Bu ortamda anayasa yapamayiz
Türkiye’de bugün ve kisa vadede yeni bir anayasa yapilabilecek bir siyasal hava, bu siyasal ortamin temelini olusturacak bir sosyal psikolojik ortam yok.
1982 Anayasasi Türkiye için bir bela, bir felaket ama yeni bir anayasa yapim süreci ve bir takim siyasi oy kaymalariyla yapilacak yeni bir anayasa daha da büyük bir felakete yol açabilir.
Içinden geçtigimiz bu korkunç terör ortaminda yeni bir anayasayi serinkanli bir biçimde yapmak söz konusu degil artik.
Umarim bu yazimi okuyanlar benim 1982 Anayasasini savundugum yönünde bir kaniya varmazlar.
Cumhurbaskani Erdogan ve bir grup AKP’li milletvekili kafaya fena halde baskanlik sistemini takmislar.
Baskanlik sistemi de, türk tipi baskanlik laflari gibi aptalliklari bir kenara birakirsaniz, mesru bir sistem.
Savunulabilir, anayasada bu yönde bir degisiklik talep edilebilir.
Anayasanin gösterdigi mesru yöntemlerle böyle bir degisiklik gerçeklesir ise, normal sartlarda, herkesin bu degisiklige, muhalif dahi olsalar, saygi duymasi gerekebilir.
Ancak, yukarida belirttigim gibi, normal sartlarda.
Türkiye’nin siyasi ortaminda, bu konuya yönelik olarak, en azindan iki adet anomali gözümüze çarpiyor.
Birinci anomali, bu bile tek basina, kanimca, baskanlik sistemi dogrultusunda bir anayasal degisikligin istenmesini ve israrla üzerine gidilmesini caydirmali.
Ama, bizde isler böyle olmuyor.
Seçmenin en azindan yüzde kirki, baskanlik sisteminin anayasallasmasina ve baskan olarak da Erdogan’in seçilmesine siddetle, evet siddetle karsi görünüyor.
Bu, en azindan yüzde kirklik kesim, baskanlik sistemine ve Erdogan’in öngördügü sekilde baskan seçilmesine sadece muhalif degiller.
Siddetle, siddetle bile az kalabilir bu durum ifade etmek için, baskanlik sistemine ve özellikle de Erdogan ismi ile beraber anilan baskanliga karsilar.
Böyle bir siyasal ortamda, toplumsal psikolojide böyle gerginliklerin olustugu bir havada, bir biçimde, muhtemelen transferlerle, Günes Motel yöntemleriyle yakalanabilecek 330 Meclis oyu ve arkasindan gelecek referandumla ulasilabilecek bir anayasa degisikligi kimseye yarar getirmez.
Yarar getirmemekle de kalmaz, muhtemelen büyük acilari da beraberinde getirir.
Türkiye tekrar otuz sene anayasa nasil ve ne zaman degisecek konusunu tartisir.
Kayip seneler ikiye katlanir, bu ortamdan da ne demokrasi, ne hukuk devleti ne de ekonomik büyüme çikmaz.
Ikinci önemli anomali ise anayasa degisikligine iliskin tartismalarin tümüyle, bir kisinin sinirsiz, anlamsiz ve içerik olarak da kifayetsiz ihtirasina bagli olarak baskanlik sistemi-parlamenter sistem parantezine sikismis olmasi.
Oysa, Türkiye’nin anayasa yapacak ise, tartismasi gereken baska çok sayida konusu var ama baskanlik sistemi saçma tartismasi tüm diger konulari gölgelemis durumda ve muhtemelen anayasa yazim sürecinde de gölgelemeye devam edecek.
Çok önemli tartismalar tali meseleler gibi gözükecek, tüm toplumsal enerji aptalca baskanlik tartismalarina odaklanacak
Kürt meselesi Türkiye’nin en önemli meselelerinin basinda geliyor.
Bu büyük meselenin kalici çözümü için de anayasa içinde yapisal reformlar gerekiyor.
Oysa, içinden geçtigimiz ortam anayasada kürt meselesine iliskin yapisal reformlarin gerçeklestirilmesi için, mesela 66. Maddenin kaldirilmasi, pek de uygun degil.
Tartismalar bile sikintili yürüyor.
Bu ortamda yapilacak yeni bir anayasa baskanlik sistemi üzerinden toplumu olaganüstü gerecek, hiç anlami da yok; kürt meselesi üzerinden de gerekli radikal yapisal reformlari içeremeyecek.
Bu durum, kanimca, yeni anayasa yaziminin ve oylanmasinin ertelenmesini zorunlu kiliyor.
Temennimiz siyasal ve hukuki ortamin en kisa sürede normallesmesi ve bu normallesmeye paralel olarak da yeni anayasa yapimina girisilmesi.
Bu ortamda yapilacak bir anayasa ve yapim süreci, baskanlik takintisi ve kürt meselesinin çözüm önerilerinin kriminalizasyonu ile beraber, Türkiye’ye huzur getirmeyecektir.
Bu ortamda yeni anayasa yapmak istemek ancak çok sagliksiz bir baskanlik sistemi takintisidir.
———————————————————————
Haberdar-22 Mart
Eser Karakas
