Makale

Devlet krizi, demokrasi riski

Çatisma derinleserek devam ediyor. Taraflari, içerigi ve araçlari itibariyle Türk siyasi hayati bu tür bir çatismayi ender görmüstür.

Yasanan ne sadece yolsuzluk iddialari ve etrafindaki tartismalardan, ne de sadece eski ortaklarin kavgasinin yol açtigi agir sarsintidan ibarettir.

Geldigimiz asamada çatisma bir ‘devlet krizi’ biçimini almistir.

Cemaatin siyasi eylemlerini emniyet ve yargidaki unsurlar ve onlarin imkanlariyla sürdürmesi, buna karsilik siyasi iktidarin aldigi, zaman zaman hukuk sinirlarini zorlayan engelleyici önlemler, görevden alma ve atamalar bu ‘kriz’i her geçen gün daha kesif hale getiriyor. Bir savcinin yeni bir sorusturma kapsaminda verdigi gözalti talimatina emniyetin direnmesi, duruma valiligin müdahil olmasi, ilgili dosyanin bu savcinin elinden alinmasi, öte yandan söz konusu savcinin (Muammer Akkas’in) özel yetkililer grubundan olup, cemaat dokusuyla temas içinde bir isim olmasi, gizli ve kapali çalismalari ve niyetiyle ilgili ciddi kuskularin bulunmasi gelinen noktaya dair yeni bir göstergedir.

Tüm bunlar yolsuzluk, usülsüzlük ve bunlara yönelik iddialar ‘zemini’nde yasaniyor.

‘Yolsuzluk zemini’ önemli yaniyla çatismalarda ve ‘krizde ciddi araçtir’…

Öte yaniyla bir zemin olma ötesinde siyasi bir durumdur. Açilmasi ve yüzlesilmesi gereken bir pakettir.

Çatisma ve yolsuzluk iddialarinin bu denli iç içe girmesi, kah çatisma halinin kah yolsuzluk iddialarinin digerini araçsallastirmasina yol açiyor. Bu durum yasanan siyasi krizi ve devlet krizini körüklüyor, kamuoyu açisindan algida cephelesme, cephelesmeden hareketle siyasallasma üretiyor.

Belki kaotik ama durum bu…

Bu tablo yasanan krizin her boyutuna ayri önem vermeyi, ancak ayni zamanda tüm boyutlari birlikte düsünmeyi gerektiriyor.

Bütün olarak ele alinca kanaatim yasanan gelismelerle pekisiyor:

Hükümet-cemaat kavgasi krizi anlamak için esastir.

Cemaat, elindeki yolsuzluk malzemesini (içi bos ya da dolu) kendi stratejisi etrafinda kullaniyor, esen rüzgari oldugundan güçlü hale getirmeye çalisiyor. Hükümeti, özellikle Erdogan’i yipratmak, mümkünse devirmek için farkli sorusturmalarin tek operasyona indirgemesiyle, basina sizdirilan seçme delillerle, uygunsuz kasetlerin yayiniyla yürütülen ‘planli hamle’yi görmemek mümkün degildir.

Sonuç olarak Türkiye alisik olmadigi tarz ve yöntemlerle, üstelik siyasi alanda degil devlet alaninda, seffaf olmayan bir aktör üzerinden agir bir çatisma yasiyor.

Bu çatisma nasil seyreder?

Asil soru budur…

Önce taraflara bakalim…

Basbakan stratejisini netlestirdi:

1. Partisine yönelik iddialari ve olusan olumsuz imaji bozmak için hakkinda sorusturma olan bakanlarin istifasini sagladi. 2. Buna karsin bu sorusturmalari tezgah ve kalkisma olarak yorumladi. 3. Bu çerçevede ilk faturayi cemaate çikardi, cemaati devlet içinde yuvalanmis bir çete olarak tanimladi ve devlet içini temizleyeceklerini söyledi. 4. Kalkismanin dis boyutu oldugunu vurgulayarak, cemaati bazi güçlerin taseronu olmakla suçladi ve bu çerçevede asil hedefin AK Parti degil, Türkiye oldugunu iddia etti.

AK Parti’nin kimi bakanlari saibeyi üzerinden atmak için bir tür açiga almasi ve ‘Türkiye’ye yönelik komplo’ çikisi, kamuoyunu bu çerçevede ‘istiklal mücadelesi’ vurgusuyla yeni bir ‘seferberlige’ daveti, krizle ve devlet içi ayrismayla bas etme politikasinin temel ayaklarini olusturuyor.

Buna karsilik cemaati hafife almamak ve yeni hamlelerini beklemek gerekiyor. Fethullah Gülen’in bir ana muhalefet partisi baskani gibi basbakanla sürekli atismasi, çatismayi körüklemesi, devlet içindeki yandaslarina açik bir sekilde sahip çikmasi, açik siyasete soyunmasi da baska bir siyasi seferberlige isaret ediyor. Cemaatin ana stratejisi AK Parti’yi ve Erdogan ailesini yolsuzluk ve terör gruplariyla iliski iddiasi üzerinden vurmak gibi görünüyor….

Çatisma nasil seyredecek sorusuna verilecek yanit, taraflarin tavri ve genel stratejilerinden ibaret degil, atacaklari adimlarla hukuk devleti düzenini ne kadar zorlayabilecekleriyle de ilgili.

Hükümetin Adli Kolluk Yönetmeligi’nde yaptigi, kuvvetler ayriligi ilkesinin sinirlarini zorlayan degisiklik buna örnektir. Savcilarin katalog suçlarla ilgili sorusturmalarda mülki amirleri bilgilendirme zorunlulugu, AK Parti’nin siyaseten gerekli gördügü, ancak demokrasiyi ciddi olarak yaralayan da bir hamledir. Buna benzer adimlar yeni yasa degisiklikleri ve idari tasarruflar seklinde karsimiza çikarsa, bu devlet krizi yeni bir demokrasi sorununa dönüsebilir.

Bu çerçevede sözünü ettigimiz sadece AK Parti degildir. Cemaatin devlet içindeki yeminli aktörleri ellerindeki devlet yetkisini cemaat stratejisi etrafinda kullanmaya devam ettikçe, bu yayginlastikça, siyasi iktidar bu çerçevede yara aldikça, az akilli CHP tipi siyasi partiler ve olup biteni tribünden seyretmeyi, AK Parti’ye vurarak cemaati oksamayi tercih edenler bu durumu mesrulastirdikça, demokrasi sorunu daha da büyür.

Endisemiz budur…

Not: Bu yazimi iki yil önce cemaate yönelik analizlerim sirasinda beni fitnecilikle, tasfiyecilikle ve Islam bahçesindeki ayrik otu olmakla suçlayan Ahmet Tasgetiren’e ithaf ediyorum.

—————————————————

Yeni Safak-27 Aralik

Ali Bayramoglu

Back to top button