Makale

Iran’da neler oluyor? Kizim sana söylüyorum gelinim sen anla

Görünen o ki yoksulluktan, baskidan, haksizliklardan yani yasam sartlarinin kötülügünden bunalan halk sokaga inmis.

‘Bu berbat yasami kabul etmiyoruz’ diye haykiriyorlar.

Benimsedigi yönetim anlayisi ile toplumu on yillardir süren ambargoya, neticesinde yoksulluga mecbur eden, özgürlükleri kisitlayan, kendi kafasindaki inanç anlayisini bütün topluma dayatan bir zümre ‘hayir biz bu yasam sartlarini kabul etmiyoruz’ diye haykiran halka ‘ama düsmanlarimizin eline koz veriyorsunuz, bu yaptiginiz vatan hainligidir’ diyerek sokaga çikan halki suçluyor.

Ama ABD ve Israil ellerini ovusturuyor?

Acaba dis güçlerin ajanlari Iran halkini kiskirtmis olabilir mi?

Acaba Irak, Libya, Suriye’den sonra Iran’i mi karistirmak istiyorlar?

Birçok kimsenin aklinda bu tür sorular var.

Diyelim ki böyle.

Ortadogu’daki her kipirtiyi, itirazi kendi bölgesel çikarlari için kullanmaktan çekinmeyen bu bu tür ülkeler, böyle gösterilerden medet umuyorlar ve Iran’i karistirmak istiyorlar.

Muhtemeldir ki yapiyorlar da.

Peki iktidar mensuplarinin tabiri ile vatan hainligini yapan yani dis güçlerin degirmenine su tasiyan kim?

Topluma bir gömlek dayatan mi dis güçlerin ekmegine yag sürüyor yoksa hayir ben bu gömlegi giymek istemiyorum diyen halk mi?

Dünyadan kopuk, baskici, yoksulluktan baska hiçbir sey getirmeyen rejimi koruyoruz diyerek halki yoksulluga mahkum eden mi daha büyük vatan hainligi yapiyor yoksa ‘ben böyle berbat bir yasam sürmek istemiyorum’ deyip sokaga inen halk mi?

Sokaktaki kadinin basörtüsü takmamasina bile karisma hakkini kendinde gören, kendini ülkenin sahibi, tek akillisi sanan o çagdisi kafa mi ülkeye daha büyük kötülük yapiyor yoksa ‘benim giyimime, yasamima karisamazsin’ diyen halk mi?

Ne yapacaklar?

‘Itirazlarimiz, isyanlarimiz dis güçlerin isine yariyor’ deyip berbat bir yasama razi mi olacaklar?

ABD ve Israil ellerini ovusturuyor diye bütün ülkeyi sömüren bir zümreye sessiz mi kalacaklar?

Dis güçler seviniyor diye yoksulluga, köle gibi yasamaya mahkum mu olacaklar?

Dis güçlerin halki kiskirtmasindan korkuyorsan niye halki mutsuz ediyorsun?

Giyimine, yasamina niye karisiyorsun?

Kendini onlardan akilli görüp onlar tarzi bir yasam tarzi niye tasarliyorsun?

Derdin ülkenin bütünlügüyse niye özgürlükleri kisitliyor, yoksulluga mahkum ediyorsun?

Dis güçlerin kasimasini istemiyorsan toplumda niçin yara açiyorsun?

Rejimi koruyorum diye esitligi, özgürlügü, adaleti ortadan kaldir, bütün gücü de yetkiyi de bir zümrenin, bir kisinin elinde topla sonra da ‘buna sesini çikarma yoksa ülkemiz bölünür’ de.

Yer alti kaynaklarini, çevreyi, insanlarin huzurunu… bütün bir ülkeyi rejimi ayakta tutmak için yok ediyorlar.

Rejimler, devletler niçin var?

Topluma bir yarari yok, yoksulluktan baska bir getirisi de yok, bütün insanlara hayati zehir ediyor ama bizim çok güzel rejimimiz var.

Baska?

Topluma insan gibi yasam saglamayan, o ülkenin vatandaslarini mutlu etmeyen rejimler niye var?

Devlet topluma insan gibi bir yasam sunamiyorsa niye kutsal?

Halkini mutlu edemeyen devletler ne ise yarar?

Devletler de rejimler de topluma daha iyi bir yasam saglamak için vardir.

Esas olan toplumun hayatidir.

Insanlarin huzurudur, refahidir, mutlulugudur.

Dis güçlerin, halki kiskirtmasini istemiyorsan ülkende insan gibi bir yasam kurmak zorundasin.

Bölgedeki karisikliklardan medet uman ABD ve Israil gibi ülkeleri sevindirmek istemiyorsan kendi toplumunu memnun etmek zorundasin.

Ülke kaynaklarini, insanlarin yasamini tüketerek korumaya çalistigin rejim yerine toplumu yücelten, huzur getiren, refahi artiran yönetim anlayisina geçmelisin.

Hem toplumu berbat bir yasama mahkum et hem de ‘sesinizi çikarirsaniz düsmanlarimiz buna sevinir’ demek ‘sesini çikarma ben bu berbat iktidarimi sürdüreyim’ demektir.

Eger mesele ülkeyse sen niye haksizliklarinda, yaptigin aptalliklardan vazgeçmiyorsun da ben toplum olarak hak talebimden vazgeçiyorum?

Siklikla vurgulamaya çalisiyorum: Ülkeleri dis güçler degil o ülkeyi yöneten baskici, çikarci, akilsiz yöneticiler böler.

Ülkeleri dis güçler degil, halki mutsuz eden yönetim anlayislari yikima götürür.

Halki kiskirtan dis güçlerin ajanlari degil kendini ülkenin sahibi, toplumun patronu gören çagdisi anlayislardir.

‘Kiskirtilan’, ‘karistirilan’ toplumlar hep baskici, otoriter, özgürlükten, adaletten, esitlikten yoksun rejimlerle yönetilen ülkelerin halklari.

Neden acaba? Hiç düsünüyor musunuz?

Üç bes ajan senin halkini sokaga dökmeyi, ülkeni karistirmayi basariyorsa bundan utanman gerekir.

Demek istedigim ABD ve Israil gibi vampir yönetim anlayisina sahip ülkelerin degirmenine su tasiyan halk degil, halkin hayatini çekilmez hale getiren baskici, akilsiz, kendini herkesten daha akilli sanan ülke yöneticilerdir.

Toplumun huzurunu, mutlulugunu, refahini degil, bir zümreden baska kimseye yarari olmayan rejimi kutsal gören kafadir.

Halkin huzurunu esas almayan devlet anlayisidir.

Eger ortada bir vatan hainligi varsa kuskusuz bu, halkin degil toplumu mutsuz yasama mecbur eden o ülke yöneticilerinin yaptigi seydir.

Bilmem anlatabildim mi?

—————————————————-

Diken- 8 Ocak 2018

Levent Gültekin

Back to top button