Makale

Baristan korkmak

Kendini ülkücü olarak tanimlayan akademisyen bir okurumdan dün pes pese iki mail geldi.

Biri çok uzundu, ve Türk milliyetçileri arasindaki Kürt algisinin önemli oranda degistigini gösteren ifadelerle doluydu.

Kürtçe bilmedigi halde, Keça Kurdan, Helin ve Dar Hejirokê stranlarini ezbere bilen bir Türk milliyetçisi olan okurum, kendi ifadesiyle Kürtlerin bagimsizlik dâhil temel haklarinin olduguna inaniyor. Yani bagimsizligi dahi bir hak olarak görüyor, ama Kürtlerin bu hakki kullanmasindan yana degil. Çünkü her iki halkin birlikte yasayabilecegine inaniyor.

Ve kendi ifadesiyle, ‘Ermenileri, Rumlari ve diger halklari yitirdigimize üzülen bir insan olarak Kürtleri de yitirmek’ istemiyor. Anladigim kadariyla seçmeli derse karsi çikmiyor, fakat anadille egitim konusunda kaygilari oldugunu ifade ediyor. Ama o yine de hiçbir seyi pesinen ret etmiyor.

Ülkücü okurum, her seyin tartisilabilecegine inaniyor. Anadille egitimin bir ihtiyaç olmanin ötesinde bir onur sorunu oldugunu ama, Kürtlerin, bu haklarini kullanabilmesi için Türk halkini ikna etmek gerektigini düsünüyor. Türk halkini ikna etmeden; bir ‘meydan okuma’ olarak anlasilabilecek siyasi ve kültürel taleplerin hayata geçmesinin pek mümkün olmadigini savunuyor ve hatta böyle bir seyin, siddet ortaminda etnik bir çatisma riski dahi yaratabilecegine inaniyor.

Bir maille ifade edilen bu düsünceler, Türk milliyetçilerinin önemli bir bölümünün, Kürt meselesinde yasadigi zihinsel degisimi göstermesi bakimindan önemlidir.

Ama milliyetçi hissiyatin çok kirilgan oldugunu ve vatani korumak ugruna gelen ölümlerin, ‘sehit haberlerinin’ bir anda her seyi yeniden düsünmeye yol açtigini kabul etmek lazim.

Ülkücü okurumun ikinci mailinin basligiyla durumu izaha çalisayim. Bu baslik öncekinin aksine çok kisaydi:

‘Yedi Sehit!’

Ülkücü okurumun yazdigina göre, ilk maili yolladiktan sonra Daglica saldirisini okumus ve yedi askerin sehit oldugunu ögrenmisti. Bu haber onu bir anda ‘konusarak çözebiliriz’ düsüncesinden uzaklastirmis ve o anda ‘intikam’ duygusundan baska bir sey hissetmemisti.
18 PKK’linin öldürüldügünün haberi, muhtemelen Kürt tarafinda da ayni intikam duygularini uyandirdi.

Daglica türü eylemlerde amaç belki de budur, etnik hinç ve öfke uyandirmak, toplumun içinde intikam duygulari yesertmek. Çözüm ve baris konusunda bugün saglam bir yerde duran toplumu, baris ve çözüm idealinden uzaklastirmak, intikama yöneltmek.

Intikam duygulari ‘ulusu ve vatani düsmana karsi korumak için’ insani göreve çagirir.

Çünkü, Ernest Renan’dan beri çok iyi biliyoruz ki, ‘ortak aci, sevinçten daha birlestiricidir ve milli hatiralar arasinda yaslar, zaferlerden daha makbuldür, zira yas görev yükler ve ortak çabayi emreder’.

Milletlerin ve milliyetçilerin temel gerçegi kuskusuz artik bu çagda, bu degil ve Ernest Renan’in uluslarin dogusu hakkinda ileri sürdügü fikirler bugünün milliyetçiliklerini açiklayabilecek mahiyetten epey uzaktir.
Uluslar artik acinin ve yasin degil, ortak sevinçlerin pesinden kosuyorlar.

Bu bakimdan, devlet kurmus ve tarihsel olarak bu asamayi geride birakmis, yani tatmin olmus uluslarin bugün hâlâ yas pesinde kostugunu, yasin yükledigi görevlere inanmaya devam ettigini düsünmek çok dogru olmaz.

Ama yeryüzünde tarihin bu evresine geç kalmis, henüz tatmin olmamis, hâlâ yas ve yasin dogurdugu görevler pesinde kosan uluslarin varligi da bir gerçek..

Kürtler bu uluslardan sayilirlar. Tarihe ve milliyetçilige geç kalmis bir ulustur onlar. Neredeyse iki yüzyildir, yasadiklari aciyi ve yasi ‘ulusal göreve’ tahvil etmenin pesinde kosup duruyorlar.

Ulusal sevince dair hatiralari hemen hemen hiç yok. Tarihleri sadece aci ve yas dolu.

Kürt ulusal dinamiginin bugün çok güçlü olmasinin belki de önemli sebeplerinden biri budur.

Çünkü aci ve yas, Renan’in dedigi gibi ulusa ait oldugunu düsünen bireylere görev yükler.
PKK’nin siyasi tarihi aslina bakarsaniz, PKK’yi olumlayan insanlarin hayatlari pahasina yüklendikleri görevin ifasindan ve bu görevin her zaman trajedi ve aciyla sonuçlanmis hatirasindan ibarettir.

Son otuz yil içinde, meydana gelen çatismalarda olusmus kirk bine yakin ölünün hatirasi, böylece, baska insanlarin her ölümden sonra yüklenmeye hazir olduklari bir göreve dönüstü.

Daglarda ölenler, sehirlerde ölenler, kendini yakanlar..
Kürtlerin acinin ve yasin belirledigi ulusal hatiralara kavusmasini saglayan yegâne sey, burada ve baska yerde, devletlerin uyguladigi siddet oldu.
Sonra o siddet kendi karsitini dogurdu.

Lakin bugün artik, bir halkin etno-kültürel dinamiklerini bastirmak amaciyla devletin uyguladigi siddetin nihayet sonuna geldik.
Bugün artik aci ve yas sadece devlet eliyle meydana gelen bir sey degil.
Türkiye bu gerçegin farkina ne yazik ki çok geç vardi.
Simdi yanlistan geri dönmeye çalisiyor.
Ama bu, sirtini aciya ve yasa dayamis PKK’yi korkutuyor.

Oysa PKK silah birakirsa, devletin siddetinden geriye bir sey kalmaz, her sey normallesir.
Türkiye yüzünü ortak sevinçlere dönmek istiyor, PKK ise siddet eylemleriyle insanlari Kürt olsun Türk olsun, acinin ve yasin ortasinda tutmaya çalisiyor.

Onu destekleyen Kürtlere vaat etigi yegâne sey ise ne zaman bitecegi belli olmayan aci ve yastan ibarettir.
Kürtler ve Türkler artik yeter deyip, yüzünü ortak sevinçlere dönmedikçe bu aci da bu yas ta bitmez.
PKK bu gerçegin farkinda elbette. O yüzden AK Parti’den, CHP’den, Leyla Zana’dan milliyetçi Türklerden yükselen ‘artik yeter gelin yüzümüzü ortak sevinçlere dönelim’ talebinden korkuyor.

Dogrusunu isterseniz bu korkuyu anlayabilirim. Ama biz yüzümüzü ortak sevinçlere dönecegiz diye PKK’den daha çok korkan çevreleri ve kimseleri hiç anlayamiyorum.

Leyla Zana’ya PKK medyasindan da önce, ilk itibarsizlastirma yazisini onlar yaziyor ve Leyla Zana’nin söylediklerinden onlar rencide oluyorlar.

Hangi zamanda?

Ülkücü milliyetçilerin Kürtçe stranlari ezberledikleri ve Kürtlerin bagimsiz devlet kurma haklari oldugunu tartistiklari bir zamanda..

————————————————-

Taraf-21 Haziran

Orhan Miroglu

Back to top button