Bu kafayla kaça bölünürüz?
Irk üstünlügü fikri Nazi Almanya’sinda kaldi saniyorsaniz yaniliyorsunuz.
Önceki gün bir CHP milletvekilinin, hem de Meclis kürsüsünde yaptigi bir konusmada irkçilik zihinlerden dillere dökülüverdi. ‘Türk ulusuyla Kürt milliyetini esit, esit degerde gördüremez’misiz. Koca bir halki, üstelik vatandasiniz olan koca bir halki ‘esit deger’de görmemek… Emin olun birçok ‘tebrik’ mesajlari almistir CHP’nin söz konusu milletvekili kendisi gibi düsünen ‘fikirdas’larindan. Onlar Kürtleri, birakin ‘kardes,’ esit vatandas bile görmediler. Hadi bu, 1930’larda mümkündü, diyelim. Elinizin altinda bir parti diktatoryasi, jandarma, bürokrasi vardi. Toplum sindirilmis, basin susturulmus, ülke dünyaya kapaliydi. Bu zihniyette olanlarin mutlak hegemonyasi, zora dayali rejimi kurulmustu. Iste o kosullarda 1. Meclis’ten ölümüne kadar milletvekili olan Mahmut Esat Bozkurt rahat rahat konusuyor, kendi vatandasini asagiliyordu. Daha Hitler iktidara bile gelmemisken CHP’nin Adalet Bakani Bozkurt ne demisti 1930’da: ‘Öz Türk olmayanlarin Türk vataninda bir hakki vardir, o da hizmetçi olmak, köle olmaktir.’ O zaman ne demokrasi vardi, ne özgürlük, ne insan haklari ve hukuk. Böyle konusmanin, hatta bu konusulanlari uygulamanin bile siyasi bir maliyeti yoktu, en azindan kisa vadede. Ülke bürokrasi marifetiyle zapt-u rapt altindaydi. Gayrimüslimlerin mallarina el konuluyor, kendi dillerinde konusmalari engelleniyor ve göçe zorlaniyorlar; Kürtler devlet terörü altinda asimile edilmeye çalisiliyordu. Dindar korkutulmus, dislanmis ve marjinallestirilmisti. Ülke Bozkurt gibilerin tapulu maliydi sanki…
Bu düzenin üzerinden kismi de olsa demokrasi geçti. Üstüne üstlük, demokrasiye ‘ayar vererek’ kurduklari vesayet rejimi de bitti… Nasil anlamiyor da bunu hâlâ ‘halk düsmanligi’na devam edebiliyorlar? Ülkenin gelecegine, kimin yönetecegine halkin ‘sandik’ta karar verdigi bir durumda halkin bir kismini böylesine asagilayan bir siyaset nasil yapilabilir ki? Bir de kendilerine ‘çagdas, ilerici’ sifatini uygun görürler. Asagiladiklari Kürtler karsisinda bütün Türklerin kendilerine oy vereceklerini mi saniyorlar acaba? Bu zihniyetin o Türkler arasinda da nasil bir ‘hiyerarsi’ düzeni kurdugunu bilmeyen yok zaten. Bu zihniyet memleket için bir sorun; daha dogrusu, memleketin bir ‘CHP zihniyeti’ sorunu var. Eminim iktidar partisi bu ‘sorun’dan hiç de sikâyetçi degildir; böyle bir CHP varken AK Parti ‘ilelebet’ seçim kazanacagini biliyordur, sagdan bir alternatif çikmadikça. Hani Kiliçdaroglu ‘yeni CHP’ diyordu? Olmuyor, çünkü gerçekten ne yapmak istedigini bilmiyor; kararsiz, yönsüz, iradesiz Baykal’in miras biraktigi CHP ile mi devam edecek, yoksa sosyal demokrat ‘yeni CHP’ mi insa edecek? Daha iki gün önce grup toplantisinda milletvekili ve hemsehrisi Hüseyin Aygün’e saydirirken ‘CHP elbette ulusalcidir’ diyen Kiliçdaroglu ve partisi bu… Oksanan ulusalcilik hemen ‘irkçiliga’ dönüsüverdi. Ne bekliyordu parti grubunda ‘ulusalci’ nutuklar atan, Silivri’yi ‘aglama duvari’na dönüstüren Kiliçdaroglu? CHP’yi böyle degistirmek, dönüstürmek imkânsiz. ‘Yeni CHP’ için ‘ulusalci-otoriter’ bagajindan kurtulmasi gerek CHP’nin. Ama bunu göze almaya Kiliçdaroglu’nun cesareti yok. Zaten genetik kodlarinda tepeden inmeci, otoriter, elitist ve zenafobik ögeler bulunan bir parti CHP; kendi tabaninin, geleneginin tutsagi. Son yillarda ulusalciligin arka bahçesi haline gelen CHP’den ‘yeni’ bir sey çikmaz. Çiksa çiksa ‘eski’ zihniyet pörtler, irkçilik gibi… Sonuçta da ‘eski CHP’ ülkeyi bir günde böler, hem de kaça!
———————————
Zman-25 Ocak
Ihsan Dagi