Makale

Defterler nerede

Prof. Süleyman Yasar, 13 Eylül tarihli Sabah yazisinda Ermeni mallarinin yagmalanmasi ve beyaz Türkler tartismasina devam etti ve Erdogan’a diktatör diye saldirilmasi ile, azinlik mallarinin iade edilmesi arasinda iliski oldugu iddiasini sürdürdü. Bu iddiasina bir kanit olarak Yunus Nadi ve Cumhuriyet gazetesi örnegini verdi ki gerçekten önemli bir bilgi.

Bu noktada, anlamli bir adim olmakla birlikte, azinlik vakiflarina ait mallarin iadesi konusunda yapilanlarin hiç de yeterli olmadigini belirtmek isterim. Iade edilen mallar, verilmesi gerekenlerin yüzde 20’si bile degil. Verilmeyen mallar içinde Hrant Dink’in büyüdügü Tuzla Yetimhane Kampi da bulunuyor.

Sonuçta girisimi, belki biri abarti, digeri haksizlik sayilacak, ‘büyük tarihî adim’ veya ‘göz boyama operasyonu’ seçenekleri arasinda bir yerlerde degerlendirebilirsiniz.

Ben konuya, beyaz Türklerin korkmasinin mantiki olabilmesi ancak bir kosulda mümkün diye devam etmek isterim. O da, ufukta sadece vakif mallarinin degil, bireyler tarafindan da yagmalanmis mallarin veya karsiliklarinin verilmesi gibi bir ihtimalin olmasi. O zaman, bu mallari yagmalayan her kimse korkmasi anlasilir olur. Ama bunu düsünmek bile fazla fantezi.

Birakin mallarin iadesini, benim çok daha alçak gönüllü bir istegim var. Tapu Kadastro kayitlarinin milli güvenlik sirri olmaktan çikartilmasi.

Biliyorsunuz bugün hiçbir arastirmaci, Tapu Kadastro müdürlüklerine gidip, Ermeni mallarina iliskin bilgi alamaz.

1983 ve 2001 yilinda Tapu Kadastro Genel Müdürlügü, iki genelge yayinlayarak, basvuru yapacak kimselere bilgi verilmesini yasaklamistir.

Ayrica 2006 yilinda, Milli Güvenlik Konseyi, elektronik ortama aktarilan tapu kayitlarinin arsivlere devredilip arastirmacilarin hizmetine sunulmasini ulusal güvenlige aykiri bularak yasakladi. AKP hükümetinin icraati bu.

100 yil öncesine ait tapu kayitlarini ulusal güvenlik endisesi ile hâlâ sakli tutan ve sahiplerinin açiklanmasindan korkan bir ülkede yasiyoruz.

Birakin mallari iade etmeyi, bu ilkel yasagi kaldirsalar bile yeter.

Hiç degilse bu sayede, Prof. Yasar’in, ‘Bati Anadolu ve Istanbul’da yagmalanan Ermeni mallarinin iktisadi deger olarak Dogu’daki mal varliklarindan daha yüksek oldugu’ iddiasinin dogru olup olmadigini ögrenebiliriz.

Çok önemli bir iddia bu ama konu hakkinda yapilmis hiçbir ciddi çalisma yok. Ermenilerin yüzde yetmisi Dogu Anadolu’da yasiyor olmasina ragmen, hakikaten Bati’da yasayanlarin varliklari daha mi fazla idi?

Bunun için sehir bazinda arastirma yapmak gerekir. Bu tür bir çalisma için tapu kayitlarinin açilmasi da yeterli degil. Bir de 1915’te Ermenilerin mal varliklari ile ilgili tutulan defterlerin arastirmacilarin hizmetine sunulmasi gerekir.

Belki bilinmiyordur, 26 Eylül 1915 tarihli geçici kanunun ikinci maddesine göre, Ermeni mal varliklari, malin niteligine göre ya Evkaf Nezareti (bugün Vakiflar Genel Müdürlügü) ya da Mâliye Nezareti namina kayit altina alindi. 8 Kasim 1915 tarihli kararname ile tutulacak defterlerin bir kopyasinin Istanbul’a gönderilmesi, diger kopyanin da ilgili birimde tutulmasi hükme baglandi. Nisan 1923’te kanun yeniden düzenlendiginde ayni kural tekrar edildi.

Hangi sehirdeki mal varliginin ne oldugunu, bunlarin sonra kimlerin eline geçtigini bu defterleri bulabilirsek ögrenebilecegiz. Ama bu defterlerin yeri de meçhul. Tahmin ederim, imha edilmemis, bir yerlerde duruyordur.

AKP hükümeti, eger bu konuda ciddi ise, önce Tapu Kadastro üzerindeki yasagi kaldirmali ve 1915 ve 1923’te tutulan bu defterleri bulup arastirmacilarin hizmetine sunmalidir. 11 yildir bunu yapmadigina göre, belki AKP de korkuyordur kim bilir…

—————————

Taraf-19 Eylül

Taner Akçam

Back to top button