Anadilde Egitimin Anlami ve Önemi

Anadilde egitim sorunu, Türkiye’de tartisilan en önemli konulardan biridir. Ben de önemli gördügüm bu konuda siz okuyucularima özet bir bilgi sunmak istiyorum.
Dil, yasayan canli bir varliktir, bir kisiliktir. Bunun için bir dil bilen bir insan, iki dil bilen iki insandir. Dil, çaglar boyunca kusaktan kusaga aktarilan ulusal bir mirastir. Hergün beslenerek, geliserek, serpilerek ve zenginleserek yasamasini sürdürür. Dilin üç önemli görevi var.
1-Genel anlamda dil, duygu, düsünce, istem ve beklentilerimizi, bir birimize aktardigimiz bir iletisim aracidir.
2-Dil, kültüre depoluk yapar. Milyonlarca insanin tarih boyunca yarattigi tüm degerler, dil araciligiyla depolanir ve gelecek nesillere aktarilir. Sözlü depoda bazi seyler zamanla degisir, veya unutulur. Ama yazili depoda hiç bir sey kaybolmaz. Iste bu nedenlerledir ki, kolonyalist devletler, sömürge halklarinin dilinin yazili hale gelmesini engellemeye çalisiyorlar. Böylece baski altina alip sömürdükleri halklarin, deger yaratmalarina, yaratilan degerlerin korunmasina ve gelecek kusaklara aktarilmasina engel olmaya çalisirlar.
3-Dil, milyonlarca insani ayni duygu ve düsüncede birlestirir, onlari bir birine yapistirir, onlari sürü olmaktan çikarir, ortak bir karektere sokarak, ulus haline getirir.
Her dilin kendine özgü bir düzeni, gramatik yapisi, armonisi, düsünüs ve anlatim özelligi vardir. Dil, onu konusan insanlari öylesine sarip sarmalarki, onlari ayni seye gülen, ayni seye üzülen, ayni çekilde düsünen bir yapiya sokar.
Bir toplumu sürü olmaktan çikarip ulus yapan ögelerin basinda dil gelir. Bu bakimdan, bir dili baski altina almak ve yasaklamak, o dili konusan ulusun maddi ve manevi kisiligine yönelik bir saldiridir, katliamdir, soykirimdir.
Bu gün 280 civarindaki ülkede, 4 bin civarinda dil konusuluyor. Yani, her ülkede birden fazla dil konusuluyor. Bir çok ülkenin de, birden fazla resmi dili var.
Dünyanin tüm ülkelerinde dile, anadil diyorlar. Çünkü, çocuklar daha ana rahmindeyken ögrenmeye basliyorlar. Bir çocuk 4. aydan sonra, ana karnindayken sesleri algilamaya baslar. Çocuk ana rahminde, anasinin kalp atislarini dinlemek için, hep basi hafif sola egik biçimde durur. Annesinin bedensel, zihinsel ve ruhsal durumundan ayni sekilde etkilenir.
Dogumdan sonra da çocuk, en çok anne ile beraberdir. Annenin konustugu dilin ses dizisi, vurgusu, tonlamasi ve melodisi, çocuga ayni sekilde intikal eder. Iste bu nedenlerle her millet, kendi diline, anadil diyor.
Çocuk dili nasil ögrenir? Yapilan bilimsel arastirmalara göre, bir yasinda bir çocuk 3 sözcükle konusur. 2 yasinda yaklasik 230, 3 yasinda 900, 4 yasinda 1500, 5 yasinda 2000, 6 yasindaki çocuk ise 2500 sözcükle konusur.
Eger çocuk donanimli, entellektüel bir çevrede dünyaya gelirse veya anne ile babasi ayri dillerle konusursa, sözcük dagircigi 500 kelimeye kadar yükselir. Her çocuk zorlanmadan birden fazla dili rahatça ögrenebilir. Anadilini iyi ögrenen bir çocuk, baska dilleri daha rahat bir sekilde ögrenir.
Bir çocugun kisiligi, 0-6 yas arasinda sekillenir. Çocuk 6 yasina geldiginde, artik anadilinin ayrintilarini, inceliklerini, kurallarini, armonisini ve düsünce sistematigini kavramis olur. Artik her seyi bu programa göre ögrenir. Dünyaya, anadilinin penceresinden bakar. Kendini en iyi bu dille anlatir. Kendine söylenenleri en iyi bu dille kavrar.
Eger bir çocugu yabanci bir dille egitmeye kalkarsak, çocuk sifir yasindaki bir bebege dönüsür. Kompütüre girin bir virüs, nasil kompütürü alalk bullak ederse, çocugun beyni de ayni sekilde alt üst olur. Düsünme sistematigi bozulur. Beyin fonksiyonu sekteye ugrar. Bir kaos içine düser. Zihinsel, düsünsel ve ruhsal dengesi bozulur, tüm yaraticiligini yitirir. En basit bir seyi bile kavramakta zorlanmaya baslar.
Her dilin kendine özgü bir düzeni, gramatik yapisi, armonisi, düsünüs ve anlatim özelligi vardir. Kendine özgü mantigi, anlatim biçimi, kurgusu ve psikolojisi vardir. Her insan konustugu dilin mantigina ve düsünce sistematigine uygun bir davranis içine girer. Yani Kürtçe konusan birisi Kürt gibi, Türkçe konusan birisi de Türk gibi davranir.
Anadilimiz biyolojik yapimizi bile sekillendirir. Örnegin, konusma ve duymayla ilgili organlarimiz anadilin armonisine göre sekillenir. Kulagimizdaki örs-çekiç kemigi, ses telleri, dis ve dudak gibi organlarimiz, anadilimizin vurgu, tonlama ve armonisine uygun bir sekil alir. Iste bu yüzden hepimiz, yabanci dillerdeki bazi sesleri çikarmada zorlaniriz, baska bir dili aksanli konusuruz.
Simdi size, anadilin toplum yasamindaki önemini gösteren, muhtemelen inanmada zorlanacaginiz, dikkat çekici bir arastirmadan bahsetmek istiyorum.
2010 yilinda 500 Alman ile 500 Fransiz bebegin denek olarak kullanildigi bir arastirma yapildi. Bu çocuklarin aglamalari günlerce kayda alindi. Bir çok müzisyen, kompozitör ve ses bilimci uzmanlar, bu sesleri dinleyip, onlari notalandirdilar. Sonuçta, Alman çocuklariyla Fransiz çocuklarinin, bir birinden farkli sekilde agladiklari tesbit edildi. Yani çocuklarin anadillerinin armonisi geregi, bir birinden farkli sekillerde agladiklari ortaya çikti.
Tüm bu arastirmalar gösteriyor ki anadilimiz, toplumsal yapimizi sekillendiren çok önemli bir konudur. Ve vurgulandigi gibi, bir ulusun anadilini yasaklamak, egenim ve egitimini yasaklamak, o ulusun varligina yönelik bir jenosittir.
TC. çok halkli, çok dinli, çok kültürlü, çok dilli olan Osmanli Imparatorlugunun yikintisi üzerine kuruldu. O dönemde Türkiye’de 40 civarinda dil konusuluyordu.
Bu rejimi kuranlar ve yönetenler, bu çogulcu yapiyi koruyacagina, onu yok saydilar ve yok etmeye kalktilar. Bu nedenle, günümüzde Türkiye’de konusulan dil sayisi 10 civarina inmis bulunuyor.
Eger bu inkar ve yasak politikalari olmasaydi, bunca dilin yaratacagi, sanat, bilim, edebiyat, kültür ve teknoloji sayesinde Türkiye, dünyanin en renkli ve en gelismis bir ülkesi haline gelirdi.
Bu nedenlerle, ülkede inatla sürdürülen anadilde egitim yasagi, Kürt ulusal varligina yönelik bir saldiridir, katliamdir, jenosittir. Ve doloyisiyle bir insanlik suçudur.
Yilmaz Çamlibel