesi

Dengê Kurdistan

Back to top button