Makale

BDP ve silahlara veda

Evet, silahlara veda zamani geldi. Ancak daha farkli bir ‘akil’in sekillenmesi gerekiyor.

PKK’dan zaman zaman ‘silahlara veda’ dogrultusunda mesajlar geliyor. Son dönemde, bu konudaki veri ve degerlendirmeler, net bir sekilde yogunluk kazaniyor.

Siyaseten silahin ‘miadini doldurdugu’ saptamasinin; Kürt hareketinin kendi içinden, Barzani ve Talabani gibi komsu Kürt liderlerinden gelmesi, degisik bir ufka isaret ediyor. Örnegin, PKK’nin Talabani’ye gelerek silahi birakmak istedigini belirtmesi, ciddi bir gelisme olmasina ragmen hak ettigi oranda dikkat çekmedi.

Gerçekten de, PKK’nin silahli eylemleri, artik Kürtlerin algisinda da, savunulamaz bir konuma gelmek üzere. Tabii bir olgunun zamanini doldurmasi’yla ‘sona ermesi’ eszamanli olarak gerçeklesmeyebiliyor.

‘PKK’nin silahlari birakmasi’na iliskin süreç nasil isleyebilir? Türkiye’yi yöneten iradenin, ‘Gelsin teslim olsunlar, pismanlik duyduklarini söylesinler’ anlayisinin içine sikismasi nasil asilabilir?

Habur’da, yerlesik aliskanliklarin tersi yönde bir tavir sergilenmisti. PKK’lilar pismanliga, arkadaslarini ele vermeye zorlanmadan gelmislerdi.

Tabii, o günlerde, Türkiye, ruhsal olarak, dönüsüme yeterince hazir bir görüntü vermiyordu. Muhalefetin sert elestirileri karsisinda hükümet geri adim atti. Yargi ‘geleneksel çizgi’ye döndü, gelenler geldiklerine pisman olduklari bir muameleye ugradilar.

Son açlik grevleri sirasinda bir kez daha gördük ki süreçlere dikkatle ve özenle yaklasildiginda, beklenmedik kazanimlar olusabiliyor.

Sunu da not düselim: Öcalan konusunda Türkiye kamuoyundaki egemen algi, ‘Öcalan’in otoritesini kaybettigi’ seklindeydi. Açlik grevleri sürecinde, bu alginin gerçekçi olmadigi ortaya çikti.

Sürecin planlanmasi

BDP’lilerin dokunulmazliklarinin kaldirilmasinin gündeme gelmesine paralel olarak, belirsizlik ve dengesizlik yogunlasiyor… Dokunulmazliklarin kaldirilmasi demek, yasal alandaki Kürt siyaseti sözcülerinin yok olmasi, silahi olanin daha fazla ‘haklilik duygusu’na kapildigi bir zemin anlamina gelir.

Türkiye’ye egemen irade Kürt sorununda bir çaresizlik içine girince; milliyetçiligi bir siyasi enstrüman olarak kullanma egilimi öne çikinca; ilk hedef olarak BDP görülüyor. BDP’yi ikili bir sikistirma altinda tutmaya yönelik anlayislar, simdiye kadar Türkiye’de hep siyasetin ufkunu tikadi.

Bu asamadan sonra, nasil bir ‘süreç planlamasi’ mümkün olabilir? Kürt siyasi hareketinin degisik renklerinin hepsinin sürece katki vermesi saglanabilir mi? Hangi dil ve davranisin agirlik kazanabilecegini öngörmek zor. BDP’liler de gereken özeni her zaman gösteremeyebiliyor. Yasadiklari zor kosullarla da orantili olarak, dilleri sik sik sertlesiyor. AK Parti nasil kendini psikolojik baski altinda hissediyorsa ayni sorun BDP için de söz konusu…

Basbakan Tayyip Erdogan’in, ‘BDP’lileri Meclis’ten uzaklastirmaya yönelik’ üsluptan ve stratejiden dogabilecek sonuçlari daha akilci sekilde tartmasinda yarar var. Yeni bir anayasa, yeni bir toplumsal sözlesme için; BDP’nin temsil ettigi taban, göründügünden de ‘merkezi’ bir anlami ve ‘denge faktörü’nü ifade ediyor. Hiçbir denge, 5-6 milyonluk bir nüfus tabanini denklemin disinda birakamaz.

Evet, ‘silahlara veda’ zamani geldi. Ancak daha farkli bir ‘akil’in sekillenmesi gerekiyor. Basbakan’in klasik kaliplarin disinda mesajlar verebildigi, PKK’nin dagdan inebilmesinin kosullari üzerine rasyonel degerlendirmelerin ve polemiklerin yapilabildigi bir ortama ihtiyaç var. BDP’lileri Meclis’ten uzaklastirmaya yönelik düsünceler, bizi ‘akil düzlemi’nden uzaklastiriyor.

——————————————-

Radikal-28 Kasim

Oral Çalislar

Back to top button