BURKAY: Kürtlerin hepsi anadilde egitim ve özyönetim ister

BUGÜN Gazetesi ile röportaj
Asagi’daki röportaj, Abant Toplantisi sirasinda Bugün Gazetesi’nden Serbest Özden’le yapildi. Kisaltilmis olarak gazetenin 11 Mart tarihli sayisinda yayinlanan röportajin tamamini asagida okurlarimiza sunuyoruz. Gazete soru yerine ara basliklar kullanmis; biz de öyle yaptik. (Dengê Kurdistan)
Benim elimde silahli güç yok, kimseyi tehdit edemem, vesayet kuramam
Görüslerime yakin buldugum için HAK-PAR’a üye oldum. PKK’ya yakin görüste siyaset yapan legal partiler var. Ama ben geçmisten beri barisçi, demokratik legal politikayi savundum. Öcalan yakalanip Imrali’ya konduktan sonra politikalari 180 derece degisti. Bagimsizlik, federasyon ve otonomi gibi alternatiflerin hepsini ilkellikle suçladi. Halbuki Kürt sorunun çözümü için federasyon ve otonomi isteyen kesimler var. Kürtlerin taleplerini dile getirecek bir partiye ihtiyaç vardi. HAK-PAR böyle olustu. Olumlu buldum, kurulusundan bu yana destekledim. Simdi de ülkeye döndükten sonra siradan bir üyesi oldum. HAK-PAR Barisçi yöntemlerle Kürt sorunun çözümü için mücadele ediyor ve demokratik bir isleyise sahip. Federatif çözümü ben de savunuyorum. Barisçi yöntemleri savunmasi, silahlarin susmasini istemesi ve iç isleyisinin demokratik olmasi nedeniyle HAK-PAR’dayim.
Bazilarinin benim üyeligimi gerekçe göstererek ve bu örgüt üzerinde vesayetim oldugundan veya olacagindan söz ederek HAK-PAR’dan istifa etmeleri mantiksiz ve inandirici degil. Ben siradan bir üyeyim, onlarsa yönetici konumdaydi. Benim emrimde silahli güç yok, kimseyi tehdit edemem, kimseye siddet uygulayamam. PKK’nin silahli bir gücü var. Bundan yararlanarak Kürt politikasi ve siyasi partiler üzerinde vesayet kuruyor da. Örnegin PKK politikalarina hayir diyen ve ayri bir örgüt olusturmaya çalisan Hikmet Fidan öldürüldü. Bunun disinda PKK’nin KCK vasitasiyla legal alanda çalisan belediye baskanlari ve milletvekilleri üzerinde baski yaptigina dair çok sey biliniyor. Bu yöntemleri onaylamiyorum. Ben silahlarin susturulmasindan yanayim. Benim fikirlerim var, bunlarla baskalarini vesayet altina alamam. Bu arkadaslarin partiden gidisini anlamli bulmadim hatta geri gelsinler dedim.
KCK yanlis bir örgütlenme
KCK’yi yanlis buluyorum. Eger illegal bir örgütlenme ise PKK vardi zaten, o zaman KCK nedir? Legal planda ise BDP var. Belediye baskanlari, milletvekilleri ve önemli bir kitle destegi var. Bu kosullarda dagda silahli güç bulundurulmasina karsiyim. PKK’nin yapmasi gereken sey tek tarafli olarak silah birakmadir. Görüslerine katilirim veya katilmam, o ayri, ama BDP legal bir parti ve PKK’nin tehdidi ve müdahalesinden uzak siyaset yapmasindan yanayim. Maalesef üzerinde bir vesayet söz konusu. O arkadaslar Kürt sorununun çözümünde muhatap arandiginda Imrali’yi ve bazen Kandil’i gösteriyorlar. Bu yanlistir.
Söylendigine göre KCK’nin içine MIT yaygin sekilde sizdi. Hatta medyada MIT’in KCK’yi kurdugu ve yönlendirdigi söyleniyor, Öcalan yakalandiktan sonra. Bu örgütlenmeyi yanlis buluyorum. Onu feshedip yeni bir tane kurmak da çözüm degil. Eger istihbarat sizmissa ondan kurtulmak zordur. Murat Karayilan ve arkadaslarinin yapmalari gereken sey silahlari birakmaktir. Çünkü bu silahlarin Kürt halkinin mücadelesine hiçbir faydasi yok, tam tersine onlar çözüme engeldir.
Kürtlerin hepsi anadilde egitim ve özyönetim ister
Kürtlerin farkli siyasi egilimleri var. Her birinin istedigi ayni sey degil. PKK kesimi demokratik özerklik diye bir sey istiyor. Biz esitlik temelinde federatif çözüm istiyoruz. Bagimsizlik isteyen de vardir. Ama Kürtlerin ezici çogunlugu, hatta AK Parti’ye oy verenler dahil olmak üzere, Kürt halkinin mesru haklarinin taninmasini istiyor. Bu haklar siyasi, idari ve kültüreldir. Anadilde egitimi bütün Kürtler ister. Kendi kendini yönetme hakkini da. Buna kimisi federasyon, kimisi özerklik diyor, ama Kürtler sonuç olarak çogunlukta olduklari yerlerde kendilerini yönetmek istiyorlar. Dil ve kültürlerini gelistirterek kendi isleri hakkinda yerel planda kendileri karar vermek istiyorlar.
Vatandaslik tek etnik kimlige dayandirilmamali
Yeni Anayasa’da Kürt kimliginin taninmasindan yanayim. Eger bu yapilamiyorsa Anayasada vatandaslik bir etnik kimlige dayandirilmamali. Bu anayasa Türk kimligine dayaniyor ama Türkiye’de yasayan herkes Türk degil. Eger burasi ortak vatanimiz olacaksa Türk veya baska bir kimlige dayali vatandaslik yanlistir. Devletin kurulusunda böyle yapildi diye bugün de ayni biçimde sürmek zorunda degil. Tek kimlige dayali bir devlet yapisi olustu, kültür politikasi ona göre sekillendi. Diger kimlikler yok edilmek istendi. Asimilasyon politikasi izlendi. Bunlar Kürt ayaklanmalarina yol açti. Kürt sorunu büyüyerek günümüze gelirken baska sorunlari da dogurdu. Kürt sorunun çözülmemis olmasi, süregelen çatisma ortami, gerginlik Türkiye’nin gelismesini, demokratiklesmesini engelledi. Türkiye demokratik bir ülke olacaksa bu ayak baglarindan kurtulmali ve Kürt sorununu çözmeli. Yeni anayasa bu konuda en azindan demokratik bir zemin olusturmalidir.
Bunlardan biri de kimlik sorunudur. Yalnizca vatandaslikla ilgili madde degil, baslangiç bölümünden yani Anayasa’nin dibacesinden baslayarak sonuna kadar gidilmeli. Çünkü tek kimlige dayali, milliyetçi, yer yer irkçi diyebilecegimiz bir sekillenme bu anayasa. Devlet de ona göre yapilanmis. Öncelikle demokratik bir anayasa ile hiçbir kimligi reddetmeyen kimliklere esit mesafede olan, onlarin bir arada yasamasina olanak veren bir biçim verilmeli. Herhangi bir kimlik sahibinin hakkinin yendigi duygusundan kurtulmasini saglayacak, buna dayanarak da çözümler gelistirilecek bir anayasa
En gerçekçi çözüm federal çözümdür
Anadilde egitim Anayasa’da yer almali
Bunlardan biri de anadilde egitimdir. Bu da mevcut anayasa tarafindan engelleniyor. Anadilde egitim hakki mutlaka yeni anayasada ifade edilmeli, önündeki engeller kaldirilmali. Bu, ilkokuldan üniversiteye kadar egitimdir ve atilmasi gereken önemli bir adimdir. Yerel yönetimler güçlendirilmeli. Sorunun çözümünü federatif biçimde buluyoruz, ama bunun bir günde yapilamayacagini da biliyoruz. Bu zaman ister. Henüz Türkiye kamuoyu buna hazir degil. Hükümet ve muhalefet buna hazir degil. Ama en gerçekçi çözüm budur. Kürt sorunu bu radikal çözüm ile asilabilir. Milli savunma ve Disisleri disinda saglik, egitim vb. yetkiler yerel yönetimlere aktarilabilir. Mesela Almanya bile tek uluslu bir ülke oldugu halde federal bir yapisi vardir. Merkezi parlamento ve hükümetin yani sira eyaletlerin kendi parlamentolari ve yerel hükümetleri var. Türkiye bu örnekler üzerinde düsünebilir.
Devlet operasyonlari durdurmali, PKK silah birakmali
Savasin durdurulmasi savasanlara baglidir. Hükümetin operasyonlari durdurmasi ve PKK’nin silah birakmasi gerekiyor. Tabi devlet silah birakamaz ama operasyonlari durdurabilir. PKK da silahi tamamen birakmali. Geçmiste görüsmeler oldu bugün de yapilabilir. Ama bu görüsmeleri sabote eden odaklar var. Silahlarin susmasini istemeyen, çatisma ortamindan nemalanan, bundan siyasi ve ekonomik rant saglayan güçler var. Her iki tarafta da var. Bunlar görüsme sürecini baltaliyorlar. Mesela sinir yöresinde sikeli operasyonlardan bahsediliyor. Sike iki tarafindan ortak oldugu hileli çatismalardir. Maalesef bu sikeli çatismalarda hem gencecik askerler hem de daga çikmis Kürt gençleri hayatini yitiriyor. Bu gençlerin bir suçu yok. Ama ne yazik ki isin içinde baska eller var. Kürtlerin haklarini savunmaktan yahut terörle mücadeleden öteye bazi odaklar bu çatismalardan nemalaniyor. Bunlarin üstesinden gelmemiz gerekiyor.
Biz Kürtlere, Kürt aydinlarina düsen bu çatismanin sona ermesi için çaba göstermektir. Biz PKK’nin kizdigini bile bile çagrida bulunuyoruz. Bazen bizi tehdit ediyor, agir sekilde hakaret ediyor PKK; ama bunu yapmak gerekiyor. Sorumluluk duyan vicdan sahibi her Kürtün bunu yapmasi lazim. Devlet de operasyonlari durdurarak çözüm için güven verici adimlar atmali. Kürtleri ezerek degil. Türk aydinlarina düsen de bu konuda hükümete çagri yapmak, kamuoyu olusturmaktir.
Bugün geçmise oranla daha iyi bir noktadayiz. 10 sene önce bunlari konusmak bile mümkün degildi. Ülkenin degisik siyasi, kültürel gruplari simdi bir arada çözümü konusuyoruz. Çok iyimser, hayalci degilim, ama her seye ragmen umutluyum. Zaman bizden yana. Yani barisçi bir çözüm, özgürlük ve demokrasi isteyenlerden yana.
Parlamento Komisyonu’nda karanlik dönem aydinlatilmali dedim
Ben Parlemento Insan Haklari Alt Komisyonu’nda1950’lerden baslayarak, bazi bakimlardan günümüze kadar süren karanlik dönemi anlattim. Bu dönemde 6-7 Eylül olaylari, Maras ve Çorum olaylari, 1 Mayis katliami gibi provokasyonlar var. Bu karanlik dönem üzerindeki perde aralanmali. Devlet içerisindeki çetelesmeler açiga çikarilmali dedim. Susurluk bir firsatti ama bu kullanilamadi. Simdi Meclis Arastirma Komisyonu var. Derin devletin yönlendirdigi örgütler, arastirilip ortaya çikartilmali. PKK’nin kurulusu da bu konuda çok süpheli ve karanlik. Öcalan’in kendisi de söylüyor. Niçin Kürt hareketi teröre itildi? Bu bilerek yapilmis. Bütün o provokasyonlar, kontrgerilla ve JITEM, devlet içerisindeki çeteler açiga kavusturulmali. Bu arada PKK’nin isledigi infazlar da var tabii. 1987’de yurtdisinda bize ve öteki gruplara yönelik saldirilar, cinayetler PKK’nin kendisinden ayrilanlara, kendi tabanina yönelik cinayetler Bunlar bir hayli. Bekaa ve Kandil’de bir dizi masum insan katledildi. Bunlar da açiga çikartilmali. Bu karanlik döneme ait perdenin çekilmesi ve aydinlanmasi gerektigini söyledim.
Kolay degil, bu güne kadar çok büyük bedeller ödedik. Gencecik yasta girdik bu mücadeleye, simdi saçi sakali agarttik; ama hala sonuç alabilmis degiliz. Yine de birhayli mesafe aldik. 30 yil öncesine göre demokrasi, hak ve özgürlükler yönünde epeyce yol alindi. Ama kalici bir baris, gerçek bir demokrasi için daha çok yol var. Yilginliga ve umutsuzluga düsmemeliyiz. Ama bu bakimdan henüz ilkbaharda degiliz, inisli çikisli subat-mart ortamindayiz.
Dengê Kurdistan


