Makale

Bacak kirarak uyusturucu ile mücadele

Uyusturucu belasi ile mücadele ciddi bir istir.

Devletin mücadeleye yönelik çok etkin bir kamu politikasi üretmesi yapilmasi gereken islerin herhalde en baslarinda gelir. Ama muhtemelen bu mücadelenin en etkin yöntemi okul önündeki torbacilarin bacaklarini kirmak pek degildir.

‘Elinizdeki yegane alet çekiç ise her seyi çivi olarak görürsünüz’ sözü, deyimi bu örnege bire bir uyuyor.

En iyi bildiginiz is bacak kirmak ise uyusturucu ile mücadelede de ilk akliniza gelen mücadele yöntemi bacak kirmaktir.

Uyusturucu ile mücadele konusu özellikle son senelerde artik iktisat kitaplarinin da temel ilgi alanlarindan birini olusturuyor.

Son senelerde yurt disinda verdigim ‘Kamu politikalari’, ‘Hukukun ekonomik analizi’ derslerinde uyusturucu ile etkin mücadele konusunu da bir kenarindan isleme durumundayim.

Yurt disi kaynaklara gitmeye de gerek yok, Türkiye’de Ingilizce egitim veren iktisat fakültelerinin ekonomiye giris dersinde okutulan 101 kodlu dersin favori kitabi ‘Gregory Mankiw’da (Harvard) bile (muhtemelen Türkçeye de çevrilmistir) konu bir örnek ile anlatiliyor.

Uyusturucu ile mücadelede, özellikle de perakende asamasinda, polisiye önlemlerin (mesela bacak kirma) etkinlikten uzak sonuçlar üretecegini bu giris kitabindan bile okuyoruz.

Isinin çok önemli bir bölümünün uyusturucu ile mücadele olmasi gereken Içisleri Bakaninin bu konuya ilgisiz kalmasi ve babadan kalma yöntemlerle bu isi yürütmek istemesi Türkiye için talihsizliktir.

Iktisada Giris kitabinda bile islenen konu su: Uyusturucu ile mücadelede polisiye yöntemler arzi (uyusturucu arzi) kisiyor yani piyasa fiyatini yükseltiyor; konuya ilgisiz kisiler yüksek fiyatin tüketimi caydirici oldugunu düsünebilirler ama çok yanlis zira yüksek fiyat ilk asamada daha profesyonel uyusturucu sebekelerini piyasaya sokuyor ve orta vadede piyasaya daha fazla uyusturucu giriyor.

Bir kötü malin piyasaya girisi ile mücadele etmek istiyorsaniz, kimse sasirmasin, uygulamaniz gereken kamu politikasi o kötü malin (mesela uyusturucu) piyasa fiyatini düsürmek, bu durumda profesyonel kaçakçilar piyasadan çekiliyorlar.

Önemli olan uyusturucu arzini kismak degil, talebi düsürmek.

Bizde ise, çekiç-çivi örneginde oldugu gibi, akla hep polisiye önlemler, bacak kirma falan geliyor.

Baska çok önemli bir yöntem de, sert olmayan uyusturucu türlerinin legalizasyonu.

Türkiye maalesef, sanki çok sayida batili ülke düsük zekali imis ya da çocuklarini zehirlemek istiyormus gibi, bu konuyu tartismaya açmaya bile hala çok uzak.

Sert olmayan uyusturucunun legalizasyonunu tartismaya açmiyorsaniz ben de baska konulari tartismaya açmak isterim.

Geçtigimiz sene bir büyük uyusturucu baronu Yargitay’dan cezaevine çekildigi iddia edilen bir faksla tahliye edildi, bir savci ancak iki ay sonra duruma uyandi ama kus çoktan uçmustu.

Bu olayin pesine ne kadar gidildi, kimlere ne ceza verildi?

Tamam, okullarin önünde uyusturucu satan çantacilarla mücadele edelim ama bu uyusturucu ülkeye nereden, nasil giriyor, bu soruyu hiç sormayalim mi?

Van, Agri sinir kapilarinda on yillar boyunca hangi tirda ne kadar uyusturucu yakalandi, bir açiklasaniz da biz de ögrensek.

Herkes biliyor ki, uyusturucunun büyük bölümü bu yollardan ülkemize giriyor.

Van ve civarinda yasayan herkes uyusturucunun artik daglardan esek sirtinda gelmedigini söylüyor, peki nasil geliyor, bunu bilen resmi otoriteler nerede?

Dogu ve Güneydogu’da terör örgütlerinin yuvalandigi yerlere baskinlar yapiliyor, marifetmis gibi mesela Karl Marx’in kitaplari örgütsel doküman olarak sergileniyor ama nedense buralarda hiç uyusturucu ele geçmiyor.

Gerçekten böyle mi?

Van’a gittiginizde, ben gittigimde benim ilk dikkat ettigim konu bu oldu, o çamurlu sokaklarda dolasan ve Paris’te, Londra’da zor göreceginiz çok pahali arabalarla karsilasiyorsunuz. Bunlari kimler kullaniyordu?

Ayni bölge, uyusturucu kaçakçilarinin, kimileri TBMM’ye de girebilmis, Emniyet Müdürlügü basip çocuklarini, yegenlerini polisin elinden zorla alabildikleri yerler (küçük bir internet arastirmasi yapin, göreceksiniz).

Bu sene (2017) Afganistan’da afyon üretimi tarihsel rekorunu kirdi.

Uyusturucunun bu ülkede ve komsularinda yerel tüketimi çok sinirli, bu ülkeden batiya bir yerlerden geçerek gidiyor, miktar ve degeri çok büyük, geçtigi yerlere de serpintiler birakiyor, serpintiler dahi çok büyük.

Sormadan edemiyorum, bu uyusturucu güzergahi üzerinde Türkiye’nin topraklari ve fiili egemenlik kullandigi topraklar da var mi?

Yüksekova terörist ararken yerle bir edildi de kaç eroin imalathanesine girildi, bunu da ögrenemedik.

Kibris adasindaki, özellikle de Kuzey’de ama Güney’de de durum çok farkli degil, yasanan siyasi tikanikliklara acaba bu açidan yani çözümsüzlükten kaynaklanan belirsiz hukuki statü açisindan baktiniz mi?

Çok seneler önce KKTC’de, Lefkose’de sirtini yesil hat duvarina dayamis, 60’li senelerden kalma bugün artik kimsenin giymedigi, giymeyecegi, hele Kibris sicaginda, naylon gömlekler satan bir adamin son model bir BMW kullandigini görmüs, ‘naylon gömlek demek iyi is yapiyor’ diye takilmis, adam da bana, biraz alayci olarak, ‘hem de nasil’ diye yanit vermis idi.

Yine Kibris’ta, seneler önce, uluslararasi bir uyusturucu kaçakçisinin, bir kadin, yakalandiktan hemen sonra nasil sirra kadem bastigini internetten bir ögreniverin lütfen.

Bu konulari gündeme getirmeden okul önündeki torbacilarin bacaklarini kirmanin en iyi uyusturucu ile mücadele yöntemi oldugunu zannetmek muhtemelen ancak bizde olabilecek bir durum.

Allah akil, fikir ve en önemlisi biraz da vicdan versin.

Uyusturucu ile mücadele ciddi bir istir, bunu unutmayalim ve bu görevlere de ciddi insanlari getirelim.

Uyusturucu ile, bacak kirarak degil, ciddi mücadeleyi destekleyecek okurlara somut bir açik enformasyon önerim mevcut: Bilgisayarinizda bir folder açin, günlük gazetelerde çikan uyusturucu haberlerini buraya atin, aradan bir-iki ay geçtikten sonra bu haberleri toplu olarak bir okuyun, göreceksiniz dehsete düseceksiniz ve önünüze farkli bir Türkiye fotografi çikabilecek.

Istanbul’da, Edirne’de tirlar, kamyonetler yakalaniyor, narkotik polisin yardimcisi özel yetistirilmis köpeklerin isimlerini bile ögreniyorsunuz, TIR’lari ya da kamyonetleri kullanan soförleri de ögreniyorsunuz ama bu kamyonlarin sahipleri kim, nereden nereye gidiyorlar, bunlar hep devlet sirri.

Küçük bir kamyonetin arkasina Istanbul Bagdat Caddesinde lüks, on bes katli bir apartmanin parasal degerine esit uyusturucu çok rahat sigabiliyor.

Gerisini ve bu büyük ticaretin kimleri nasil yoldan çikarabilecegini siz düsünün.

Okullarin önündeki uyusturucu saticilariyla tabi ki, bacak kirarak degil, hukuk içinde mücadele edelim ama bu is büyük resmin binde biri bile degil.

Vurgu da neden bu binde bire yapiliyor da sinir kapilarindan giren uyusturucuya yapilmiyor, ben de bunu anlamaya çalisiyorum.

——————————————————-

Arti Gerçek-8 Ocak 2018

Eser Karakas

Back to top button