Ayiptir, zulümdür
PKK, tarihinde ilk kez bir milletvekili kaçirma eylemine imza atti. O isim sadece Dersimlilerin degil, neredeyse bütün Türkiye’nin kalbini kazanmis biri; Hüseyin Aygün. Örgütün kaçirma gerekçesi ise çok tuhaf: ‘Halktan gelen yogun sikâyetler üzerine Aygün’ü gözaltina aldik.’
Bu açiklamanin Dersimlileri, Alevileri ve özellikle de Kürtlerin önemli bir kismini kizdirdigini ve çileden çikardigini görmek için Dersimlilerin internet gruplarina ve sosyal medyaya bakmak yeterli. Bölgede yasayan insanlarin yogun sikâyetlerini dikkate alan bir örgüt olsaydi sayet karsimizda, çoktan silahlari birakmis olmasi gerekirdi. Zira Dersimlilerin de, Alevilerin de, Kürtlerin de, Türklerin de tek beklentisi, elde silah birkaç yüzyil öncesi dönemin yöntemlerini çagristiran tarzda daga adam kaldiran bir örgütün bu yoldan dönmesi yönünde.
Bu yüzden örgütün Aygün’ün kaçirilmasiyla ilgili yaptigi açiklamalar fazlaca gayriciddi. Kürtler bölgede henüz otorite kuramamis ama bu iddiada olan örgütün yarin öbür gün basa geldiginde neler yapabilecegini bence Aygün’ün kaçirilmasi olayiyla bir kez daha iyi anlamislardir. Eger bu kosullarda bile Aygün’den rahatsizsa PKK, varin gerisini siz düsünün, yarin o bölgede hangi insanin caninin, malinin, kisiliginin, onurunun güvencesinin olabilecegini…
Tabii PKK’nin bu tür kaçirma eylemleri sadece Hüseyin Aygün’le sinirli bir olay degil. Sadece 2012 içinde asker, polis, korucu, devlet memuru, saglik çalisani, siyasetçi ve isçilerin de oldugu 145 kisiyi kaçirmis. Bu sayiya dün Hakkâri’de havalimani yapiminda çalisan 12 kisi daha eklendi. Kuskusuz, bu tür eylemlerin artmasinda PKK’nin bölgeyi ‘kontrol etme’ taktigi yatiyor. Son aylarda dagda ‘vur-kaç’ eylemlerinin yerini ‘alan tutma’ adini verdikleri çapi öncekilere göre daha büyük saldirilar almaya basladi. Ovada ise siyasetçilere, ögretmenlere, memurlara, saglikçilara ve isçilere yönelik baskinin dozunu arttirdilar. Sivillere yönelik gelistirdikleri bu türden sistemli baski, sindirme ve saldirilar düsünüldügünde örgütün bölgede otorite kurmaya çalistigi kolayca anlasiliyor. Ve kendi kurmaya çalistiklari KCK sistemi nedeniyledir ki, Güneydogu’nun yaridan fazlasi onlar için ‘hain’ ve ‘isbirlikçi’, dolayisiyla ‘düsman’; bu yüzden örgütün baski uygulayacagi hedef kitle içerisinde genis kesimler bulunuyor.
Aslinda bu pratige bakilirsa tesbihte hata olmaz karsimizda küçük bir Kemalist KCK devleti var. Uygulamalari, ideolojik formasyonuyla KCK’nin Kürt cografyasina bakisiyla tek parti döneminin CHP’sinin Türkiye’ye bakisi arasinda hiçbir fark yok.
Hele son günlerde yogunlasan Kürtlere özerklik tartismalarini akla getirince durumun vahameti daha net bir sekilde ortaya çikiyor. Hüseyin Aygün’ü kaçiran PKK’nin olasi bir özerk yönetimi altindaki Güneydogu’yu nelerin bekledigini tahmin etmek zor olmasa gerek. Irak’taki Kürtlerin, keza Suriye’deki Kürtlerin özerk bir bölge kurup kendilerini yönetebileceklerine aklim eriyor ama maalesef Türkiye’deki Kürtlerin fazlasiyla buna haklari olsa bile PKK’nin yönetimi altinda kaçacak ülke arayacaklarindan süphe duymuyorum. Daha otorite kuramadiklari bir bölgede kendisinden farkli düsünen siyasetçilere, ekmek parasi için devletin bölgedeki insaatlarinda çalisan Kürt isçilere, merkezî bir atamayla bölgeye mecburen giden ögretmenlere, devlet memurlarina, sivillere bugünden bu kadar büyük baski yapabiliyorsa, bu zihniyetin devletlesmesi durumunda nasil totaliter bir yapiya dönüsebilecegini düsünmek bile istemiyorum
Hüseyin Aygün’ün kaçirilmasi olayina iliskin BDP’nin tutumu da bence ibretliktir; partinin esgenel baskanlari Aygün’ün kaçirilmasini örgüt agziyla ‘alikonma’ olarak tanimladilar. Bu demokrasi ve demokratlik adina utanç vericidir. Aslinda degil Aygün, siradan bir insanin bile zorla alikonmasi düpedüz eskiyaliktir. Devlet tarafindan defalarca ‘alikonulan’, özgürlügü gasp edilen Kürt milletvekillerinin, rehin alinan bir milletvekiline cesaretle sahip çikamamasi tek kelimeyle ayiptir.
Hüseyin Aygün, Dersim tabusunun yikilmasinda önemli rol oynayan bir isim. Yillar sonra devlet, onun baslattigi tartismalar üzerine Kürtlerden katliam için özür dilemek zorunda kalmistir. Katliama ugrayan Dersimlilerin itibari bu sayede iade edilmistir. Faili meçhul cinayetlerle ilgili arastirma ve çabalariyla da öne çikan Hüseyin Aygün’ün örgüt tarafindan ‘düsman’ olarak telakki edilmesi, daga kaçirilmasi ayiptir, zulümdür, demokrasi cinayetidir.
—————————————————–
Taraf-14 Agustos
Kurtulus Tayiz