Makale

Cumhurbaskanligi kararnamesinin çeliskileri ve sorunlari

Halk oylamasina sunulan anayasa degisikligi, mevcut sistemdeki kanun hükmünde kararnamenin (KHK) yerine Cumhurbaskanligi kararnamesini (CBK) ikâme etmektedir. Tabiî çok önemli farklarla.

Mevcut sistemde Bakanlar Kurulu (BK), TBMM’nden bir kanunla (yetki kanunu) yetki almadan KHK çikaramiyor. Oysa, degisiklik gerçeklesirse CBK, böyle bir yetki kanununa gerek olmadan kararnâme çikarabilecek. Bu bakimdan CBK, halen toplumca tecrübe etmekte oldugumuz CB baskanliginda toplanan BK tarafindan çikarilan OHAL KHK’lerine benziyor. (Acaba, önerilen anayasa degisikliginin OHAL düzenini kalici hale getirmeyi amaçladigi yönündeki elestiriler hakli mi?)

Mevcut sistemde BK’nun çikardigi bütün (normal veya olaganüstü) KHK’ler hemen TBMM’nin onayina sunulmaktadir ve TBMM tarafindan onaylanmalari zorunludur. Degisiklige göre CBK, TBMM onayina da tâbi olmayacaktir.

Bu iki noktaya baktigimizda, CBK’nin çikarilmasi ve onaylanmasi asamalarinda TBMM’nin tamamen dislandigi anlasilmaktadir. Bu durum çok temel bir soruna yol açacaktir. Bilindigi gibi Anayasa’ya göre (md. 7) ‘yasama yetkisi’ TBMM’ne aittir ve devredilemez. KHK çikarmak için olagan durumda TBMM’nin verecegi, konusu ve süresi belirlenmis (sinirli) bir yetki kanununun varligi ve olagan ve olaganüstü KHK’in mutlaka TBMM tarafindan onaylanmasi zorunlulugu, Anayasa’nin bu emredici hükmünün geregidir.

Degisiklik, Anayasa’nin bu hükmüne dokunmamaktadir. Degisiklik gerçeklestiginde de, yasama yetkisinin TBMM’ne ait oldugu ve devredilemezligi Anayasa’nin emredici hükmü olmaya devam edecektir. Buna karsilik CBK’nin ‘kanun hükmünde’ olmasina ragmen, TBMM’nin tamamen dislandigi bir usûlle gerçeklestirilmesi, yasama yetkisinin devredilmesi anlamini tasiyacak ve bu nedenle de Anayasa’nin kendi içinde birbirine aykiri maddeler içermesi durumu ortaya çikacaktir.

Buna karsi bir görüs olarak CBK’nin, baskanlik ve yari baskanlik sistemlerinde varolan yürütme organinin düzenleyici islemlerine benzer nitelikte olduklari ileri sürülebilmektedir.Burada da ilk akla gelen örnekler, ABD’de Baskan tarafindan çikarilan ‘yürütme emirleri’ (‘executiveorders’) veya Fransa’daki yürütme organinin ‘décret’ terimiyle karsilanan düzenleyici islemleridir. Oysa iki örnekte de durum çok farklidir.

ABD’de baskan tarafindan çikarilan ‘yürütme emirleri’nin dogrudan dogruya ve açikça ABD Anayasasi’ndan kaynaklanmadigi bilinmektedir. Baskan’in yürütme emirleri çikarma yetkisi, ABD Anayasasi’nda Baskan’a verilen ‘Yasalarin sadakatle uygulanmasini gözetme’ görevinden yorum yoluyla türetilmis olan ve yasama organi olan Kongre’nin kabul ettigi yasalarla taninan (türev) bir yetkidir.

Fransa’da ise Baskan ile Bakanlar Kurulu yürütme görevini birlikte yerine getirmektedirler. Fransa Anayasasi, mutlaka kanunla (yasama organi tarafindan) düzenlenmesi gereken konulari açikça belirtmekte ve bunlarin ayrintilarini da kurumsal yasalara birakmaktadir. Bir diger deyisle Fransa Anayasasi’nda, Türkiye’deki gibi ‘yasama yetkisinin devredilemezligi’ hükmü bulunmamakta, bunun yerine ayrintili olarak hangi alanlarda aslî düzenleme yetkisinin mutlaka Fransiz Parlâmentosu tarafindan yapilmasinin gerekli oldugu hükme baglanmaktadir.

CBK, yukaridaki iki örnekten de farkli bir baglamda önerilmektedir. ABD’de yürütme emirleri, federal bir sistem içinde, dogrudan ve etkili bir yargi denetimi sistemi içinde geçerlidir. Yargi denetiminin ne kadar etkili oldugunu anlatmak için, yeni Baskan Trump’in ABD’ye yapilan seyahatlerde bazi devletlerin vatandaslarina yasak getiren kararinin saatler içinde yerel (federe) yargiçlar tarafindan yürütmeyi durdurma kararlariyla nasil engellendigine hepimiz taniklik ettik. Ayrica, ABD’de Kongre etkisiz kilmak istedigi ‘yürütme emirleri’ne karsi kanun çikarma imkânina, ABD siyaset geleneklerinin niteliklerine ve ortaya koydugu örneklere göre, her zaman sahiptir. Dolayisiyla fazla söze gerek de yok. Hem federasyon, hem bagimsiz ve etkili yargi denetimi, hem de iki meclisli parlamentonun varligi, aradaki büyük farklari göstermeye yeter.

Fransa’daki durum ise, Anayasal düzenlemede varolan ve yukarida degindigim farkin yani sira, yürütme organinin aslî düzenleme niteligi tasiyan islemlerinin, Cumhurbaskani ile birlikte Basbakan ve bakanlarin karsi imzalariyla birlikte gerçeklesmesi hususlarini da içermesi bakimindan, apayri bir özellik tasiyor. Sonuçta Fransa’da yürütmenin bir kanadi halk tarafindan seçilen CB, diger tarafi ise iki kamarali parlâmento içinden çikan ve ona karsi sorumlu BK. Bizdeki öneride sadece CB var ve TBMM yürütmenin olusumunda da CBK konusunda da tümüyle dislanmis vaziyette.

TBMM o kadar dislanmis durumdadir ki, eskaza TBMM bir CBK’ni hükümsüz kilmak için kanun çikarmak istese, CB’nin veto etmesi durumunda ayni kanunu yeniden geçirmek için üye tam sayisinin salt çogunluguna (301 milletvekiline) ihtiyaç duyacaktir.

Sonuç: (1) CBK çikarma yetkisi, yetkisinin devri niteligi tasidigi için Anayasa’nin kendi içinde sorun yaratacak bir degisiklik önerisidir. (2) CBK çikarma yetkisinin sinirlari iyi belirlenmis degildir. TBMM denetimine tâbi olmayan, etkili bir yargi denetimine muhatap olup olmayacagi da, Türkiye sartlarinda çok kuskulu olan bu yetki, sistemin zaten epeyce erozyona ugramis olan demokratik hukuk devleti olma niteligini bütünüyle ortadan kaldirma yönünde çok güçlü bir potansiyele sâhiptir.

—————————————————-

Marmara Yerel Haber-8 Mart

Levent Köker

Back to top button