Makale

Bir virüs dünyayi nasil degistirir?

Son birkaç yildir Türkiye’de o kadar çok sey için ‘beka sorunu’ dendi ki bugün çogu hatirlanmiyor bile.

Daha 10 gün önce Suriye’de yine bekamiz tehlikeydi.

Varolus mücadelesiydi, söz konusu olan Hatay’di, yüzyillik hesaplasmaydi, bu Islam’in son ordusuydu.

Ama 10 gün sonra bu büyük sözlerden, bu beka tehlikesinden de geriye pek bir sey kalmadi.

Çünkü artik bütün bu ‘beka meselelerini’ yaninda tali hale getiren, daha önceki ‘bekamiz tehlikede’ zamanlarinda pek telaslanmayan halki bile ilk defa marketlerden makarna stoklamaya ikna eden gerçek bir beka sorunu var: Koronavirüs.

Herkes bunu konusuyor, konu hayati ama ayni zamanda tibbi, bilimsel, yapilmasi gerekenlerin belli oldugu bir meseleden bahsediyoruz.

Yani gazete köselerinde siyasi yazilar yazanlar, televizyonlarda her aksam siyaset konusanlar hatta siyaset yapanlar için zor zamanlar.

Yine de gülünç duruma düsmeyi göze alip, bu virüs için de anahtar deligine ayni ‘büyük güçlerin kirli oyunlari’ maymuncugunu sokmaya çalisanlar var.

Elde kalmis komplo teorilerini bozdurup kullananlar var.

Avrupa’nin dökülmesi, Israil’de en az 100 hasta olmasi, ABD’nin bütün eyaletlerinde vakalara, ölümlere rastlanilmasi, hastaligin Kanada Basbakani’nin esinin kapisini çalmasi bile onlari durdurmuyor..

Bir kismi milli sporlardan vazgeçemeyip yine yalan söyleyen ‘hain muhalifler’le, marketlerden stok yapan ‘bu topraklarin insani olmayanlar’la, ülkemizi kötü göstermeye çalisan yabanci medyayla didismeyi tercih ediyor.

Aslinda kafasini bu kisir tartismalardan biraz kaldirabilenler karsimizda bilimsel, tibbi bir mesele olmayi çoktan geçmis, çok kalici siyasi, toplumsal hasarlari olabilecek yani üzerine siyaseten de çok söz söylenebilecek bir durum oldugunu görebilirler.

Ilk defa dünya böyle kalici sonuçlari olan bir salginla test olmuyor.

Koronavirüsten bahsedilirken sik sik atif yapilan 1918-1920 Ispanyol gribi, tam da böyle ciddi siyasi, toplumsal sonuçlar yaratmis bir salgindi.

Birinci Dünya Savasi’nin son yilinda ortaya çikan salginda 20 ile 50 milyon arasinda insanin öldügü tahmin ediliyor. O günkü dünyanin toplam nüfusunun yüzde 2.5’ine karsilik geliyor bu büyük sayilar.

Üstelik Influenza A virüsü ya da H1N1 olarak bilinen, 48 saat gibi kisa bir sürede akcigerleri mahvedip, kan kusma ve nefes alamama gibi feci sebeplerle ölüme neden olan bu virüs, koronanin aksine daha çok gençleri etkilemis, savas ve Ispanyol gribi dünyanin bir neslini yok etmisti.
Adi Ispanyol gribi olsa da hastaligin aslinda Ispanyollarla dogrudan bir ilgisi yoktu.
Zaten tam da bu adlandirma, insanligin bu aci tecrübesinden bugün için çikarilmasi gereken dersler listesinin tepesinde yer aliyor.

Aslinda hastalik ilk olarak ABD’nin Kansas sehrinde küçük bir kasaba olan HaskellCounty’dekiCampFunston adli askeri egitim kislasinda ortaya çikmisti.

4 Mart 1918 günü, kampta yemekleri pisiren er Albert Gitchell, yüksek ates, titreme, bas agrisi sikayetleriyle doktora basvurdu.

Milyonlarca insani öldürecek hastaligin ilk teshisiydi bu.

Ayni gün kampta egitim gören 107 asker daha ayni sikayetlerle doktora basvurdular.

Peki virüs niye bu 1720 nüfuslu küçük kasabadaki askeri kampta ortaya çikmisti?

Uzun yillar bu sorunun cevabini bulmaya çalisan uzmanlara göre iki ihtimal var.

Kasabanin ekonomisi domuz ve kanatli hayvan çiftliklerine dayaniyordu. Virüs askeri kampa çok yakin olan bu çiftliklerde ortaya çikmis olabilir.

Ikinci ihtimal ise tanidik; Virüs kislada çalismak için kasabaya gelmis Çinli isçilerden geçmis olabilir.
Ilk hastalara bakan doktorLoringMiner, bunun yeni ve tehlikeli bir hastalik oldugunu anlamis ve durumu hemen Halk Sagligi Hizmetleri’ne bildirmisti.

Ama onlar bu tespiti diger doktorlarin takip ettigi PublicHealthReports dergisinde yayinladiklarinda zaten salgin ülkeyi kasip kavurmaktaydi.

Geç kalmalarinin sebebi tabii ki tibbi degil siyasiydi: Çünkü ABD’de 1917’de Birinci Dünya Savasi’na girmisti. Avrupa cephesine sürekli asker gönderiliyordu. Halkin ve askerlerin moralinin bozulmamasi gerekiyordu.

Ayni sebeple Kansas’ta yayin yapan Santa Fe Monitor gazetesi ve diger Amerikan gazeteleri de uzun süre hastaliktan ve ölümlerden bahseden haberler yayinlamadilar.

TheJournal of AmericanMedicalAssociation dergisi gribe karsi özel bir önlem alinmasina gerek olmadigini, diger gripler gibi kontrol altina alindigini bile savundu.

Böylece salgin kontrol altina alinabilecegi ilk zamanlarda rahatça yayildi.

Bütün dünyaya yayilmasi ise hastaligin ortaya çiktigi Kansas’taki kislada egitimlerini almis Amerikan tümenlerini tasiyan gemilerin Fransiz limanlarina demir atmasiyla basladi.

En basta Avrupa’daki Amerikan askerleri arasinda yayilan hastalik, onlardan önce müttefik Ingiliz, Fransiz, Italyan askerlerine, sonra da savastiklari Alman askerlerine dogru yayildi. Sonra da askeri çikarmalarla dünyanin her yerine ve sivillere.

Fakat hastalik yüzünden askerlerini kaybeden ülkelerin hiçbiri salgini duyurup, savasta ordularinin ve halklarinin moralini bozmak istememisti.

Salgin, ancak Birinci Dünya Savasi’nda tarafsiz olan Ispanya siçradiginda sansüre takilmadan Ispanyol gazetelerinde haber oldu.

Ilk olarak Mayis 1918’de El Sol gazetesi Madrid’de kislalarda askerleri etkileyen bir hastaliktan bahsetti. Bütün dünya salgini Ispanyol gazetelerinden ögrendi.

Böylece hastaligin adi da konulmus oldu; Ispanyol gribi.

Hastalananlardan birinin Ispanya Krali olmasi bu ismin kullanimini yayginlastirmisti.

Hastaligin etkisi 1918’in yazinda havalar isininca bir miktar dindi. Fakat bu durum da rehavete neden olmustu.

Maskeler çikarilmis, kapatilan okullar yeniden açilmis, Ingiliz gazeteleri salginin kontrol altina alindigi haberlerini yapmisti.

Ispanya’da Zamora sehrinin karizmatik piskoposu, toplanma yasagina ragmen halki hastaliga karsi kiliselere duaya davet etmis, yasagi ‘devlet kiliseye karisamaz’ diye reddettigini açiklamisti.

Hastaligin en çok etkiledigi Italya’nin Içisleri Bakani ise ‘Bütün griplerde benzer ölümlerin oldugunu, abartilacak bir durum olmadigini’ söylemisti.

Bu rehavet havasi, agustos ayindan sonra baslayan salginin ikinci dalgasini birinciden daha ölümcül yapti.

Cepheden cepheye tasinan askerler virüsü Ortadogu’ya Endenozya’ya Afrika’ya, Hindistan’a, Iran’a dogru yaydilar. Milyonlar virüsü kapti ve hayatini kaybetti.

Ispanyol Gribi savas sayesinde dünyaya yayilmisti ama ayni zamanda savasi bitiren faktörlerden de biri olmustu.

Avrupa’yi kurtarmaya gelen Amerikan kuvvetleri, savasta kaybettigi kadar askerini Ispanyol gribinden kaybetmisti ama onlarin Avrupa’ya tasidigi virüs, Alman ordusunu da çökertip durdurmus, böylece savasin ve dünyanin kaderini degistirmisti.

Kasim 1918’den sonra ise savasin bitmesiyle birlikte terhis olmaya baslayan askerler sayesinde artik virüs bütün dünyaya ve sivillere yayildi.

Salginin bu üçüncü dalgasi önemli siyasi sonuçlar yaratti.

Örnegin Hindistan’a geri dönen askerlerin tasidigi hastalik bir anda milyonlarca insani etkiledi. Hastalananlardan biri de Gandhi’ydi. Yüzbinlerce insan hastaliktan ölürken Ingiliz kolonyal yönetiminin gösterdigi ilgisizlik büyük bir öfkeye neden olmustu. Ilaç ve tedaviye ulasmak isteyen Hintliler kendi aralarinda militan gruplar kurmaya basladilar. Böylece Ispanyol gribi Hindistan’daki bagimsizlik mücadelesinin ilk fitili yakmis oldu.

Virüs, Güney Afrika tarihini de derinden etkiledi. Beyazlar, salgindan siyahlari sorumlu tutuyordu. Ülkedeki beyazlar, siyahlarla yasam alanlarini ilk olarak salgina karsi bir korunma tedbir olarak ayirmislardi. Bu ayrimciligin sonu Apartheid rejimine kadar çikti.

Hastalik Isviçre’de iç savasa neden olmus, Sovyetler’de hastaligin yarattigi ölümler ilk kamusal saglik sisteminin kurulmasiyla sonuçlanmisti.

Savasin ardindan Paris’teki baris konferansini da Ispanyol gribi vurdu.

Konferans için Paris’e gelen ABD Baskani Woodrow Wilson, hastaliga yakalaninca uzun süre konferansta kalamayip, ülkesine geri döndü.

Ingiliz heyetindeki genç bir isim ise o kadar sansli degildi.

1916’da Fransiz Picot ile Ortadogu’yu paylasim plani yapmis olan Ingiliz diplomat Mark Sykes, konferans için geldigi Paris’te Ispanyol gribine yakalanmis ve planlarini hayata geçiremeden 1919 yilinda 39 yasindayken hayatini orada kaybetmisti.

Ispanyol gribi Türkiye’nin kaderini de degistirebilirdi. Çünkü hastaliga yakalananlar biri de Mustafa Kemal Pasa’ydi.

Ilk olarak 1918 yilinda Karlsbad kaplicalarindan dönüs yolunda Viyana’da salgina yakalanan Mustafa Kemal Pasa, hastaligi atlatmis, 1919’da Samsun yoluna çikmadan önce yeniden hastaliga yakalanmis, zor bir tedavi sürecinin ardindan bir kere daha iyilesmisti.

Ispanyol gribinden Osmanli sehirlerinde 90 bin insanin hayatini kaybettigi düsünülüyor. Sadece Istanbul’da 1918 ve 1919’da Ispanyol gribinden 10 bin kisi hayatini kaybetmisti. Gribe karsi okullar iki kez kapatilmis, kalabalik toplantilar yasaklanmisti.

Ülkeyi derinden sarsmis Ispanyol gribi Nazim Hikmet’in Kuvva-i Milliye Destani’nda da yer alir:

‘Biz ki Istanbul sehriyiz,
Seferberligi görmüsüz
Kafkas, Galiçya, Çanakkale, Filistin,
Vagon ticareti, tifüs ve Ispanyol nezlesi
bir de Ittihatçilar,
Bir de uzun konçlu Alman çizmesi
914’den 18’e kadar yedi bitirdi bizi’

MaxWeber, GustavKlimt gibi ünlü isimlerin, Trump’in dedesinin, krallarin, siyasetçilerin ölümüne neden olmus Ispanyol gribi ile bogusanlar arasinda Alman imparatoru II. Wilhelm, Amerikan Baskanlari Woodrow Wilson, Franklin Roosevelt, Ingiliz Basbakani Lloyd George, Walt Disney, GretaGarbo, Hayek, Kafka gibi isimler de vardi.

Bazen bir virüs dünyayi degistirebiliyor.

Koronavirüsten de geriye sadece ölümler, karantinalar kalmayacak.

90’lardan itibaren artan küresellesme, iç içe geçme dalgasini bitirebilecek, ülkeleri içine kapatacak, saglik için toplumun da onayiyla haklari ve özgürlükleri geri plana atabilecek, güvenlik endiselerini yükseltecek, daha organize ve güçlü devlet talebini artiracak, hasta-tehlikeli insan statüsüyle insana bakisi degistirebilecek, seffafliga olan ihtiyaci artiracak, ulusal çikar, devlet sirri gibi kavramlarin altini oyacak bir virüsle karsi karsiyayiz.

Virüs, 2020’deki ABD baskanlik seçimlerinin sonucunu etkileyebilir, ABD-AB arasindaki kopusu artirabilir, Çin’in büyük yükselisini durdurabilir, Iran’da rejim karsitligini güçlendirebilir, Italya’da, Ispanya’da devlet yönetimindeki beceriksizlikleri ortaya çikan popülist siyasetleri geriletebilir.

Ama umalim ki bütün bunlari bir an önce çaresi bulunup daha az insanin hayatina mal olarak yapar…

Kaynaklar

Ispanyol Gribi’nin Dünya ve Osmanli Devleti Üzerindeki Etkileri/ Yüksek L,isans Tezi/ Murat Yolun

PaleRider: The Spanish Flu of 1918 and How It Changedthe World/ Laura Spinney

——————————————————————

Karar-15 mMart 2020

Yildiray Ogur

Back to top button