Demokrasiyi içsellestirmek

Bugün savlananin tersine birden fazla demokrasinin olmadigi artik kabul görüyor. Anlasilan o ki dünyada bir tane demokrasi vardir ve bu demokrasinin dünyadaki tanimi da tektir.
Demokrasi fikrinin yayginlasmasi, daha uygar ve daha ileri bir yasam kurma ihtiyacinin bas göstermesi ile gündeme gelir. Adalet, esitlik ve özgürlük gereksinimi demokrasinin ortaya çikmasini ve bir yönetim biçimi olarak yasami kucaklamasini zorunlu hale getirmistir.
Bu gün dünyada, insanligin en vazgeçilmez degerlerinin basinda demokrasi gelir. Her ne kadar demokrat olmanin ölçütleri ülkeden ülkeye degisiyor algisi hala varsa da, özünde ülkelere özgü bir demokrasi yoktur. Insanliga özgü bir demokrasi vardir.
Demokrasiyi ne kadar içsellestirebilirsek o denli onu erken kurup gelistirebiliriz. Eger demokrasiyi içimize sindiremiyorsak, demokrasi mücadelesi bizim için havanda su dövmek gibi bir sey olur.
Gelinen nokta da; hepimiz dönüp kendimize su sorulari sormak zorundayiz. ‘Ben gerçekten demokrat miyim?’ Ya da ‘ benim için demokrasi ne kadar önemlidir?’ Baska bir deyimle ,’ ben demokrasiyi nereye ve ne zamana kadar sindirebilirim?’
Asgari düzeyde kendini demokrat gibi düsünen herkes bu sorulara yüreklice yanit vermelidir. Görülecek ki içten gelen sesler, gerçekçi ve masum ikrar ile distaki davranislarimiz arasinda bir kopus var. Yani özcesi, bugün her kesin kendini demokrasi sinavindan geçirmesi gerekmektedir. Demokrat olmak ancak bu biçimde anlam bulabilir.
Önce kafalardaki saksilar yikilmali, eski algilar degismeli ve dünyaya, topluma yeni ve gerçekçi bir bakisla bakmaliyiz. Bu bakisi gerçeklestirirken elbette ki kisilerin, kitlelerin ve halklarin ancak demokrasiyi özümleyerek ona kavusabileceklerine; yani onlarin iradesinin tecelli etmesindeki demokrasi bilincine de bakmak ve ona göre degerlendirme yapmak gerekir.
Kürtler demokrasiye en çok ihtiyaci olan halklardan biridir. Birçok insani ve demokratik haklarini hala kullanamamaktadir. Kürt demokratik muhalefeti halkin demokrasiyi gerçeklestirmek konusundaki potansiyelinden yeterince yararlanamamaktadir. Ya da halk kitlelerinin özlemini duydugu demokratik yasamin ancak özgür ve bagimsiz düsünebilme ve demokratik düsünceyi olmazsa olmaz bir yasam ilkesi gibi görmekle mümkün olacagi asikardir.
Kürt potansiyelinin siddete yöneltilmis yönünü siddet disi barisçil ve demokratik bir kanala yöneltmenin yolu eldeki demokrasi silahini ustaca kullanabilmekten geçer. Ikna, diyalog, hosgörü, saygi; herkese gerekli olan erdemlerdir. Çogulculuk, farklilik, renklilik, karsitlarin bir arada yasayabilme olanaginin saglanmasi, ülkemizde yasami zenginlestirebilir, siyasetimizi monoton olmaktan kurtarir. Demokrasi düsü de ancak bu temel üzerinden gerçege dönüsebilir.
Demokrat tavir yasamin her alaninda gerekli ve zorunlu olan tavirdir. Demokrasi çemberi demokrat tavir ve duruslarla örülebilir.
Dogrular her zaman çogunlukta olmayabilir. Kitleler dogru düsünce ile tanismadan yanlislarin pesinden kosmaktan alikonulamazlar. Kuskusuz dogruyu haykiran ses silah seslerinin üstüne çikamaz. Dogru söz azinlikta olunca cilizdir, güçsüzdür. Hele ki silah seslerinin sürekli olmasindan medet uman taraflar varken, baris çigliklari kisa sürede sonuç vermez, vermeyebilir.
Kitlelerin dogrularla bulusmasi özgür ve demokratik bir ortamla nihayi hedefine ulasir. Böylesi bir ortamin kurulmasi için, en gerekli olan sey demokrasi düsüncesinin yayginlastirilmasidir. Kurtulusun silahlarda degil demokraside oldugunu, ulusal demokratik haklar etrafinda bir birlikten geçtigini, birligin bilginin ve inancin basari için en büyük silah oldugu kitleler tarafindan bilinmesi gerekir.
Artik bugün ülkemizde silahlari mezara gömmek gerektigi fikrini herkesle tartismak ve hayatimizdan silahi atmak, attirmak zorundayiz. Silah ve silahli mücadele halka ve onun soylu degerlerine zarar veriyor. Silahlara veda etmek en basat yurtseverlik görevidir.
Farkli olmak, farkinda olmak ile baslar. Farkindalik bir toplumsal ve siyasal algilanmadir. Eski aliskanliklarin degismesi gerektiginin farkina vardiysak eyleme geçip degisimin kapilarini aralamaliyiz.
Demokrasi düsleyen Kürt demokratik muhalefeti, öncelikle kendi içinde demokrasiyi kurmak zorundadir. Farkli oldugunu düsünen herkes attigi her adimin da farkinda olmalidir. Baskalarinda var oldugunu gözlemleyip elestirdigimiz kimi düsünce ve davranislari begenmiyorsak, ayni tutuma düsmemek için çaba göstermek zorundayiz. Eger baskasinda var olan ‘ yanlisi’ biz de yapiyorsak, bizim ‘bay yanlistan’ ne farkimiz kalir.
Demokratik bir olusumun kapali kapilarin arkasindaki hesaplarla bir isi olmaz. Ya da demokratik bir olusum kendi yazgisini nasil olur da ‘ kulis faaliyetleri’ sonucuna baglayabilir. Bu düpedüz kitlelerin özgür iradesini hiçe saymak degil midir? Bu anlayisa demokrat demek mümkün mü.?
Bir parti tüm gücünü seferber edip yüzlerce insanlari olagan genel kuruluna çagirip seçim gündeminde her delegenin eline bir liste tutusturup ‘ git bunu sandiga at’ derse bu çagdas bir tutum olur mu.? Madem demokrasi algisi bu yönde; peki öyleyse bunca emek ve degerle insanlari oraya çagirmanin ne geregi var.?
Böyle bir davranisla taraftarlarinin siyasal tercihlerine ve özgür düsüncelerine her seferinde engel olusturan bir anlayis nasil basari ile yönetebilir ki.? Dogru olmayan bir yaklasim tarzi ile, ya da yukaridaki gibi bir formül ile farkliliklari bir arada tutma olanagi yoktur.
Bu aliskanlik, ne yazik ki, Kürt demokratik muhalefetinin makus talihi olmustur. Lakin bugüne dek bu muhalefet ‘yerinden yönetim’ ile tanistirilamamistir. Bu ise, mevcut siyasal kadrolarin ‘yerlerini korumak’ düsüncesine hizmet etmistir. Örgüte gönül verenlerin gönlünün sesini dinlemek gerekir. Kendi gibi düsünenlere bile ‘ abilik eda ve kibiri ile’ özgür bir biçimde seçme ve seçilme sansi birakmayan bir anlayis demokrat olabilir mi.?
Eger demokrasiyi bina etmek istiyorsak temelini saglam atmaliyiz. Fikirlerimiz; tavir ve davranislarimizla örtüsmeli, keyfimizi kaçirsa da demokrat ilkelerden vazgeçmemeliyiz.
Kendini dogrularin merkezine koyup herkesi kendimize benzetme aliskanligindan kurtulmak gerekir. Dogrunun görece bir kavram oldugu akilda tutulmali. Eger bir örgütte herkes birbirinin ayni düsünüyorsa orada heyecan aramak zorlasir. Eger bir ülkede tek renk varsa orada yasam monoton bir hal alir, tatli geçmez. Çok seslilik, renklilik ve farklilik yasama ve mücadeleye sevk katar, tat katar, anlam verir. Birbirinin ayni düsünen kisilerle birlikte çalismak ve idare etmek kolaydir elbet. Önemli olan farkli kisilerle uyum içinde ve baris içinde bir arada çalisabilmektir.
Farkliliklari bir arada tutmanin yolu ortakliklari bilince çikarmakla mümkündür. Eger ayriliklarimizi sürekli bilince çikariyor ya da derin adreslerimizin talimatlari dogrultusunda örgüt ‘çikarlarini’ gözeten bir tutum içinde olursak bizim gibi düsünmeyenlerle yollarimiz erken ayrilir.
Asil olan ayni çati altinda farkli düsünenlerin ya da azinlikta olanlarin hak ve özgürlüklerini korumak ve bu anlamda demokrat bir tutum içine girmektir. Kendimize tanidigimiz hak ve ayricaliklari bizim rengimizde olmayanlara da tanimak ve bunun güvencelerini yaratmaktir.
‘Ardicil’ güçlerine dayanip ‘kibirlenmek’ demokratik çogulculuga zarar verir, farkliliklarin bir arada yasamasini sikintiya sokar. Bu tutum kusku yok ki genel demokrasi mücadelesini de kesintiye ugratir.
Kendimize soralim: Bu güne dek bizim rengimizde olmayanlara karsi nasil bir demokratik çalisma zemini olusturabildik. Onlarla bir arada olabilmek konusunda ne kadar hos görülü , özverili olabildik ve de bu anlamda kendilerine ne kadar güvence verebildik.?
Kürt demokratik muhalefetinin bugün bir sorunsali da budur.
Dogru olan bizim gibi düsünmeyenlere de hosgörü ile bakip onlarla ortak projelerde bir arada olabilmektir. Bu projeler kusku yok ki asgari müsterekler üzerinde bina edilmis olmalidir. Lakin her seyi namlunun ucunda görenlerle silahli mücadelenin zararli ve sakincali oldugunu savunanlarin bir arada çalismasi çok zordur. Çünkü asgari müsterekler konusunda bir hemfikirlik olusamaz. HEP ve DEP bunun en canli örnegidir.
Eger davranislarimizin farkinda olmazsak farkliligimizi yitiririz. Yanlis ile aramizdaki mesafeyi kisaltiriz, günün birinde o mesafe sifirlanir ve bizde iflah olmaz yanlislara düseriz.
Yanlis yolda olanlarla ayni safta olmak halkin bilincini muglaklastiran bir tutumdur. Halka dogruyu seçip, dogruyu yanlistan ayirma sansini vermemektir. Baska türlü nasil ‘dogru siyasetiniz’ ile alternatif olabilirsiniz.
Siyasal partilerin programlarinin gerçekçi ve nesnel kosullara uygun olmasi tek basina yeterli degildir. Bu programin kitlelere inmesi ve halkin bu program ülküler etrafinda kenetlenmesi gerekir.
Parti merkezinde politika üretmek üzere seçilenler, ‘kulis’ lerden, yani ‘torbadan’ çikma ‘koalisyon güçleri’nin takdir ettigi kisiler ise program ve anlayis ne kadar saglam olursa olsun parti genisleyemez.
Ama eger yöneticiler, ‘liyakad’ anlayis ve mutabakati ile seçilmis olsalar vizyon, kariyer ve karizmalari, deneyim ve donanimlari merkezde ‘politika üretmeye’ ve mevcut dogru politikalari ‘kitlelerle bulusturmaya’ yeterli ise, daha da önemlisi kitlelerin özgür iradeleri ile isbasina gelmislerse, onlar nasil davranmasi gerektigi konusunda güçlük çekmezler. Söz konusu bu kisiler sizin renginizden degilseler bile onlari davet etmek ve önlerini açmak gerekir. Genisleme ancak böyle saglanabilir.
Legal bir demokratik partinin isleyis mekanizmalari bastan asagi demokratik olmalidir. Parti içi demokrasi her kademede hayat geçirilmelidir. Parti adina ve de parti ilkelerini ve anlayisini yakindan ilgilendiren gelismeler mutlaka ilgili organlarda tartisilmali ve tabanin egilimleri göz önünde tutulmalidir. Kurultaylar bunun için vardir. Demokratik partilerde icra organi olan MYK, unutulmamali ki PM’nin emrindedir. Parti Meclisinin üst organi ise, genel kuruldur, yani kongre delegeleridir.
Bir demokratik partiyi ayakta tutan onun iç demokrasisidir. Eger partide demokratik kanallar tikanirsa partinin ömrü uzun olmaz. Parti yöneticileri demokratik tutum ve davranislari ile anilmalidir.
Kürt ulusal muhalefetinin diger bir sorunu da, birlikte çalisma, birlikte çalismayi iyi bir aliskanlik haline getirme konusundaki nakisliktir. Farkli düsünen, farkli anlayislardan gelen ve parti programi dogrultusunda ortaklasan güçleri bir araya getirmek kolay, ancak onlari bir arada baris içinde tutmak pek kolay degildir. Hosgörü tam da bu zamanda gerekir.
Siyasal mücadele ilkelerle sürdürülür. Bu mücadelede yer alan herkesi baglayan en önemli sey partinin ilkeleri ve anlayisidir. Ortak program etrafinda bir araya gelmis olan kisilerin ideolojik ve dinsel inançlari ayri olabilir. Ayni sekilde ayni ideolojik yapidan bir çok kisi de ortak bir partide olabilirler. Bu durumda parti içinde ‘ azinlik- çogunluk’ durumuna bakmadan herkese esit ve tam bir demokrasi saglanmalidir. Böylece farkli da düsünseler tüm partilerin ortak bir dili olusur ve bu dil partinin politik dili olur.
Kendini ifade hakki, düsüncelerini dile getirme hakki, kendi yandaslarinin duygu ve düsüncelerine tercüman olup bu duygu ve düsünceleri parti organinda tartisabilme hakki ayirimsiz her üyeye taninmalidir.
Ancak herkesin vazgeçemeyecegi ilke emek ve üretim ilkesi olmalidir. Partiye emek veren, çalisan, partinin çikarlarini gözeten, partiyi kitlelerle bulusturma konusunda kararli ve özverili olan kisiler dogal bir ayricalik elde ederler. Çogalmayi saglayan, partiyi büyüten, onu güçlendiren tüm davranislar alkislanmali ve taltif edilmelidir.
Kürt demokratik muhalefetinin bir diger açmazi yerinden yönetilememektir. Mücadele alanlarinin birbirine karistirilmasidir. Ya da farkli disiplin ve yapilari birbirinin yerine ikame etmektir. Daha da önemlisi yöneticisi oldugu partiyi disardaki disiplinlerden gelen emirler talimatlar ve direktiflerle yönetmektir.
Eger bir parti yerinden yönetilmiyorsa onun demokratligindan süphe etmek gerekir. Belli ki o partide parti içi demokrasi gereksiz ve islevsiz hale gelmistir.
Bu durumdaki partilerin kendine ait hiç bir seyleri olmaz. Yöneticilerin kulagi disaridan gelecek seslerde olur. Bu baglamda bu yapilarda kitle iradesinden, kitle egilimlerinden söz etmek güçtür. Bu tür yapilarda farkliliklari korumak ise hemen hemen olanaksiz gibidir. Bu tür partilerde çalisan ve farkli olduklarini sananlar zamanla ruhlarini teslim etmis birer edilgenler sinifindan baska bir sey olmazlar. Partideki egemen gurup herkesi kendine tabi kilmaya baslar, kendinden olmayani kisa zamanda minderin disina atarlar.
Oysa ki ruhunu teslim etmeden de mücadele etme sansi olmalidir. Partideki demokrasi herkesin güvencesi olmalidir. PKK’nin destekledigi bugüne dek kurulmus olan tüm partilerde ayni anlayis hakim olmustur. Bu nedenle onlar, her ne kadar ‘çok seslilikten’ söz etse de aslinda bir uyumlular hareketi ya da homojen bir hareket olarak yasam sürmüstür. Parti yöneticilerinin eline baska yerlerde üretilmis fikirler tutusturulmus ve vesayet partiyi sarmistir.
Yukarda sözünü ettigimiz partiler, halkin iradesini de yok saymistir. Kendi iradelerini halkin iradesi yerine ikame etmislerdir. ‘halk böyle istiyor’ deyip herkesi aldatmislardir. Bu partiler bu nedenle demokrasiyi içsellestiremezler. Çünkü iradeleri ipotek altindadir.
Bir partiyi en büyük sikintiya sokacak tek sey onun vesayet altina girmesi ve yerinden yönetilememesidir.
Ayni sekilde partinin iflahini kesecek bir diger tutum ise, blok ve total tavir ve hegemonyadir. Demokrasiyi sadece parmak sayilari arasindaki matematiksel islemlerden ibaret gören anlayistir.
Demokratik isleyis bu her iki tavri da distalar. Demokrasi bu tutumlari distalar.
Kürt demokratik hareketindeki bir diger yanlis da kuskusuz ki ‘koalisyoner yönetim’ sistemidir. Gerçekte, bir parti diger partilerle koalisyonlar yapabilir. Ancak demokratik partilerde partide yer alan farkli düsünce guruplari arasinda bir koalisyon olmaz. Yönetim organlarinin paylasim pazarligi yapilmaz. Parti eger böyle bir yolu önüne koyarsa iç çekismelerden ve iç sorunlardan disariya açilmaya firsat ve zaman bulamaz. Dahasi koalisyon güçleri de partinin çikarlarini bir kenara iter ve kendi gurup çikarlarini öne çikarirlar ki bu da partinin ‘dayak yiye yiye ölmesi’ demektir.
Kuskusuz demokratik partiler kendilerine yakin diger partilerle zaman zaman ittifaklar yapabilir. Partiler arasi is ve güç birlikleri yapilabilinir. Bu çok normaldir.
Ama demokratik partiler vesayet altindaki partilerle, siddet ve gerilimden medet uman partilerle, yerinden yönetilmeyen ve iradesi ipotek altinda olan partilerle ittifaklar kuramaz, kursa dahi bu ittifaklarin basari sansi olamaz. Çünkü birlik farkli mücadele alanlarini birbirinin yerine ikame eden güçler arasinda gerçeklesmez. Birligin bir zemini ve ortak amaci vardir.
Kürt demokratik muhalefeti bu tür yanlislardan kurtulmadigi sürece ciddi ve kalici kazanimlar elde edemez. Samimi yurtsever-demokratik bir anlayis olmadan çogalmak ve basariya gitmek olanakli degildir.
Latif Epözdemir