Bir fotograf ve birkaç cümle
Cengiz Çandar’in 20 Mart 2012, tarihli Radikal gazetesindeki kösesinde yayinlanan ‘Iyi Kürtlerin Newrozu Kötü Kürtlerin Newrozu’ baslikli yazisi Kürt cephesinde, faydasiz bir tartismayi yeniden baslatti.’Iyi Kürtler’, ‘Kötü Kürtler’ kavrami kanimca zorlama bir kavram, PKK’ye yamanan kisilerin icat ettikleri ve sikça kullandiklari bir söylem.
‘Dönmelerin dili keskin olur’ denir. Daha önce PKK’den ölümüne nefret edenler, Öcalan’i Pol-Pot ile özdeslestirenler, PKK’nin saldirisi ugrayanlar, PKK ölüm listelerinde yer alanlarin bir bölümü, degisik nedenlerden dolayi örgütlerinden ayrildiktan bir müddet sonra PKK’ye yamandilar ya da PKK tarafindan devsirildiler. Devsirmeler, daha önce söylediklerini unuttular, geçmislerini temize çektiler, hafizalarini sifirladilar! Bunlarla yetinilse neyse ‘Her sey gibi görüs ve düsünceler de zamanla degisir’ denir, geçilirdi. Ama devsirmeler öyle yapmadilar; yapmiyorlar
Kürtçede, ‘Kraldan fazla kralci’ atasözünün tam karsiligi olan ‘sêl ji agirê germtir e!’ (saç atesten daha sicak!) diye bir deyim vardir. Devsirmeler de, hem kendilerini yeni ‘yoldaslar’a ispatlamak, hem de eski yol arkadaslarina duydugu tepki nedeniyle PKK’ye yönelik elestirileri -ki, geçmiste kendileri de ayni elestirileri ve hatta daha agirlarini yapmislardir- ‘ulusal davaya ihanet’, ‘TC’ye hizmet’ olarak, elestiriyi yapanlari da ‘devlet nezdinde makbul olan Kürtler, ‘iyi Kürtler’ olarak yaftaladilar.
Böylesi söylemlerin, yani söylenenlerin, dogrulugu veya yanlisligiyla degil, söyleyen kisinin siyasal görüsleriyle, o kisinin PKK ile olan iliskisiyle degerlendirilmesinin Kürt özgürlük ve demokrasi hareketine herhangi bir katkisi olmadigi gibi, ‘iyi Kürt’, ‘kötü Kürt’ gibi ugursuz ve yapay bölünmelere de yol açiyor.
Kaldi ki iyi ile kötünün kistaslari ne? Iyi, neye ve kime göre iyi? Hükümet için kötü olanin, hükümet yanlisi olmayan guruplar, örnegin Kürtler için iyi olacaginin garantisi ne? AK Parti üyesi olan veya onu destekleyen Kürtlerin ‘kötü Kürtler’ olduklari neye dayanilarak iddia ediliyor? Hükümetin politikalarini desteklemek, ‘kötü Kürt’ olmak için yeterli midir? Sayin Çandar’in sözkonusu yazisinda bahsettigi, hükümetin yaptiklarindan dolayi rahatsizligini açikça dile getiren AK Partisi’nin Kürt taraftarlari da mi ‘kötü Kürt’? Eger öyle ise niye? Devletin, hükümetin politikalarina karsi olanlarin, PKK ile liderinin söylediklerine de karsi olmalari, elestirmeleri (elestirilerin sertligi, dogrulugu, yanlisligi bir yana), niye onlari ‘kötü Kürt’ haline getirsin?
Kürd sorununda PKK’den farkli düsünen, herhangi bir konuda hükümete yakin bir tavir takinan Kürtleri asagilamak amaciyla onlari ‘kötü Kürtler’ olarak lanse etmek, ‘Kürt Kemalizmi’nden baska bir sey degildir. Ki, ismi ne olursa olsun bu tür sistemler, çagdisi, insanlik düsmani ve demokrasi karsiti sistemlerdir. Devsirmeler ve bir kisim Kürt dostu aydin, yazar ve politikacilarin, PKK’yi mihenk tasi yaparak Kürtleri yerli yersiz ‘iyi Kürt’, ‘kötü Kürt’ diye ayirmalari, bilerek ya da bilmeyerek Kürt Kemalizmi’nin degirmenine su tasimaktir. Ki, Sayin Çandar da adi geçen yazisiyla bu kervana katiliyor.
Cengiz Çandar, Kürt sorunu konusunda resmi söylemin disina çikan ve bu tavri nedeniyle andiçlanan, saldiriya ugrayan bir avuç gazeteciden birisi. Bu nedenle Kürtler tarafindan seviliyor, sayiliyor, görüsleri, farkli da olsa önemli bir kesim tarafindan dikkate aliniyor. Elbette Sayin Çandar’i haksiz biçimde elestiren, ‘O’nu devletin adami’, Turgut Özal’in casusu’ olmak ve benzeri seylerle suçlayan Kürtler de vardi, var V ne yazik ki Sayin Çandar, adi geçen yazisinda, kendisini suçlayan PKK kalemsorlari ve devsirmelerin jargonunu kullaniyor.
Cengiz Çandar’in adi geçen makalesine yönelik olarak birçok cevabi elestiri yazisi yayinlandi. Ki, bunlardan birisi de Orhan Miroglu’nun Taraf gazetesinde yayinlanan ‘Vicdan ve mahalle-2’ adli yazisi. Sayin Miroglu’nun Dengê Azad sitesinin yazarlar bölümünde de yayinlanan makalesindeki görüslerine genel olarak katiliyorum. Ama keske Miroglu, ‘Diyarbakir-Erdebil köskünde raki içme, Kasre Kanco’da kuzu kebabi yeme’ sohbetine girmeseydi
Ek olarak, ‘Hükümet ve devlet çevrelerinin, son günlerde bildik-tanidik ‘iyi Kürtler-kötü Kürtler’ ayrimi üzerinden davrandigini görüyorum. Televizyon ekranlari, Abant Platformu’nun kürsülerini onlar dolduruyor. Ne var ki, bunlarin genis Kürt kitleleri arasinda hiçbir karsiligi yok. Ankara ve Istanbul’da iktidar çevresinden ve ‘beyaz Türkler’den alkis aldiklari oranda, Kürt halkinin vicdaninda batiyorlar’ diyen Sayin Çandar’dan yandaki fotografa bakmasini istiyorum.
Fotograf, 15-16 Subat 2009 tarihinde, Abant Platformu tarafindan, ‘Baris ve Gelecegi Birlikte Aramak’ adi altinda, Hewlêr’de yapilan toplantida çekildi. Ben Sayin Çandar’in katildigi Platform toplantilarinin sayisinin kaç oldugunu bilmiyorum, saymadim. Ama gördügüm kadariyla Cengiz Çandar, Abant Platformu’nun düzenledigi toplantilarin müdavimlerinden birisi. Sayin Çandar sadece Abant Platformu’nun düzenlediklerine degil, Gülen Cemaati ve hükümete yakin öteki çevrelerin düzenledikleri toplantilara da katiliyor. Elbette bu yanlis ve elestirilecek bir sey degil. Zaten önemli olan toplantilari düzenleyenlerin kimligi degil, Çandar’in toplantilarda ne söyledigidir.
Ama ne yazik ki Çandar, kendisine reva gördügü bir seyi ‘kötü Kürtlere’ uygun görmüyor. Sayin Çandar, onlara, kendisinin görüslerini dile getirmek amaciyla sikça katildigi Abant Platformu ve televizyon programlarini çok görmekle kalmiyor, ‘Kötü Kürtler’e yönelik PKK’nin jargonunu kullaniyor. ‘Kötü Kürtlerin’ söylediklerinin dogrulugu ya da yanlisligini tartismak yerine PKK kalemsorlari ve devsirmelerinin dili ile konusur, biz Kürtlerin vicdanina fuzuli vekalet etmeye çabaliyor.
Yazimin basligi ‘birkaç cümle’. Su ana kadar söylediklerimin birkaç cümleyi çok astiginin farkindayim. Ama önemli buldugum bir iki cümleyi de yazmazsam bu yazim eksik kalir.
Farslarin, biz Kürtlerin kulagina küpe olmasi gereken bir atasözü var. Farslar ‘bir düsman çok, bin dost azdir’ derler. Ne yazik ki Kuzey Kürdistan’da Sayin Çandar gibi dostlarimizin sayisi yeterli degil. Bu nedenle Çandarlarin çogalmasi için çaba sarf etmeliyiz.
Onlarin bizim gibi düsünmesini, programimizin militani olmalarini istemeye hakkimiz yok. Ama onlardan içimizdeki uydurma belirlemelere itibar etmemelerini, gereksiz tartismalarimizda taraf olmamalarini, hele de vicdanimiz adina söz söylememelerini istemek hakkimiz var.
Çünkü kalici ve sonuç alici dostluklar ancak böyle kurulur.
Hüseyin Güzel