Makale

Iskenceyi kim icat etti?

12 Eylül’ün fasist generallerinin yargilanmaya baslamasiyla birlikte, iskence konusunu ülke gündeminin ilk sirasina oturdu.

Insanlar, bir yerden diger bir yere daha erken gitmek için, araba, otobüs, tren ve uçak icat ettiler. Daha iyi görmek için gözlük, aydinlanmak için elektrik, yemek pisirmek için tencere, isinmak için kalorifer kazani icat ettiler. Kisacasi, yasami kolaylastirmak, hayati renklendirmek ve insanlari mutlu etmek için, enva-i çesit icatlar yaptilar. Peki, iskenceyi niçin icat ettiler?

Yapilan bilimsel arastirmalar, insanlarin hayvan gibi yasadiklari vahsi dönemde, bir birlerine siddet uygulamadiklarini, iskence yapmadiklarini ve savasmadiklarini gösteriyor.

Ne zaman ki insanlar yöneten ve yönetilen biçimde iki kümeye ayrilinca ve modern siniflar ortaya çikinca, yasak, baski, siddet, iskence ve savaslar, toplumsal yasamamizin önemli bir parçasi haline geldi. Sözün kisasi, insanlar vahsiyken, kibar, nazik, sevecen bir yapidaydilar. Sözüm ona modernlestikçe, uygarlastikça, vahsi bir canavara dönüstüler.
Nuh Nebi’den bu yana, yönetenler- yönetilenler, ezenler-ezilenler, sömürenler-sömürülenler biçiminde iki ana eksen üzerinde kümelenmis bir biçimde yasiyoruz. Yönetenler, kurulu düzeni devam ettirmek, yönetilenler ise bu düzeni degistirmek istiyorlar. Çingar bundan çikiyor, kiyamet bundan kopuyor.

Yönetenler, egemenligi altina aldigi, bilim, teknik, edebiyat, sanat, din ve mezhep gibi araçlari kullanarak kendilerini medeni, akilli, yetenekli ve asil gösterdiler. Yönetilenleri ise, aptal, cahil, yeteneksiz, soysuz göstermeye çalisiyorlar.

Bu sekilde iki grup arasinda, efendi-köle kültürünü yarattilar, sömürü çarkini da bu kültür üstüne oturttular. Bu tuzaga düsenler, sürüleserek düzen sahiplerinin emrine girdiler. Tuzaga düsmeyenler ise, egmenlere karsi çikmaya basladilar.

Egemenler, itiraz edenleri ve baskaldiranlari susturmak, ezip yok etmek için, yasak, baski, siddet, iskence ve savas projelerini yürürlüge sokuyorlar. Böylece insanlar, birbirlerinin girtlagina sarilan, etini yiyen ve kanini içen canavarlara dönüstüler.

Söz buraya gelmisken, insanlarla hayvanlar arasinda kisa bir kiyaslama yapmak istiyorum. Hiç bir hayvan, kendi türdesini asla öldürmez. Sadece karnini doyurmak için, diger bir havani öldürür.

Insanlar ise, birbirlerini öldürmek için çesitli planlar yapiyorlar. Insanlari öldüren çesitli silahlar icat ediyorlar. Askerlere adam öldürme sanatini ögretiyorlar. Ölümü kutsuyorlar. Vatan, din, mezhep, millet için ölenlerin cennete gideceklerini söyleyip, onlari savas alanlarina sürüyorlar. Hayvanlar ise asla ve asla, böyle vahsi seyler yapmiyorlar.

Simdi iskence konusuna gelelim. Egemenler acaba iskence araciligiyla ne yapmak, ne elde etmek, nasil bir sonuca ulasmak istiyorlar? Bu icadin stratejik hedefi nedir acaba?

Iskencenin temel amaci insanlara, yaptigi bir seyi itiraf ettirmek, üstüne atilan bir suçu zorla kabul ettirmektir. Stratejik amaci ise, hedef seçilen insanlarin, kisiligini bozmak, kimliginden utanir hale getirmek, diz çöktürmek ve kölelestirerek teslim almaktir.

Tarih boyunca uygulanan bazi iskence yöntemlerinden bazilari söyledir:

Kaziga oturtmak.
Gözüne mil çekmek.
Kaynar suya veya atese atmak.
Agzina kizgin maden erigiyi dökmek.
Kirbaçlamak.
Derisini yüzmek.
Ellerinden ve ayaklarindan duvara çivilemek.
Kizgin demirle daglamak.
Dis ve tirnaklarini sökmek.
Parmaklarini kirmak.
Yilan, çiyan, akrep içine atmak.

Simdi 12 Eylüle gelelim. Diyarbakir’da uygulanan iskence biçimleri digerlerinden çok farkliydi. Çünkü 12 Eylülün fasist generalleri, batida sadece düzen karsiti sosyalist, demokrat ve devremcilerini hedef seçmisti. Diyarbakir’da ise, aga, bey, esraf, seyh, dede, Alevi- Sunni, Kurmanç- Zaza, sosyalist-liberal, köylü-kentli, okumus-cahil ayirt etmeden Kürt halkini yargiliyordu.

Batidaki tutuklular, düzen karsiti vatan hainleri komünist de olsalar, nihayetinde Türktüler. Diyarbakir’dakiler ise, düzen yanlisi olsalar da nihayetinde Kürttüler. Elbette ki Türklerle Kürtlere uygulanan iskenceler farkli olacakti.

Diyarbakir’da uygulanan maddi ve manevi iskencelerin bazilari söyleydi:

Aç, susuz ve uykusuz birakmak.
Bir kaç gün aç birakip, sonra gereginden fazla yedirtmek.
Bok, fare ve bozulmus yiyecekler yedirmek.
Boklu suda yüzdürmek.
Deterjanli su içirmek.
Bakismayi ve konusmayi yasaklamak.
Pencereleri yazin kapatmak, kisin açik tutmak.
Sürekli olarak günese baktirmak.
Yüksek sesle müzik dinletmek.
Çiril çiplak soymak.
Cinsel iliskiye zorlamak.
Cinsel iliski seyrettirmek.
Gözünün önünde anne, baci ve karisina cinsel tacizde bulunmak.
Kadinlarin saçini usturaya vurmak.
Kutsal degerlere küfretmek.
Korku ve fobilerini kullanmak.
Intihara zorlamak.
Baska tutukluya inkence etmeye zorlamak.

Yilmaz Çamlibel

Back to top button